º•Öncelikle kitap akıcı ve okunması kolay bir kitaptı.
º•Biraz uzun bir inceleme olacak. Küçük spoiler içerebilir.
Atom savaşı döneminde güvenilir bir yere götürülmek üzere uçağa bindirilen çocuklar uçağın düşürülmesiyle hayatta kalanlar bir adada mahsur kalırlar.
Başta çocukların birbirini tanıması ve adada ne yapacaklarına karar vermesiyle geçti. Hepsinin birer çocuk olduğunu düşünürsek ilk başta başlarına gelen facianın ciddiyetinin farkında değillerdi.
En önemli karakterler, Ralph, Domuzcuk, Jack, Simon, Eric ve Sam’dı. Hepsinin farklı karakterleri vardı. Kısaca bahsetmek istiyorum;
Ralph, on iki yaşında iyi, akıllı, neşeli ve lider ruhlu bir çocuktu.
Domuzcuk, on iki yaşında ismini hiç öğrenemediğimiz kiloları yüzünden bu lakabı almış sağduyulu takımın beyni olan bir çocuktu. Sırf lakabından, gözlük kullanıp astımının ona engel olup durmasından ve ailesinin düşük bir sınıftan olmasından dolayı her zaman dışlanan ve sağduyusu görmezden gelinen bir karakter. En akıllı ve sağduyulu olanın bu kadar dışlanması ve küçük görülmesi hayatın adaletsizliğinin bir göstergesiydi.
Jack’te on iki yaşında ve grubun zorbası olan bir karakter. Tam bir faşist örneği. Irkçı, kibirli ve kendini diğer herkesten üstün görerek küçümsediklerine her şeyi yapabilme hakkını kendinde gören bir kötü.
Simon ise en iyi kalpli ve hatta mistik bir yanı da olan asosyalliğinden dolayı iletişim kurmakta zorlanan bu yüzden de onun tuhaf bir çocuk olduğu düşünülen bir karakterdi.
Eric ve Sam’ sa diğerlerinden küçük ikiz kardeşlerdi. Korkuyla yönetilen ama yine de içlerindeki insani ve iyi yana tutunmaya çalışan çocuklardı.
Yazarın adayı tasvir edişi çok güzeldi. Betimlemeleriyle birlikte sanki adadaymışım gibi hissettim. Bu cennet gibi ada zamanla çocukların dokunuşuyla çürüyüp cehenneme döndü.