Cinsler arası ilişkileri sadece seksten ibaret gören burjuva bakış açısı kınanmalı ve yerini, yaşamı zenginleştiren ve büyük mutluluklar yaratan, neşe dolu bir aşk anlayışı almalıdır. İnsan düşünsel ve duygusal anlamda geliştikçe, aşkın salt fizyolojik yönü ilişkilerinde önemini kaybedecek ve aşk deneyimi o denli parlak olacaktır.
HIRİSTİYAN AZİZLERİN İLK NESLİNİN baskın figürü, herhangi bir cinsel davranışı neredeyse cinayet kadar kötü gören Havari Paul'dü. Eşcinsellerin, mastürbasyon yapanların, zina yapanların, salt zevk için cinsel tatminin peşinde koşanların Tanrı'nın krallığına giremeyeceğini söylüyordu. Paul evliliğin büyük savunucularından olmasa da eşler arasındaki üreme amaçlı ilişki insanlar için "bir bedenin" diğeriyle buluşmasının tek yoluydu. Ona göre evlilik, seksten tamamen feragat edemeyecek kadar zayıf kimseler için bir payandaydı. "Yanmaktansa evlenmek daha iyidir," diyordu.
Eğer bir insana salt bakacak olursam bizi birbirimizden ayıran farklılıkları görürüm. Ama özüne işlersem, özdeşliğimizi, kardeş olma gerçeğimizi bulurum.
Felsefe, salt bilmek olmakla kalmayıp, aynı zamanda bir yaşama biçimidir. Sokrates'in dediği gibi felsefe, sorgulanmayan bir hayatın anlamı olmadığını bilmek ve ona göre bilgi-eylem bütünlüğünü sağlamaktır. Düşünme konusu yapılan her şeye, her var olana bir anlam verme, onu derinliğine kavrama, anlamlandırma çabasıdır. Dolayısıyla felsefe, yanlışa evet demekten ve önemsiz olandan kaçınmaktır. Bunu yapmak ise, planlı, ciddi, dakik ve iyi düşünmeye çağrıdır, yani kamil bir insan olmaya davettir.