Puan vermedi·224 syf.··
2025 38. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2025 18:09
Sahaftan çok da incelemeden aldığım bu kitabı nihayet okuma fırsatı buldum. Öncelikle kitabın adı olan "Şakird" kelimesinin anlamını paylaşmak istiyorum. "Şakird" kelimesi Farsçadan gelmektedir. Risalelerde kullanılmasının sebebi bir zenginlik katmanın ötesinde şu olabilir: Bu kelime hem talebe hem de çırak anlamına gelir. Yani Nur talebeleri, hayatları boyunca ne hoca ne de usta makamına geçerler—onlar her zaman birer talebe ve çırak olarak kalırlar. Kitabın konusu cemaatler ve cemaat içinde yaşayan insanların hayatları üzerine kurulu. Bu yaşam tarzına "hizmet" deniyor ve yazar da üniversite yıllarında bizzat bu süreci deneyimlemiş, edindiği gözlemleri bir kurgu içinde bizlere aktarmış. Konuya dair herkesin az çok bilgisi olduğu için fazla detaylandırmaya gerek yok. Kitapta cemaat şirketlerinin isimleri, ciroları, okullarındaki öğrenci sayıları, Hocaefendileri, siyasi kolları ve cemaat içinde bireylerin birbirlerini nasıl kalkındırdığı gibi birçok konuya değinilmiş. Kitabı özetleyen en güçlü ifadelerden biri arka kapak yazısında yer alıyor. Aslında her şeyi açıklıyor: "İlk başta her şey harikaydı, son durağa geldiğimi sanmıştım. Huzurlu, iyi insanlardan kurulu bir toplum. Kimse kimseyi kırmıyordu, herkes neyi neden yaptığını biliyordu ve hepsinden önemlisi, ölümün bile bir anlamı vardı. İdeallerden, hayallerden konuşabiliyordum, daha güzel bir dünya umudundan. Ama büyünün bozulması uzun sürmedi. Sadece birkaç basit soru, cevap bulmayan ve sorulmasından bile rahatsız olunan. Tüm bu görkemli yapı aslında iskambil kâğıtlarından kurulmuştu. Ancak hiç rüzgâr estirmezsen ayakta durabiliyordu. Beynini kilitlersen, inancın temel dayanaklarını asla sorgulamazsan, düşünmek yerine kabul etmeyi içine sindirebilirsen. Ben sindiremedim. Soruları sordum ve kâğıtlar yıkıldı."
ŞakirdBarış Müstecaplıoğlu · Metis Yayınları · 200546 okunma
Şakird
Puan vermedi·224 syf.·
2024 3. kitabı
Beynini kilitlersen, inancın temel dayanaklarını asla sorgulamazsan, düşünmek yerine kabul etmeyi içine sindirebilirsen. Ben sindiremedim. Soruları sordum ve kâğıtlar yıkıldı. Bu satırlar bence bir incelemeden daha fazlası:)
1000Kitap
ŞakirdBarış Müstecaplıoğlu · Metis Yayınları · 200546 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Said Nursi
Puan vermedi·450 syf.··
2022 11. kitabı
Nursi'nin hayatı ile ilgili çok eser mevcut. Ama maalesef ki bunların çoğu hatta nerdeyse hepsi menkıbevî bir dille yazılmış olup statikocu bir Said profili çizer. Tashih ve denetiminden geçtiği iddia edilen Tarihçe-i hayatta dâhi yer yer mitsel bir Said'i okuruz. Üstatlarını perdesiz görebilmekten haya eden bu eserlerin çoğunluğu romantik şakird motivasyonu ile yazılmış olup tarikatvâri bir Said şablonu çizer. Atabay'ın bu eseri ise Nursi'nin hayatını özellikle yaşadığı dönemin olayları ile birlikte değerlendirmesi anlamında değerli. Ama kitapta eleştirilecek yerlerin de olduğunu unutmadan elbette.
Araştırma-İnceleme
Konjonktürel KimlikLeyla Atabay · Sitav Yayınevi · 20145 okunma
AŞK, SEVGİ, DOĞA ve KARACAOĞLAN ÜZERİNE BİR İNCELEME
Puan vermedi·380 syf.··
2022 30. kitabı
Türkmen boylarında Karacoğlan, Dadaloğlu, Yunus’tan ezberinde birkaç dize olmayan çok az olurdu. Sohbetin sonu da genellikle bu ozanların dörtlükleri ile biterdi ve benim çocukluğum da işte böyle bir Türkmen boyunda geçti. Bir gün dayım lime lime olmuş bir Karacaoğlan kitabı verdiğinde galiba “o yaşlı gocaların tekrarlayıp durduğu manileri mi okuyacağım” diye düşünmüş olmalıyım ki, o kitabı okumadığım gibi, sahipte çıkmadım. Fakat ondan sonra aldığım bütün şiir kitapları, okuduğum tüm şiirler ve şairlerin bir Karacoğlan, bir Dadaloğlu, bir Yunus bile etmediğini görünce Karacoğlan üzerine yazılan tüm kitapları aradım, buldum, okudum fakat o kıyametini bilmediğim kitabı hiçbir yerde bulamadım. Bana göre Karacaoğlan’ı okumayan birsinin insanı, doğayı, çevreyi, dağları, ovaları, yer adlarını, Türkçeyi, bitkileri, canlı türlerini, insan ve doğa sevgisini yeteri kadar tanıması, bilmesi mümkün değildir. Örneğin: Kömür gözlü, Küpeleri kulağında mum gibi yanan, Ceren bakışlı, Yanağı gamzeli, Boğum boğum al kınalı, Gül alıp reyhan veren, Ala gözlü, Başı al valalı, Seherde açılan gül gibi, Usul boylu, Gözleri sürmeli, Gerdanı benli, Ilgıt ılgıt esen yel gibi, Top zülüflü, Karakaşlı, Tomurcuk memeli, Eğik başlı, Evliya hırkası giyinen, Huri gibi, Boyu uzun, Kaşı kara, Ak saya giyinmiş, Nergis bakışlı, Ay yüzlü, Ayın on dördü gibi, Gül yüzlü, Al Yanaklı, Menevşe Bakışlı, Ak benizli, Kırmızı kolçalı, Altın burmalı, Garbi değmiş kavak gibi sallanan, Yanağı ay tekeri, Ağzı oğul balı gibi, İncecik belli, Ala gözü söbe, Ağca ceren gibi çölde gezen, Türlü libas giyinen, Tülü maya gibi salınan, Keman kaşlı, “Terlisin sevdiğim sil” diyen, Yüzü çifte benli, Dişleri inci tanesi, Bülbül gibi daldan dala konan, Çift memeleri koynuna iz eden, Tatlı dilli, Trablus şallı, Eğnine alınan mor
KaracaoğlanMustafa Necati Karaer · Tercüman Yayınları · 087 okunma
KARACAOĞLAN'DA İNSAN VE DOĞA SEVGİSİ
10/10
·478 syf.··
Beğendi
·
2018 39. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mart 2018 14:39
Türkmen boylarında Karacoğlan, Dadaloğlu, Yunus’tan ezberinde birkaç dize olmayan çok az olurdu. Sohbetin sonu da genellikle bu ozanların dörtlükleri ile biterdi ve benim çocukluğum da işte böyle bir Türkmen boyunda geçti. Bir gün dayım lime lime olmuş bir Karacaoğlan kitabı verdiğinde galiba “o yaşlı gocaların tekrarlayıp durduğu manileri mi okuyacağım” diye düşünmüş olmalıyım ki, o kitabı okumadığım gibi, sahipte çıkmadım. Fakat ondan sonra aldığım bütün şiir kitapları, okuduğum tüm şiirler ve şairlerin bir Karacoğlan, bir Dadaloğlu, bir Yunus bile etmediğini görünce Karacoğlan üzerine yazılan tüm kitapları aradım, buldum, okudum fakat o kıyametini bilmediğim kitabı hiçbir yerde bulamadım. Bana göre Karacaoğlan’ı okumayan birsinin insanı, doğayı, çevreyi, dağları, ovaları, yer adlarını, Türkçeyi, bitkileri, canlı türlerini, insan ve doğa sevgisini yeteri kadar tanıması, bilmesi mümkün değildir. GÜZELLER Örneğin: Kömür gözlü, Küpeleri kulağında mum gibi yanan, Ceren bakışlı, Yanağı gamzeli, Boğum boğum al kınalı, Gül alıp reyhan veren, Ala gözlü, Başı al valalı, Seherde açılan gül gibi, Usul boylu, Gözleri sürmeli, Gerdanı benli, Ilgıt ılgıt esen yel gibi, Top zülüflü, Karakaşlı, Tomurcuk memeli, Eğik başlı, Evliya hırkası giyinen, Huri gibi, Boyu uzun, Kaşı kara, Ak saya giyinmiş, Nergis bakışlı, Ay yüzlü, Ayın on dördü gibi, Gül yüzlü, Al Yanaklı, Menevşe Bakışlı, Ak benizli, Kırmızı kolçalı, Altın burmalı, Garbi değmiş kavak gibi sallanan, Yanağı ay tekeri, Ağzı oğul balı gibi, İncecik belli, Ala gözü söbe, Ağca ceren gibi çölde gezen, Türlü libas giyinen, Tülü maya gibi salınan, Keman kaşlı, “Terlisin sevdiğim sil” diyen, Yüzü çifte benli, Dişleri inci tanesi, Bülbül gibi daldan dala konan, Çift memeleri koynuna iz eden, Tatlı dilli, Trablus şallı, Eğnine alınan
Şiir
Karacaoğlan - Bütün ŞiirleriKaracaoğlan · Özgür Yayınları · 2018283 okunma
SEVGİ, DOĞA DİL VE KARACOĞLAN ÜZERİNE BİR İNCELEME
10/10
·
Beğendi
Türkmen boylarında Karacoğlan, Dadaloğlu, Yunus’tan ezberinde birkaç dize olmayan çok az olurdu. Sohbetin sonu da genellikle bu ozanların dörtlükleri ile biterdi ve benim çocukluğum da işte böyle bir Türkmen boyunda geçti. Bir gün dayım lime lime olmuş bir Karacaoğlan kitabı verdiğinde galiba “o yaşlı gocaların tekrarlayıp durduğu manileri mi okuyacağım” diye düşünmüş olmalıyım ki, o kitabı okumadığım gibi, sahipte çıkmadım. Fakat ondan sonra aldığım bütün şiir kitapları, okuduğum tüm şiirler ve şairlerin bir Karacoğlan, bir Dadaloğlu, bir Yunus bile etmediğini görünce Karacoğlan üzerine yazılan tüm kitapları aradım, buldum, okudum fakat o kıyametini bilmediğim kitabı hiçbir yerde bulamadım. Bana göre Karacaoğlan’ı okumayan birsinin insanı, doğayı, çevreyi, dağları, ovaları, yer adlarını, Türkçeyi, bitkileri, canlı türlerini, insan ve doğa sevgisini yeteri kadar tanıması, bilmesi mümkün değildir. Örneğin: Kömür gözlü, Küpeleri kulağında mum gibi yanan, Ceren bakışlı, Yanağı gamzeli, Boğum boğum al kınalı, Gül alıp reyhan veren, Ala gözlü, Başı al valalı, Seherde açılan gül gibi, Usul boylu, Gözleri sürmeli, Gerdanı benli, Ilgıt ılgıt esen yel gibi, Top zülüflü, Karakaşlı, Tomurcuk memeli, Eğik başlı, Evliya hırkası giyinen, Huri gibi, Boyu uzun, Kaşı kara, Ak saya giyinmiş, Nergis bakışlı, Ay yüzlü, Ayın on dördü gibi, Gül yüzlü, Al Yanaklı, Menevşe Bakışlı, Ak benizli, Kırmızı kolçalı, Altın burmalı, Garbi değmiş kavak gibi sallanan, Yanağı ay tekeri, Ağzı oğul balı gibi, İncecik belli, Ala gözü söbe, Ağca ceren gibi çölde gezen, Türlü libas giyinen, Tülü maya gibi salınan, Keman kaşlı, “Terlisin sevdiğim sil” diyen, Yüzü çifte benli, Dişleri inci tanesi, Bülbül gibi daldan dala konan, Çift memeleri koynuna iz eden, Tatlı dilli, Trablus şallı, Eğnine alınan mor
KaracaoğlanMustafa Necati Karaer · Dergah Yayınları · 201787 okunma