Salim Aktaş

Salim Aktaş
@salktas
31 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Yüzbaşının Kızı
Puan vermedi·198 syf.··
2022 6. kitabı
PUŞKİN (1799-1837) YÜZBAŞININ KIZI (Roman- Yayımlanma: 1836) Puşkin modern Rus Edebiyatının ilk büyük ustası, 38 yıllık kısa yaşamının bu son eserinde Çariçe 2. Katerina dönemi Rusya’sını anlatıyor. “Yüzbaşının Kızı” halk isyanlarının oldukça yaygın olduğu bir dönemi dile getirirken, Rus aristokrasisinin ve Rus toplumunun sosyal yaşamını ve dönem insanının psikolojisini olanca gerçekliğiyle bize sunuyor. Kendi yaşamından yarım asır önce yaşanmış bir isyanı fona alırken gerçek bir isyancı ile hayali kahramanımızın bir tesadüf eseri karşılaşmaları, yapılan iyilik karşısında bir soylu sınıf mensubu değil de insani refleksle teşekkür edilmesi sonucunda; kendisine yarı çıplak bir köylü iken verilen değerin bir isyanın lideri olunca hiç unutulmayan karşılığını ne kadar asilce ödediğinin anlatısıdır. Soylu bir sınıfa mensup yazarımızın soyluluğun köküne dinamit koymak isteyen bir asiyi dönemin tüm baskıcı çarlık ideolojisine rağmen ve isyancıya kızar gibi yaparken Pugaçev isyanını duygularıyla, insani özüyle o kadar gerçekçi anlatır ki Pugaçev’i bize sevdirir. Tüm isyancıların ve isyanlara yakınlık duyanların vatan haini sayıldığı bir dönemde bunu yapar Puşkin. Puşkin’in tarihte yaşanan bir isyanı anlatırken onun liderine biraz üstü örtülü duyduğu bu sempati kendi dönemindeki siyasal düşüncelerinden kaynaklanır. Aristokrasiye ve köleci zihniyete karşı olan ve bu uğurda ayaklanan Dekabristler ile ilişkili görülüp çarlıktan cezalar yemiş birisi olarak kendisinden sonraki Rus devrimcilerinin de ilham aldıkları bir yazardır. Yüzbaşının Kızı romanının kahramanı da tıpkı Puşkin gibi soylu bir sınıfa mensuptur. Simbirsk’de küçük bir soylunun çocuğu olarak dünyaya gelen Pyotr, o dönem tüm Rus soylularının eğitim yeri olan Petersburg’da ki muhafız alayına daha vaftiz olurken yazılmış
Edebiyat
Yüzbaşının KızıAleksandr Puşkin · İletişim Yayınları · 201636,8bin okunma
Reklam
Cahiliyye'yi Farklı Okumak
Puan vermedi·160 syf.··
2022 11. kitabı
Cahiliyye'yi Farklı Okumak Mehmet Azimli'nin yazdığı, İslam dininin ortaya çıktığı coğrafyanın ve o günün Arap toplumunun tarihsel sosyolojik yapısını irdeleyen bir özet çalışma. Batıda Hıristiyanlık için pek çok kereler yapılmış olan "din sosyolojisi," kendisini "din alimi" diye niteleyen insanların pek yap-a-madığı bir şey. Mehmet Azimli bunu başarabilmiş bir ilahiyatçı. Çalışmalarına kusur bulamayan ancak içlerinden bazı cımbızla çektikleri pasajları "engizisyon"a tabi tutan tarikatlarca topun ağzında. Bu kitapta Abdest, namaz, hac, kurban, gusül, sünnet gibi yüzlerce İslami ibadet biçiminin "Cahiliyye" diye bizlere vahşet olarak adlandırdıkları dönemin adetleri olduğunu görüyoruz. İslam Hukuku, kadın, evlilik, boşanma gibi hususlarında Arap toplumunun İslamiyet öncesi adetleriyle devam ettiğini net bir şekilde gözler önüne koyuyor hoca. Bu kitap okunmalı.
Din
Cahiliyye'yi Farklı OkumakMehmet Azimli · Ankara Okulu Yayınları · 2015230 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2021 43. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2021 10:58
AŞK-I MEMNU ÜZERİNE: Aşk-ı Memnu, Bihter’in romanıdır. Romanın memnu olan tarafında iki kişi vardır ama aşk olan tarafında yalnızca Bihter vardır. Behlül, geçici zevklerin peşinde, tensel bir iştahla her gördüğü kadınla birlikte olacakmış gibi bir ilişki sürdürür. Onlarca kişinin ortasında amcasının evli baldızı Peyker’i sıkıştırmakta beis görmez, üstelik çocuğu ve kocası yanında iken. Ondan sonuç alamayınca aynı kadının annesine yani amcasının kayınvalidesine yönelip, kendinden 20-30 yaş büyük olmasını dert etmeden, üstelik eğlencesine ve dönemin kaç-göç kurallarını alt üst etmekten çekinmeden. Onunla ilgili belki en iyi tespiti Peyker yapmış ve bu yüzsüz çocuğun yüzüne karşı “siz fena terbiye almış bir çocuktan başka bir şey, değilsiniz” demiştir. Roman boyunca, bunun dışında bir değerlendirmeye rastlamayız Behlül’e ilişkin. Sanırım Halit Ziya, çok yaygın olan bir tipi ayrıca değerlendirmeye ihtiyaç duymaz, neden böyle davranıyor diye yani sonuçlardan nedene de gitmez. Oysa Bihter’in tüm davranışlarının altındaki nedenleri bizim bulmamıza müsaade etmez, kendisi anlatır. Behlül, Galatasaray Sultanisinde öğrencidir, biraz gecikmiş öğrencilik olsa 20’li yaşların başında bir gençtir. Roman boyunca tipleri tanırken Behlül’le ilgili herhangi bir iç konuşmaya rastlamayız ihtiyaç da duymayız, onu yaşadıklarından tanırız. Aşkla, sevgiyle ilgili birisi değildir Bihter’le yakınlaşmasında da yalnızca tensel dürtülerle davranmış bir müddet sonrada bu ilişkiden sıkılmıştır. Ancak Amcasının karısıyla gizlice sevişmeyi bitirir bitirmez, aynı amcanın kızıyla üstelik aynı mekânda yaşamayı düşünerek evlenmekte bir sorun görmeyecek kadar insani hiçbir kaygı barındırmayan boş birisidir. Firdevs Hanım, kızları Peyker ve Bihter ile İstanbul’un eğlencesiyle ünlü Kâğıthane, Göksu, Çamlıca
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Alter Yayınları · 201622,8bin okunma
Puan vermedi·239 syf.··
2021 59. kitabı
Ahmet Mithat Efendi, Namık Kemal’in Magosa sürgününden birkaç gün sonra Rodos’a sürülmüştü. N. Kemal’e Ziya Paşa türünden bir yakınlığı yoktu ama Abdülaziz’in muhalefete izin vermediği 1872 yılında onun yazdıklarını da uygunsuz bulmaları doğaldı ne de olsa Yeni Osmanlılığın babası Mithat Paşa’nın yetiştirmesiydi, hatta ismindeki Mithat mahlası meşhur Mithat Paşa’dan gelmekteydi. Ancak Ahmet Mithat Efendi hiçbir zaman kendi düşünceleri nedeniyle sürgün edildiği gerçeğini kabul etmedi, zaten Rodos sürgününden döndükten sonra da iktidarlara muhalif olmadı. Hatta yenilikçi birçok fikre muhalif olmayı tercih etti. Tutucu bir yazar olarak 33 yıllık Abdülhamit İstibdadında sansüre uğramadan neşriyat yapabildi, etliye sütlüye karışmaması sayesinde yalılar, konaklar sahibi oldu. Jön Türk romanını, 1908 devriminin heyecanlı günlerinde yazdığı ve birden kendisinin Jön Türkler ’in ilk kuşağından olduğunu hatırlayıp, yeni kuşaklara hatırlatma gayretleri ile yazmış olabileceğini düşünebiliriz. İstibdatın çöktüğünü görünce o da devrimin yanında yerini almıştı. Eserin yayın tarihine bakılınca alelacele yazıldığı anlaşılmaktadır. Ancak eserdeki Nurullah tıpkı kendisi gibi bir Jön Türk olmamasına rağmen sürgün edilir ve bir kez bu cezayı yedikten sonra da başkaları tarafından Jön Türk olarak kabul edilir ve İstanbul’a 1908’den sonra kahraman olarak döner. Kitaptaki kahramandan tek farkı Ahmet Mithat Efendi sürgünden döndükten sonra 1908 devrimine kadar Abdülhamit Rejimiyle uzlaşarak ve hatta kendi hamisi Mithat Paşa’nın düzmece mahkemesinde bile hamisinin yanında durmayarak kariyerinin köşe taşlarını örecekti. Elbette 1908’den sonra eski bir Jön Türk olduğunu hatırlamak ve hatta bu isimde bir roman yazmak itibarını da kazanmasına yardım etmeyecekti. Roman, Tanzimat nesrinde alışık
JöntürkAhmet Mithat Efendi · Beyaz Balina Yayınları · 2005418 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2021 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2021 14:58
SİNEKLİ BAKKAL ÜZERİNE Sinekli Bakkal, Abdülhamit’in baskı yılları ve 1908 devrimiyle kapanan bir dönemi anlatan romandır. 1936’da İngiltere’de bir Atatürk muhalifi olarak yaşarken ve İngilizce kaleme alınmış bir eserdir. Yazıldığı dilde okunabilmesi ve en önemlisi anlaşılabilmesi için tüm dinlere hoşgörü ile yaklaşan Mevlevi Şeyhi Vehbi Dede gibi yalnızca Halide Edib’in muhayyilesinde olan tiplerle zenginleştirilmiş. Mevlevilerin zikir törenleri, batılıların gözünde raks ve efeminen bir ayin görseli ile müzik eşliğinde sunulduğundan, hoşgörü timsali Müslümanlar olarak lanse edilmeye en uygun tarikat olduğunu düşünen Halide Edip Türkiye’deki rejimi böyle tekkeleri kapattı düşüncesindedir. Mesnevisinde benim hiçbir yerinde rastlamadığım hoşgörü fikirlerinin kendine mal edildiği Mevlâna bu zikir törenleriyle Halide Edib’in ve batılıların gönlünü çeldi. Halide Edip’in Mevleviliğinde kitabi hiçbir ize rastlamayız romanlarında, doğru dürüst bir alıntı yoktur hoşgörülü Mevlâna’dan. 2000’li yıllarda Elif Şafak, bu açığı fark edip kendi yaşam ilkelerini romanına Mevlevilik ilkesi olarak koymayı akıl edecektir. Tesadüfen o da kitabını İngilizce yazmıştır. Halide Edip, 31 Mart Şeriat ayaklanmacılarının linç etmek istedikleri ve ismiyle aramalarına rağmen bulamadıkları için öldüremedikleri sembol kadınlardandır. Kendini her zaman Müslüman Demokrat olarak tanımlayan ve İslam’a kendince bir takım hoşgörü sembollerini Mevlevilik kanalıyla monte edenlerin ve batıda laiklik vurgusunu seven Türkler nezdinde başarıya ulaşmış bir yazarımızdır. Yaptıklarının Müslümanlıkla ilgileri tartışılır. İşte Sinekli Bakkal’ın Peregrinisi Halide Edip’ten duyduğu hoşgörülü Müslümanlığı hemen benimser ve Rabia’ya aşkını Osman olarak sunar, kendi ismi ile neden Müslüman olamadığını bile sorgulamaz.
Sinekli BakkalHalide Edib Adıvar · Atlas Kitabevi · 198422,8bin okunma
Reklam