Japonya'da din, öteden beri hep paraya taalluk eden bir gelenek ve kültür olmuştur denilebilir. Tapınaklar (teralar), gö­revli din adamları (obösan), samuraylar ve tüccarlarla birlikte topluma nüfuz eden ve onun üzerinde bir otorite oluşturan üçlü saç ayağından biri olmuştur. Günümüzde gelirleri nispi olarak azalan tapınak (tera) görevlilerinin kendilerine yeni fa­aliyet alanları bulmaları hiç de zor olmasa gerek.
Kıyıda ani bir kargaşa çıktı, birkaç misket tüfeği patladı, kalkan duvar delindi. Ronin-samurayların bazıları geri çekildi, kıyıdaki bireysel çarpışmalar yeniden başladı. Bu defa düşmanın öncü birliği kıstırıldı ve püskürtüldü. “Tanrı aşkına, yüzmesini söylesene!” “Yüzemez, Anjin-san. Ölmeye hazırlanıyor.” “Ey güzel İsa, ölmek istiyorsa o zaman oraya gitsin!” Blackthorne kavgaya doğru hızla salladı parmağını. “Niye adamlarına yardım etmiyor? Ölmek istiyorsa niye çarpışarak ölmüyor, niye erkek gibi ölmüyor?” Genç kadına yaslanmış duran Mariko, gözlerini rıhtımdan ayırmadı. “Esir düşebilir de ondan. Yüzerse de esir düşebilir. O zaman düşman onu ayaktakımına sergiler, rezil eder, korkunç şeyler yapar. Bir samuray esir düşerse samuray kalamaz artık. Şerefe sürülecek en büyük leke budur, düşmana esir düşmek. O yüzden kocam bir erkeğin, bir samurayın yapması gereken şeyi yapıyor. Samuraylar haysiyetleriyle ölür. Yaşam denen şey samuray için nedir ki? Hiçbir şey. Yaşam ıstıraptan ibarettir, neh? Şahitler önünde haysiyetle ölmek kocamın hem vazifesi hem de hakkı.” Blackthorne dişlerinin arasından, “Ne aptalca bir ziyanlık,” dedi. “Bize karşı sabırlı olun, Anjin-san.”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İnsanlık çöküştür. Sadık samuraylar da azizeler de çöküşü yaşar. Buna mâni olunamayacağı gibi mâni olmak insanlığı kurtaramaz. İnsanlar yaşar ve insanlar düşer. Bundan başka insanlığı kurtaracak bir kestirme yol yoktur.
Sayfa 109·Kitabı okudu
Edebiyat
Gizli, görünmeyen, sıradan bir yaşam. Hiçbir şey yapmamak, olaylara teslim olmak. Denizin sürüklediği çakıl taşının uyuklayan zevki.
Alıntı
" Gizli, görünmeyen, sıradan bir yaşam. Hiçbir şey yapmamak, olaylara teslim olmak. Denizin sürüklediği çakıl taşının uyuklayan zevki. "
Edebiyat
Çam Ağacının Arkasında
Samuraylar döneminde, Japon Denizi’nde, Sado Adası’nda sabahtan akşama dek ufka bakan bir keşiş yaşarmış. Ömrünü bu temaşaya hasretmeye, tüm varlığını adamaya,denizle gök arasında bir çizgi olmanın sarhoşluğunu tatmaya yemin etmiş.Görüş açısını engelleyen bir çam ağacının arkasına oturduğunu görenler bunu neden yaptığını sorunca”çünkü başarmaktan korktuğum kadar hiçbir şeyden korkmuyorum”cevabını verirmiş.
Sayfa 62·Kitabı okudu