İnsan sonsuzluğu kavrayamaz ve Aldatanlar
Hayal ettiğimiz her şey sonludur.Bu nedenle sonsuz dediğimiz hiçbir şeyin fikri veya kavramı yoktur.Hiç kimse zihninde sonsuz büyüklükte bir kavrama sahip olamaz.Ne de adlandırılan şeyin sınırlarını ve amaçlarını kavrayabilir.Sadece kendi yetersizliğimizin kavramına sahibiz.Bu nedenle Tanrı ismi onu kavramamız için değil onu onurlandırmamız için kullanılır. İnsan duyulara tabi olmayan hiç bir şeyi kavrayamaz.Bunlar aldatılmış filozoflardan ve aladatılmış veya aldatan skolastiklerden (Sahte mürşit) hiçbir anlamı olmayan inanılarak uydurulmuş saçma söylemlerdir. (Bir şeyi kavrayabilmek için duyularımıza tabi olması gerekir diyor yazar,doğayı duyularımızla kavrayabiliyoruz,çünkü sonu olduğu için fakat sonsuzluk duyularımıza tabi değil insan onu kavrayamaz diyor yazar.)
Sayfa 41
Medeniyet çığırtkanları, bu dine tuzak kurarak erkek ve kadınların birbirleriyle tokalaşmalarının masumane bir dostluğun gereklerinden olduğunu ileri sürmektedirler. Bu iddialar laf u güzaftan öteye geçemez. Bunlar ne Kur'an'da ne de Sünnet'te hiçbir delile dayanmayan asılsız iddialardır. Hatta var olan deliller, bu iddianın hilafınadır ve bu görüşlerin sahte ve uydurma olduğunu ispatlamaktadır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Gen Bencildir - Richard Dawkins
Özel bir örnek vermek gerekirse, dine itaate en etkili şekilde zorlayan öğreti parçası, cehennem ateşi tehdididir. Birçok çocuk ve hatta bazı yetişkinler, dini kurallara uymazlarsa ölümden sonra korkunç azaplar içinde yanacaklarına inanırlar. Bu, Orta Çağ boyunca ve hatta günümüzde bile büyük psikolojik acılara neden ollut olan dikkat çekici çirkinlikte bir ikna tekniğidir. Ancak son derece etkilidir. Adeta psikolojik telkin teknikleri konusunda derinlemesine eğitilmiş, sinsi ve hilekar din adamlarınca kasıtlı olarak planlanmıştır. Ancak eski papazların bu denli zeki olduklarından şüpheliyim. Çok daha olası olan şey, bilinçsiz memlerin, başarılı genlerin sergiledikleri sahte acımasızlık benzeri nitelikler yüzünden kendi hayatta kalımlarını garantilemiş olmalarıdır. Cehennem ateşi düşüncesi, oldukça basit bir şekilde, derin psikolojik etkisi nedeniyle kendi kendini sürekli kılıcıdır. Tanrı memi ile bağlantılı hale gelmiştir, çünkü her ikisi de birbirini güçlendirir ve mem havuzunda birbirlerinin hayatta kalabilmelerine yardımcı olurlar. Dini mem kompleksinin bir başka üyesi inanç olarak adlandırılır. İnanç, kanıt olmadan körlemesine güvenmek demektir; hatta bazen karşıt kanıta rağmen güvenmektir. Şüpheci Tomas öyküsü, Tomas'ı takdir edelim diye anlatılmaz, aksine ona bakarak diğer havarileri takdir edebilelim diye anlatılır. Tomas kanıt talep etti ve bazı mem türleri için kanıt arama eğiliminden daha öldürücü bir şey olamaz. Diğer havariler, yani inançları kanıta ihtiyaç duymayacak kadar güçlü olan diğer havariler, bize, onları taklit edelim diye sunulurlar. Kör inanç memi, bireyin akılcı bir sorgulama yapma cesaretini kırmak şeklindeki basit bilinçaltı tedbirle kendi devamını güvenceye alır. Kör inanç her şeyi haklı çıkarabilir. Bir adam farklı bir tanrıya inanıyorsa
Biyoloji
Kokladık ve zehirlendik ama umudumuz yaşamaktı
Sahte sevgiler Sahte gülüşler penceresinden Atılır hain karanfiller
Sayfa 61 - Everest Yayınları
Yalnızca kendini kaptırarak kitap okudun diye, görebildiğin dünya da genişleyecek sanma. Ne kadar bilgi depolasan bile, kendi kafanla düşünüp kendi ayaklarınla yürümedikçe her şey sahte, havada ve gelip geçici şeyler olarak kalır.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Bu adamın övülecek ya da hakkı teslim edilecek bir tarafı yok
Marquis de Sade, Donatien Alphonse François adıyla Provenceli küçük aristokrat bir ailenin çocuğu olarak 1740'ta dünyaya geldi. Kadın bakıcılarıyla fazla samimi olduktan sonra on yaşında Paris'teki Lycée Louis-le-Grand okuluna gönderildi ve herhalde orada kırbaçlamanın püf noktalarını öğrendi. Sade ordudayken cinsel şiddete merak duymaya başladı. İngiltere'yle yapılan Yedi Yıl Savaşları sırasında öne çıkıp albay rütbesine terfi etti. 1763'teki görücü usulü evliliği sivriliklerini bastırmaya yetmedi. Evliliğinden beş ay sonra genç bir fahişeye kötü muamelede bulunmaktan kısa bir süre hapis yattı. Beş yıl sonra otuz altı yaşındaki bir dul kadını sahte vaatlerle Paskalya sırasında pazar günü eve getirince başı daha büyük derde girdi. Sade zavallı kadını yatağa bağlayıp sopayla dövdü. Daha sonra küçük bir bıçakla bedenini kesti ve kızgın mumu kesiklere döktü. Daha kötüsü, orgazma ulaşmak için kadını Paskalya'daki günah çıkarma ritüeline zorladı. Bu eğlence yedi ay hapis cezası almasıyla sonuçlandı. Ayrıca polisler Sade'a kız temin etmemeleri için genelevleri tembihlediler. Bu tembihe kulak asılmadı. 1772'de uşağı ve dört fahişeyle Marsilya'da günlerce sefahat âlemi yaptıktan sonra Sade zehirleme ve livata suçlamalarına maruz kaldı. Dört ay hapis yattıktan sonra her zaman karısına tercih ettiği baldızıyla İtalya'ya kaçtı. Gıyabında ölüm cezasına mahkum edilirken kendisi Floransa ve Napoli'de yeni cinsel deneyimler yaşıyordu. Fransa'ya geri dönüp La Coste şatosunda ikamet etmeye başladı ve burada daha marjinal seks âlemleri düzenledi. Dört yıl ortalıktan kaybolduktan sonra Paris'teki bir otelde enselendi ve çileden çıkmış kayınvalidesi Marie de Montreuil'ün çabalarıyla bu sefer on üç yıllığına tekrar hapse atıldı. Gerek kayınvalidesinin gerekse ailenin diğer fertlerinin
Sayfa 322 - Kolektif Kitap·Kitabı okudu
Sosyoloji