Bir tabağı olan yemek yer, iki tabağı olan Nemrutlaşır. Bir saf gören minnetle bakar, iki saf gören kinlenir. Bir ağaç gören sevinir, iki ağaç görenin sırtındaki balta kımıldar. Bir güzel ile şifa bulan, iki güzel gördüğünde hastalanır. Bir tuğla bulunca evini sağlamlaştıran, iki tuğla bulduğunda yeni bir ev yapmaya koyulur. Bizi yoldan ayırır ikilik, üçlük, beşlik. Teklikle yola girer üçler, yediler, kırklar. Bir büyüktür, iki ufaktır, üç küçüktür, dört kısadır. Bir haktır, iki hakka gir-mektir, üç hakkından gelmektir, dört haksızlık etmektir. Bır haddir, iki haddi aşmak, üç haddi çiğnemek, dört haddinden fazladır. Bir dışında buraya kadar söylediklerimizin hepsi belki de yalandır. Bu yüzden her şeyi bilen anlatıcılar olarak toparlanırız, bir oluruz. Lakin yine de kendimizi Hüseyin'in hikẩyesine bir şeyler eklemeye çalışırken yakalar, dağılırız..
“Son yıllarda öyle değişmişti ki, bakışları bile başkalaşmıştı. Artık o gözler insana inanıveren, saf, temiz bir kızın gözleri değildi. Karşısındakine sert sert bakıyordu. Her şeye karşın al yazmalı, selvi boylu sevgilimdi o benim.”
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Beni sevilmemiş bir çocuğu sever gibi sevme. Bir erkeği sever gibi sevmeni istiyorum beni.
Sayfa 276·Kitabı okuyor
biraz mı????
"Bizi soyacak mısın?" dedim. Beni tutan adam, "Aynen öyle," diyerek beni sarstı. Kendimi tutamadım. Kaçak olduğumuz için yakalanmadığımızı ve bu adamların birer hırsız olduğunu anlayınca içim rahatladı, güldüm. Hırsızlar ve Malyen de bana kafayı yemişim gibi baktı. "Saf mu bu kız?" diye sordu beni tutan adam. "Evet," dedi Malyen ve susmamı işaret edercesine gözlerimin içine baktı. "Biraz öyledir."
Sayfa 297 - alinagerçektençoksafsalakneden böyleağlamakistiyorum·Kitabı okudu
Şüphenin verdiği bu nefret korkunçtur. Saf ve temiz sanılan sevgilinin sadakatsizliği ihtimaline katlanamamak, deli olmak veya kendini vurmak ihtiyacı, her sevdalının en dehşetli duygusudur.
Sayfa 85·Kitabı okuyor
Ey Rupi,bu kadar ben olamazsın
dedin ki. eğer alnımıza yazılmışsa. kader kavuşturur yine bizi. gerçekten o kadar saf mısın diye düşündüm bir an. inanıyor muydun sahiden kaderin cilvesine. sanki gökyüzünde oturup bize bakıyormuş. sanki beş parmağı varmış da piyon gibi sürüyormuş bizi. sanki bizim seçimlerimiz değilmiş gibi. kim öğretti sana bunu. söyle. kim kandırdı seni. sana bir kalp verilmiş, bir de akıl ama sen değilsin kullanacak olan. kendi eylemlerin değil başına gelecekleri belirleyen. avaz avaz haykırasım var: her şey bizim elimizde aptal! kavuşmak sadece bizim elimizde. oysa susmuş oturuyorum. titrek dudaklarımla gülümsüyorum, düşünceli. ne hazin değil mi? sen her şeyi böyle apaçık görürken karşındakinin görmemesi.
Sayfa 84·Kitabı okuyor
Alıntı