8/10
·290 syf.··
2026 18. kitabı
 Yaşamda mutluluğumuz için ilk ve en önemli olan kim olduğunuzdur . Kişiliğimizdir çünkü kişiliğimiz kalıcıdır ve tüm koşullar altında etkilidir fakat bunun yanında diğer iki başlık altındaki değerler gibi kadere tabi değildir ve elimizden alınamaz kişiliğin değeri bu anlamda mutlaktır denilebilir kişinin salt göreceli olan diğerinin aksine …. Minik spoiler vermiş olabilirim bu kitap bir roman değil kişisel gelişim ,bilgi kitabı diyebiliriz ama sıkmıyor bazı cümleleri tekrar tekrar okudum Anlam yüklü kelimelerle dolu bit kitap
Yaşam Bilgeliği Üzerine AforizmalarArthur Schopenhauer · Say Yayınları · 20189,3bin okunma
Canın Tenden, Ruhun Maddiyattan Üstünlüğü
9/10
·479 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:35
Edebiyatın büyük okyanuslarında gezinirken, bazen sayfaların arasında kendi hayatımızın, hırslarımızın ve insanlığın en çıplak gerçekleriyle yüzleşiriz. Karamazov Kardeşler’in o sarsıcı, felsefi ve insanı duvardan duvara vuran ağır finalinin ardından, Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar romanına geçmek, bir Rus taşrasının tozlu yollarında tuhaf bir yolculuğa çıkmak gibidir. İlk bakışta kağıt üzerinde ölü köylülerin ruhlarını toplayarak sınıf atlamaya çalışan bir kurnazın hikâyesi gibi görünen bu macera, derine inildikçe insan ruhunun en büyük trajedilerinden birine dönüşür. Aslında bu yolculukta Çiçikov’a kolayca kızamaz insan; çünkü o bir katil ya da salt bir kötü değildir. Onun bitmek bilmeyen bu koşusunun arkasında, çocukluğundan gelen derin bir sevgisizlik ve kaybetme kaygısı yatar. Ailesini kaybetmiş, memurluk çarkının içine girmiş, hayatı boyunca saygısızlık görmüş ve paranın zor kazanıldığını yaşayarak öğrenmiş bir adamdır o. Sistemin dürüst kalarak güzel bir hayat yaşamaya izin vermediğine inandığı bir dönemde, kendi yöntemlerini bulur. Gümrükteki o kaçakçılık işinde de, Nozdryov ile o içki masasında yaşadığı sürtüşmelerde de hep o sınırını bilemeyen açgözlülüğü yüzünden kaybetmiştir. Fakat Çiçikov’un en büyük özelliği, ne olursa olsun "Yine batarsam yine ayağa kalkarım" diyebilen o inatçı yapısıdır. Ne var ki bu amansız hırs, beraberinde büyük bir faturayı da getirir. İnsan kaybetse de yeniden kazanabilir; ama peki ya buna değer mi? Çiçikov, ömrünü o haris, bomboş ve değersiz toprak sahiplerine dil dökerek, eğilip bükülerek harcarken aslında en büyük sermayesini, yani zamanını kaybeder. Romanın son saniyelerinde saçları beyazlarken anlar ki; insan kazanır ama kazanırken yaşamı biter. Çalıp çırpmadan, sadece akılla ve emekle toprağı işleyerek zengin olan dürüst
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·328 syf.··
2026 7. kitabı
Bir solukta okuyacağınız, her cümlesinde geçmişte yaşanmış olan acıları salt gerçeklikle iliklerinize kadar hissedeceğiniz , tarihin karanlık izleri arasında hayata tutunmaya çalışan bir halkın yara izlerini kalbinizin en derinliklerine hançer gibi sağlanacağını bir roman...
İncir KuşlarıSinan Akyüz · Alfa Yayınları · 202433,4bin okunma
Bizden Biri Gibi
9/10
·296 syf.··
2026 10. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:49
Gaspodinov'u ilk kez okuyorum. Daha önce Bulgar bir yazar okumamıştım. Hatta Bulgar kültürü ya da Bulgar insanlarına dair de pek bir şey bilmiyormuşum. Bu kitapla beraber bize ne kadar da yakın olduklarını anladım. Çoğu yerde sanki Türk bir yazar ve Türkiye'ye dair şeyler anlatıyor gibi hissettim. Yazarın dilini kavramam 50 60 sayfa kadar bir süre aldı ancak çok sevdim. Yer yer Ahmet Hamdi ya da Oğuz Atay okuyormuşum hissi yarattı bende. Bazı yerlerdeki anlatımını o kadar sevdim ki tüm sayfanın altını çizmek istedim. Kitaba konu olan fikir çok yaratıcıydı. Kendi yaşamımda da geçmişle fazlaca hemhal olduğum bir dönemde denk gelmiş olmak hoşuma gitti. Birçok sorgulama yapmama vesile oldu. Geçmişi daha parlak ve çekici görüyor olmamızla ilgili düşündüm. İnsan o anı yaşarken o kadar parlak bulmaz ama üstünden bi 10 sene geçtikten sonra yaşadıkları göz kamaştırmaya başlar. İnsan zihni kötü anlardan ziyade iyileri hatırlama eğiliminde olduğundan mıdır bu acaba? Zihnimde tüm bu sorgulamalara sebep olduğu için pek bir keyif aldım kitaptan. Gelelim kitapla ilgili hoşuma gitmeyen yegane şeye. Kitabı oluşturan fikir bu kadar iyiyken yazar onu kurgulamada bana eksik geldi. Hele de son 50 sayfada kurgusal açıdan oldukça sıkıldım. Ne bir yere bağlandı ne bir şey oldu. Salt bir bilinçakışı okuyorduk ama akıcı ya da kitabın geneline hizmet eden bir akış değildi bana göre. Kitaba sürükleyicilik bakımından 10 üzerinden 3 veriyorum. Dil ve anlatım olaraksa 9 veriyorum.
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,738 okunma
Puan vermedi·264 syf.·
2026 20. kitabı
Kitabın çıkış noktası 1968 Prag Baharı ve sonrasında yaşananlar olsa da anlattıkları yalnızca belli bir döneme ya da ülkeye ait değil Kundera bu romanda hafıza, unutma ve iktidar arasındaki ilişkiyi ele alıyor. Kitapta “unutuş” iktidarın bilinçli bir silahıdır. İnsanlar geçmişlerini unuttukça direnme güçlerini ve ahlaki pusulalarını kaybederler. Acıları, baskıları, yaşanmışlıkları hatırlamak bir “direniştir” Kitaptaki bir diğer tema ise “gülüş” İki türlü gülüş vardır. Gülmek salt coşkun bir gülüş değil alaycı bir gülüştür bazen. Bu alaycı gülüş otoriteyi küçültmenin ve kutsallığı bozmanın da yolu. Bu iki farklı gülüş halini melek ve şeytan hikayesi üzerinden anlatıyor yazar. Bence oldukça vurucuydu Kitabı okurken aklıma Calvino’bun görünmez kentleri geldi. Kentler, sakinlerinin geçmişini kayıplarını ve anılarını içinde barındıran bir depo gibidir. İnsnalar anılarını yitirdikçe kentlerini de unutur. Bir kenti anlamak bugünü görmekle değil geçmişin izlerini okumakla mümkündür. Şimdi tüm dünyada “belleği olmayan” kentler oluşturuluyor. Sürekli yeni bir bilgiyle karşılaşırken, geçmişimizi ve yaşadıklarımızı hızla geride bırakmaya çalışırken bir tür belleksizleşme yaşamıyor muyuz? Dediğim gibi bu kitap yalnızca bir dönemin politik atmosferini değil, hafızanın insan ve toplum için neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyor. Okuduktan sonra uzun süre düşündüren kitaplardan biri. Kitap tavsiyedir efendim.
Gülüşün ve Unutuşun KitabıMilan Kundera · Can Yayınları · 20191,398 okunma
Puan vermedi·330 syf.·
2026 433. kitabı
‘ eskiden bana ezici bir yük gibi gelen şey ansızın yer değiştirdi, şaşırtıcı bir manevra yaparak kaçmaya çalışan ayaklarımın altına savruldu ve beni engelleyip yoran emici bir güce dönüştü. boyun eğmeye nasıl da özlem duyuyorum! susan sontag ‘ günlükler ve defterler . Şiddet fotoğraflarının salt sömürü veya röntgencilikten ibaret olduğu düşüncesine karşı çıkar. Susie Linfield İnsan Hakları ve Fotojurnalizm: Fotojurnalizm ile yükselen insan hakları idealleri arasındaki karmaşık ilişkiyi inceler.Tarihsel Analiz: Holokost, Çin Kültür Devrimi ve terör eylemleri gibi olayların fotoğrafları üzerinden şiddet analizleri yapar. Eleştirmenlerle Hesaplaşma: Walter Benjamin, Susan Sontag ve Bertolt Brecht gibi önemli kuramcıların yaklaşımlarını tartışmaya açar. politik şiddet fotoğraflarının izleyiciyi sömüren röntgenci bir araç olduğu yönündeki yaygın eleştirilere meydan okur. Eser, görsellere tutkuyla bakarak ve şiddetin modern tarihiyle bağ kurarak insanlık tarihindeki zulüm kapasitesini ve etik politik gereklilikleri araştır Acımasız Aydınlık
Araştırma-İnceleme-Siyaset-Politika
Acımasız AydınlıkSusie Linfield · Espas Kuram Sanat Yayınları · 20134 okunma