Puan vermedi·416 syf.··
2026 36. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:18
Gerçek olması dolayısıyla kalbim kırık ,gözlerim dolu okuduğum bu harika kitabı yazıp bize çok değişik zamanlarda yaşamış Şefika hanımın hayatını anlattığı için kızı Nuriye hanıma çok teşekkürler. Yaşadığı tüm zorluklara rağmen hayat enerjisini kaybetmemesi sürekli kendini geliştirip okumaya, eğitime devam etmesi bizlere çok iyi bir örnek teşkil ediyor. Keşke sağken görebilseydim kendisini. Ama sevdiklerinin mezarının üstü otobüs terminali yapılan, dedesinin mezar taşı köprüye merdiven taşı yapılan bir insan için benim dileğim ne ki. Göremesem de kalpten sevgilerimi gönderiyorum umarım ben de onun gibi uzun yıllar okuyup etrafıma ışık saçabilirim naçizane
Annem ŞefikaNuriye Ortaylı · Kronik Kitap · 202667 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "RUHU GERİDE KALANLAR" //ALINTILAR #Mide beyinden akıllıdır. Çünkü mide kusmayı bilir, beyin ise her pisliği yutar... #Ben onu benim için bir milat sayıyordum... Oysa değilmiş... #Yaşadıkları, hissettikleri, hissedemedikleri, söyledikleri ya da söyleyemedikleri, sevdikleri ve nefret ettikleri;hepsiyle hesaplaşıyordu... #İyileşmesi sadece bedensel değil, ruhsal bir yolculuk gerektirecekti... #Senin kalbin zaten güçlü, ancak benimkine bazen hikâyeler lazım. Onlar beni tutuyor, düşmemi engelliyor... #Kendi hikayemizi bilirsek, kendimizi de severiz... #Babamın sevgi prizi, benim adaptörüme uygun değildi... #Coğrafya kaderdir derler ama benim kaderim bu topraklarda nerede saklıydı ki? #Kaygı, hayatımda bir misafir değil, ev sahibi gibiydi... #Ya insanlardan kaçıyordum ya her şeyi kontrol etmeye çalışıyordum... #Babamın eksik şefkati, annemin kontrolcülüğü, içimdeki yalnızlık ve özlem, şarkının her notasında yankılanıyordu... #Hayatı kontrol etmeye çalışmak, nehre karşı kürek çekmek gibidir. Yorulursun, ama nehir seni yine istediği yere götürür... #Kadınlığımla, cinsiyetimle hiç barışık değildim... #Dündeki hatalar ve gelecek kaygıları olmadan şu anda varolabilmek bir mucize gibiydi... #Şimdi bu dünyadan çok uzaktım... #Herkes bir okyanustur. Dalgalar bazen sakin,bazen vahşidir. Ama hepsi aynı sudan gelir... #İhtiyacım olan tek şey kendimim... #Çocuk kalmıştım evet. Belki de çocuk bırakılmıştım. Şimdi yetişkinliği tadıyordum... #Hayat zor... Bedenim buradaydı ama zihnim çok uzaklardaydı... #Hayat, planlarla değil, anlarla yaşanır... #Anlayabildiğin hiçbir şey sana acı vermez... #Onun sessiz çığlıklarını duymamış, ona el uzatmamıştım... #Çok yorgunum... Çok karışığım... Çok çaresizim... #Ne istediğini bilmeyen, kendini tanımayan biri, nasıl kendine uygun bir
Ruhu Geride KalanlarDeniz Saydam · Librum Kitap · 20258 okunma
Reklam
8/10
·160 syf.··
2026 16. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 08:56
Acımak… İnsanlara acımak, kendine acımak, geçmişine acımak… Bu kitap, doğru bildiğimiz şeylerin aslında ne kadar yalan yanlış olabileceğini kanıtlar nitelikte. Her şey bildiğin şekliyle doğru olmayabilir. Vakit varken, henüz sağken kıymet bilmek gerekir. Öğretmen olan Zehra’ nın, babasının ölümü üzerine gittiği İstanbul’da, bulup okuduğu defter sayesinde doğru bildiği yanlışları öğrenmesini ve babasının hayatını okuyoruz. Hayat böyledir işte, bazen tüm gerçeklerin ortaya çıkması ve anlaşılması için ölmek gerekir.
AcımakReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 202151,6bin okunma
Dede mede yok... :(
Puan vermedi·128 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 00:32
Bu benim Şermin hanımdan okuduğum yirminci kitap. Kendisine has bir kalemi var, evet bana göre yazdığı hep aynı şey fakat bir şekilde ellerde. Belki bu şartlarda milletten Yaşar Kemallik beklemeyi bırakmam lazım. Standartlarımı düşüremediğim için kimseye haksızlık etmek istemem. Okunuyor. Ama üst seviye olmadığını söylemek zorundayım, yalnız şunun da farkındayım kitapları polisiye değil ki ters köşe bekleyim. Telefon ellere yapıştıysa mantıklı bir açıklaması olması lazım yoksa da uydurulmuş bir sebebi kurcalamaya gerek yok. Çam sakızı çoban dedesi... Kitabın içeriğinden vermek istediği mesajdan ziyade ana tema dede olduğu için bile okurdum. Vallahi dedemi çok özlüyorum. Hiç bilmezdim yokluğunun bu kadar etki yapacağını. Hiçbir şey düzelmiyor ya. Herkes bozuldu sanki ve asla düzelmiyor. Evet hep seviyordum ama genel manada böyle bir etki beklemiyordum. Tek sorunum özlem olarak kalmadı maalesef. İnsanoğlu çiğ süt emmiş ve çok acı bir şekilde bunu bir daha tecrübe ettim. Bir memleketim vardı ayda yılda bir de olsa uğradığım herhalde bir daha hiç gitmek istemeyeceğim. Ne gerek var bazı şeylere bilmiyorum ve çözemiyorum da. Allah'ım beter etmesin ama vallahi bu günlerde berbat zorlanıyorum. Ya. Kaç yaşındayım artık neden hala çözemiyorum insanları. Gerçekten dost bildiğim aynalarda yabancı yüzler görüyorum. Tam tabir bu. Siz iyi misiniz demek istiyorum insanlara. Siz hep böyle miydiniz? Ben mi göremedim. Yok öyle değilse bunca zaman bu maskeyle nasıl yaşadınız diye de sormak istiyorum. Hani ben kapımı kapar yaşarım da olmuyor işte ana baba bu hayatla bağ aramızda. Onların üzüldüğü her şey benim beynimde kalbimde gerçekleşiyor. Elimden bir şey de gelmiyor. Bir dede nelere kadirmiş diyorum. Canım dedem ya. Vallahi sert kuralların vardı ama bir şekilde düzeni sağlayan
Edebiyat
Telefon Melefon Yok!Şermin Yaşar · Kronik Kitap · 20251,611 okunma
Puan vermedi·148 syf.··
2025 140. kitabı
William Shakespeare’in en güzel trajedilerinden biri. Başlangıçta çok varlıklı biri olan Timon sürekli insanlara yardımcı olan, onlar evinde ziyafet çeken biridir. Sürekli dostlarına pahalı hediyeler gönderen, fidye ödeyerek insanları tutuklamaktan kurtaran Timon sürekli servetini başkası için harcayan ancak sadece harcayan asla almayan biridir. Hazıra dağ dayanmaz, misali tüm servetini tüketerek zamanında iyilikte bulunduğu insanlardan borç ister. Trajik hata , parasının bir gün tüketebileceğini düşünmeden sürekli harcamasıdır. Dostlarından hiç birisinden en ufak bir yardım alamaz. Yardım alamadığı gibi daha önce yardımda bulunduğu insanlar onundoğru yapmamakla itham eder, kötülerler. Durum karşısında kötüleşen Timon’un evinin önüne artık alacaklılar birikmiştir. Timon, kahyasına tekrar bir ziyafet çekeceğini söyleyerek daha önce ağırladığı herkesi davet eder. Ziyafete katılanlara kapalı tabakla Zigetvar sofrası kurulur. Timon önce bir konuşma yapacaktır. Tabaklarını açmalarını söyler. Sadece su vardır tabaklarında. Konuşmasında hepsini en kötü söz ve beddualarla hakaret eden Timon onları kovarak kendisi de ıssız bir mağaraya çekilerek insanlardan, toplumdan kaçar. Doğadan edindiği besinlerle yaşamına devam eder. Mağaranın girişinde saklanmış bir torba da altın bulur. Onu da Atina’daki yozlaşmış bürokrasiye başkaldıran Aklibiades ve askerlwrine verir. Atinalılar onu ziyaret ederek gelip başlarına geçmesini ve Alkibiades’e karşı kendilerine liderlik yapmalarını isterler ancak Timon tamamen uzaklaşır onlardan. Alkibiades Atina’yı teslim alır. Timon’u ziyarete gelinir ancak öldüğü görülür. Kendisine bir anıt mezar yaptırılı ancak anıt mezarın yazılarını Timon dağa önce kendisi hazırlamıştır. Şöyle demiştir: "Zavallı bir canın zavallı bedenidir burada yatan; Adımı
Atinalı TimonWilliam Shakespeare · Remzi Kitabevi · 20162,317 okunma
9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 15:52
Herkesin ağlayarak okuduğunu dile getirdiği #OrhanKemal ‘den #ElKızı kitabını ben de zaman zaman gözyaşlarımı tutamayarak okudum. “Toplumsal anlamda bireyin tüm hallerini ustalıkla ele alan Orhan Kemal, yalnızca sokaklarda ekmek kavgası veren insanları değil, evlerin içinde sürüp giden çekişmeleri de en iyi anlatan yazarlardan biridir.” Bu kitap tek bir cümle ile özetlenecek olsaydı, ‘bir hiç uğruna, göz göre göre darmadağın olan bir yuva’ olurdu bence. Kitap, bir savcı ve doktor Haldun’un, çok kuvvetli bir fırtınanın olduğu akşam, kıyıya vuran kadın cesedini incelemeye gitmeleri ile başlıyor. Hayatın silsilesini çekmiş bir kadın, bazı talihsizlik ve tesadüfler.. Bir dilenci olan orta yaşlı bu kadının parmağında herkesin kafasını karıştıran pırlanta bir yüzük, yüzüğün içinde ise isimler, karanlanmış olsa da anlaşılan Mazhar, Nazan ve Haldun. Evet evet, o Haldun doktor Haldun, ölen dikenci kadında yıllar önce ayrı kaldığı sonraları öldüğü haberi aldığı annesi. Peki ama niçin sağken karşısına çıkmadı? Çünkü Nazan’ın başına gelmeyen kalmadı! Çekmediği çile, yemediği dayak, uğramadığı iftira, hepsinden kötüsü de evlat hasreti. Burdan sonrası spoiler içeriyor!!! Evet dediğim gibi kitap sonuyla başlıyor ve sonra yüzüğün hikayesi ile dönüyoruz geçmişe ve ona kadar yaşanılanlara. Mazhar başarılı hali vakti yerinde bir avukat. Tee öğrencilik zamanı kaldığı Süleymaniye de komşu kızı Nazan’a gönlünü kaptırıyor. Nazan’ın ana baba yok, bir garip teyzesiyle yaşıyor. Evleniyorlar ama Mazhar’ın annesi bu evliliğe hiç razı gelmiyor, oğluna layık görmüyor Nazan’ı. Süklüm püklüm, hizmetçi kılıklı, çorabı düşük ona göre, yanında gezdirmeye utanıyor. Nazan, ağzı var dili yok, gerekmedikçe konuşmayan, bir hizmetçi gibi kendini eve ve evdekilere adayan, bakımsız ama hoş bir kadın. Kaynanası
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
Reklam
Reklam