Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:43
Vüs’at O. Bener’in kendine has kalemi. 1980’lerin Türkiye’sini görmek isteyenler ve bugüne bakınca aslında -hemen hemen hiçbir şeyin değişmediğini görmek isteyenlere şedid tavsiyemdir okumaları. Samimi iç çatışmaları, nefisle mücadelenin zorluğunun kelimelere döküldüğü tatlı bir eser. Toprağın bol olsun Vüs'at O. Bener
Bay Muannit Sahtegi'nin NotlarıVüs'at O. Bener · Everest Yayınları · 2024676 okunma
Enki Bilal'den Ekolojik bir uyarı
8/10
·93 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Havanın Rengi ile Gazap Fırtınası üçlemesinin sonuna geldim. Bu seri Mahluk, Julia ve Roem, Havanın Rengi olarak üç albümden oluşuyor. Enki Bilal çizgiroman dünyasının devlerinden biridir. İşlerini çizerliğin ötesinde bir ressam gibi yapar. Zaten kendisinin Fransa ve Amerika'da açtığı serigiler de var. Akrilik boya, soft pastel, guaj boya, çini mürekkebi gibi malzemelerle karışık teknik uygular. Çizgiroman panellerini klasik yöntemle bir sayfa üzerinde çizmez. Her bir kareyi ayrı ayrı büyük boylarda çalışır. Bu yüzden onun sahneleri sergi resimlerini andırır. Bana göre en iyi portre sanatçılarından biridir. Karakterlerin hüzünlü, düşünceli yüz ifadelerini ustaca resmeder. Oluşturduğu fantastik kaotik atmosferlerle sizi başka bir dünyaya çeker. Bilal'i ilk defa bizde 90'lı yıllarda yayınlanan Av Partisi çizgiromanı ile tanımıştım. Pierre Christin'in yazdığı bu kitapta sanatçının çizgilerine hayran kalmış, sayfalarını uzun uzun incelemiştim. Daha sonra 2000'lerde, kendisinin yazıp resimlediği, meşhur Nikopol serisi ve Canavar serisi yayınlandı. Bu albümlerde tekniğini iyice geliştirmiş ve çizgiroman sanatının en güçlü görsel ürünlerini vermişti. Ancak her ne kadar ressamlığına hayran olsam da Enki Bilal'in yazarlığını pek sevmem. Hatta iyi bir yazar olmadığını düşünürüm. Kurgusu dağınıktır. cümleleri akmaz. Sık sık edebiyat ve felsefe alıntısı ile anlatıyı derinleştirmek ister ama bu tutum hikayenin doğallığını bozar. Bunun en büyük sebebi de sanırım Bilal'in çizgiroman çalışma tarzı... Hikayelerin karelerini çizdikten sonra diyalogları ve metin kutularını yazıyor. Bu da doğaçlama bir yazım demek. Doğal olarak hikayeleri bu spontane yöntem ile karmaşıklaşmaya başlıyor. Sahnelerde tiyatral bir hava oluşuyor. Bilal'de varoluşçu ve nihilist eğilimleri hemen fark
Çizgi Roman
Havanın RengiEnki Bilal · Marmara Çizgi · 20177 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sınıfsal Duvarları Yıkan Bir Mecnun ve Aşka Adanmış Bir Ömür
10/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2023 14. kitabı
Kitabı okurken, ana karakter Martin’in kalbindeki o devasa sevgiyi kıskanmamak neredeyse imkansız. Karşımızda modern bir Leyla ile Mecnun hikayesi yok belki ama, sevdiği kadın uğruna kendi çöllerini yaratan ve o çöllerde tek başına yürüyen upuzun bir "Mecnun" hikayesi var. Kaba saba, eğitimsiz bir denizci olan Martin’in, burjuva sınıfından Ruth’u gördüğü an kalbine düşen o ilk kıvılcım, sıradan bir hoşlanmanın çok ötesindedir. Martin için Ruth bir kadın değil; ışığın, zarafetin, edebiyatın ve ulaşılmak istenen tüm güzelliklerin yeryüzündeki gölgesidir. Sırf onun dünyasına, onun zihnine layık olabilmek için uykusundan, sağlığından, açlığından vazgeçer. Kendini kelimenin tam anlamıyla küllerinden yeniden yaratır. "Aşk mantıktan daha yücedir. O, hayatın ta kendisidir..." Ancak kitabın asıl trajedisi, Martin bir dahi olup o hayran olduğu yüksek zümrenin içine girdiğinde acı bir gerçekle yüzleşir: Aristokrasinin parıltısı sahtedir ve ne yazık ki uğruna dünyaları karşısına aldığı Ruth bile, Martin’in ona duyduğu o devasa, o saf sevgiyi taşıyabilecek kadar büyük bir ruha sahip değildir. Martin’in aşık olduğu şey, aslında Ruth’un kendisi değil; kendi temiz ve saf ruhunun Ruth’un üzerine yansıttığı kusursuz bir illüzyondur. Martin Eden, kalbindeki o saf ve sınır tanımayan sevgisiyle edebiyatın en hakiki Mecnun'larından biridir. Onun yükselişini izlerken imrenecek, saf sevgisini kıskanacak, düştüğü yalnızlıkta ise onunla birlikte üşüyeceksiniz. Sayfaları kapattığınızda aklınızda tek bir soru kalacak: Martin'i bitiren şey başarısızlık mıydı, yoksa o tertemiz aşkının karşılığında bulduğu o devasa sahtelik mi? Martin Eden
Aşk
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
BURJUVAZİNİN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNDE BOĞULAN BİR RUH: MARTIN EDEN
7/10
·517 syf.··
2026 63. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 21:47
Martin Eden benim için sadece bir kitap değil, içimde günlerdir dinmeyen kocaman bir fırtınanın adı artık. Jack London bu eserde sadece bir başarı ya da aşk hikayesi anlatmıyor; insanın kendini sıfırdan var etme çabasını, entelektüel yalnızlığın zirvesini ve burjuva dünyasının o pırıl pırıl parlayan ama içi tamamen çürümüş olan iki yüzlü ahlakını adeta yüzümüze çarpıyor. kitabı bitirdiğimden beri içimdeki o burukluk, o yoğun kızgınlık ve hayal kırıklığı hissi asla geçmiyor. kitabın son sayfasını kapattığım an,Martin’in o yalnız, hırpalanmış ruhuna sarılıp ağlamak istedim... hikayenin en başına döndüğümüzde, karşımızda kaba saba, eğitimsiz ama içinde keşfedilmeyi bekleyen devasa bir cevher barındıran gemici bir Martin var. ve onun hayatını tamamen değiştiren o an: Ruth Morse ile tanışması. Martin, Ruth’a öyle saf, öyle temiz ve adeta onu ilahlaştıran bir aşkla bağlanıyor ki, sırf onun gözündeki o "yüksek" dünyaya adım atabilmek, ona layık bir adam olabilmek için kelimenin tam anlamıyla bir savaşa giriyor. geceleri sadece birkaç saat uyuyor, aç kalıyor, parasızlıkla boğuşuyor, rehin dükkanlarına eşyalarını bırakıyor ama okumaktan, yazmaktan, öğrenmekten asla vazgeçmiyor. elleri nasır tutmuş bir gemiciden, felsefeyi, sosyolojiyi, edebiyatı yutmuş bir dehaya dönüşüyor. kendi küllerinden yepyeni, muazzam bir insan yaratıyor. ancak kitabın en can yakıcı, insanı okurken sinirden delirten noktası da tam olarak burada başlıyor: Martin, Ruth’u ve onun ailesinin temsil ettiği o üst sınıf burjuva dünyasını gözünde o kadar kutsallaştırıyor, onları o kadar "kusursuz ve bilgili" sanıyor ki, kendi entelektüel seviyesi yükseldikçe asıl gerçeği görmeye başlıyor. Martin tırnaklarıyla kazıyarak yükselirken, Ruth’un ve çevresinin aslında ne kadar sığ, önyargılı, kalıplara sıkışmış ve tamamen
İnceleme
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,2bin okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2026 11. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:39
Kitabın başlarını anlamakta zorlansam da dilini çözdüm ilerledikçe. Karakterlerin yaşadıklarını kendi bakış açılarından yansıtmış. Karakterimiz sürekli arayışta. Kalıplara sığmak istemiyor, tatmin olmuyor. Doğru insanı arıyor, ya da arayışı seviyor. Gününün dünyasına yabancı. Yalnız. Günümüzün modern zaman hastalığına yakalanmış aslında. Parası olduğu için çalışmak zorunda olmamasının verdiği bir özgürlüğe sahip. Ama bu özgürlük ona bir amaçsızlık veriyor. Kitabın sonlarında bahsettiği gibi herkesin tutunduğu farklı şeyler var hayatta. C. nin'se tutunduğu "gerçek sevgi" bir kadın sadece. Ama C. karakteri her kadında bir kusur bulup kaçıyor. Kafasındaki o ideal kadını arıyor.​ C.’nin en tiksindiği şeylerden biri toplumdaki sahtelik. Herkes kendine bir maske seçmiştir ve o maskeyle yaşar. C. ise ne kadar yaralı, tutarsız veya huysuz olursa olsun maskesiz.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 14:13
Roman hayatın parça parça olduğunu, insanların sahtelik ve gerçeğin arasında gelip giden bir varlık olduğunu hicvederek mizahi bir dille anlatıyor.....Çok beğendim.....
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma