Şam Amca’ nın elleri kan damlıyor ve bu ülkedeki siyah adamın kanıyla damlıyor.
Sayfa 143·Kitabı okudu
Sam
Sam,”kimse bilemez,” dedi, “ kadınlar gariptir, asla yapacağını sandığın şeyi yapmaz, çoğunlukla tam aksini yaparlar. Doğaları bile zıt yaratılmıştır, yani siz hangi yoldan gittiğini düşünüyorsanız, yapacağımız en iyi şey öbür yoldan gitmektir, o zaman bulursunuz.”
Sayfa 81 - Can yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
...Ed-din Kaviy...
Oturup dinlenmemi teklif etti. Oturdum. "Efendim valide pirinç istedi." dedim. Pirinci verdi... O sırada gayri ihtiyari ağzımdan şu söz çıktı: "Bugün biraz sıcak değil mi?" dedim. "Na'am, velâkin ed-dinu kaviyyun yá veledi... Evet, fakat ey oğlum, din daha kuvvetli..." Abdülhadi Amca'nın dükkânında duvarda bir tulum asılı. Tulumun içinde su var. Sam rüzgârı esti mi, tulum da, su da soğurdu. Karşısına koymuş, şıp şıp su damlıyor. Akşama içecek... O sözünü hiç unutmam. Evet sıcaktır, fakat din ondan daha kuvvetlidir. Sıcak diye oruç mu yiyeceğiz, haşa! Ölürüz de yemeyiz. Ölüm vuslatın kapısı, Cenab-ı Hakk'a kavuşmanın ilk kapısıdır. Mü'minin safası ölümden sonra başlar... Bu "ed-din kaviy" kelimesini válideye söyledim. Son günü-ne kadar, sık sık, "Oğlum ed-din kaviy, Abdülhadi Amcan ne derdi? Ed-din kaviy oğlum, din daha kuvvetli..."
Pamuk ile E. Şafak aynı yolun yolcusu gibi.. :)
“İşte, geldim, buradayım, ama sen? Kafan nerede, gözlerin nerede?” “Haklısın, kafam gerçekten karışık bu akşam. Aklım bir türlü gözden geçirip baskıya veremediğim kitabımda. Salt Amerika ve İsrail’in çıkarları öyle gerektiriyor diye türlü genetik numaralarla Yahudi kimliği aşılanan Barzani’den sözederken, az ötede Sam Amca kılığına bürünen adamla, kendine Orhan Pamuk süsü veren adamın otur­dukları masaya takılıyor gözüm; olmadık şeyler düşünüyo­ rum.” “Neler mesela?..” “Barzani’ye yaptıkları gibi, kimi yazarlara da Yahu­di kimliği giydirmeye yeltenebilirler mi?” “Nasıl yani?” “Orhan Pamuk’un Beyaz Kale'sini çeviren Victoria Holbrook Yahudi. Benim Adım Kırmızı'yı yayımlayan Alfred A. Knopf Yahudi, Kara Kitap'ı basan Harcourt Ya­hudi, Yeni Hayat’ı İngilizce yayımlayan Random House Yahudi, Vintage Books Yahudi.”
Sayfa 44·Kitabı okudu
ejderhamsı bir yılgı yutar bu dünyasız beni senin yanında dedelerimizin tanrısı eğilir gibi bir kimseye ki yürür birisi gibi ama demokrasinin sırıtkan sesi gece gündüz ilân etmede "özgürlüğe aç tüm zavallı küçük uluslar yalnızca güvenin a.b.d.'ye" birden ayaklandı macaristan ve müthiş bir çığlık koyverdi "ruhsuz bir tutsak kıyamaz bana çünkü özgürce öleceğim ben" öyle canhıraş haykırdı ki, termopil işitti bunu ve maraton ve tüm insan - öncesi tarih ve sonunda B.M. "sakin ol minik macaristan ve ne dendiyse onu yap iyi cins bir ayı çok kızgın korkuyoruz kısasa kısastan" sam amca silker oldukça pembe omuzlarını, bilirsiniz nasıl ve liberal bir memeyi tutup çeker ve peltekçe der "şimdi işim çok"
Şiir
(...) “Siz de beni yemeğe çağıran ilk okuyucumsunuz.” “İlk mi? İnanmam!” diyor; “Bir yazarı okumak baş­ka, tanımak başka, tanıyıp okumak daha başka. Ben tanı­dığım yazarları daha bir dikkatli okuyorum nedense.” “Belki Sam Amca kılıklı adamlar da öyle düşündüğü için yazar kılıklı adamlarla görüşüyor burada,” derken, Aziz Nesin’le Hikmet Kıvılcımlı bir görünüp kayboluyor­lar restoranın cam kapısında. “Bence Sam Amca rolünü doğru oynuyor,” diyor Neveser Hanım kaşlarını çatarak; “fakat benimki rol değil, yalnızca okuyucu merakı...”
Sayfa 19 - ince nüanslar..·Kitabı okudu