Spinoza, insanın zihnini çelen temel kötülüklerin servet, itibar ve ihtiras olduğunu söylüyor ve ekliyor:
"Aslına bakarsanız bu kötülüklerin tek bir nedeni var, o da mutluluğumuzun ya da mutsuzluğumuzun kaynağının tamamen sevgiyle bağlandığımız nesnenin niteliğine tabi oluşu. Çünkü sevmediğiniz şey için kavga etmezsiniz; onu kaybetseniz, üzülmezsiniz; ona başkası sahip olsa, hiç kıskanmazsınız, endişelenmezsiniz, nefret etmezsiniz; kısacası ruh halinizde hiç dalgalanma olmaz. Bu yüzden şu sözünü ettiğimiz tüm kötülükler, gelip geçici şeylere duyduğumuz sevgiyle ilişkililer."
Nazım Hikmet'in tutuklanması üzerine yarım kalan romanından:
"Bir tek hakkımız var, insanoğlunun bir tek hakkı var, benim anladığım gibi yaşamak hakkı ... nefes almak, sıcağı, soğuğu duymak, çoğalmak, neyle olursa olsun doymak, karanlığı, aydınlığı, yeşili, kırmızıyı, maviyi görmek hakkı ..."
'Yeşil Elmalar' romanının sonunda yer alan (sayfa:211) yarım kalmış romanı, 'Yaşamak Hakkı'.
"Hayattan çok az şey istedim - ama o, o kadarını bile esirgedi benden. Azıcık güneş, kırlar, bir lokma ekmek bir lokma huzur, canımı fazla yakmayacak bir yaşama bilincim olsun ve bir de ne kimseye muhtaç olayım ne de el âlem bana muhtaç olsun. Bu kadarı bile esirgendi benden, hani yüreğimizin katılığından değil de, paltomuzun düğmelerini açmaya üşendiğimiz için dilenciyi başımızdan savarız ya, işte o şekilde."