Bay C. Hâlâ Bir Yerlerde Yürüyor
Puan vermedi·192 syf.·
2026 9. kitabı
Merhaba 1000Kitap, Kitabı bitirdikten sonra hikâyeden çok Bay C.’yi düşündüm. Açıkçası onu çok sevdim diyemem ama sevmedim de diyemem. Bazen hak verdim, bazen sinirlendim, bazen de kendimi ona yakın hissettim. Sürekli bir şeylerin peşinde ama neyin peşinde olduğunu kendisi de tam bilmiyor gibi. İnsanlarla tanışıyor, konuşuyor, yakınlaşıyor ama hiçbir şey onu gerçekten tatmin etmiyor. Bir noktadan sonra insanın içinden “Abi sen ne istiyorsun, ne arıyorsun?” diye sormak geliyor. Belki de onu ilginç yapan şey tam olarak bu. Çünkü aslında aradığı şeyin ne olduğunu o da bilmiyor gibi. Bu yüzden hiçbir yerde uzun süre kalamıyor, hiçbir insana tam olarak yaklaşamıyor. Yusuf Atılgan’ın en sevdiğim yanı Bay C.’yi olduğu gibi anlatması oldu. Onu ne kahramanlaştırıyor ne de eleştiriyor. Kusurlarıyla, çelişkileriyle, kararsızlıklarıyla önümüze bırakıyor. Ne düşünüyorsanız düşünün der gibi. Bu yüzden okurken bir roman karakteri değil de gerçekten yaşamış bir insanı tanıyormuş gibi hissettim. Kitapta öyle büyük olaylar, şaşırtıcı gelişmeler yok ama Bay C.’nin düşünceleri ve dünyaya bakışı sarıyor insanı. Bir de kitabın sonunda içimde kalan o his var… Sanki hikâye bitmedi. Ben son sayfayı okudum ama Bay C. hayatına devam etti. Şu an bile gözümün önüne getirince onu bir kaldırımda yürürken hayal edebiliyorum. İnsanları izliyor, yine kafasında bir şeyleri sorguluyor, yine bir şeylerin peşinden gidiyor gibi. Benim için Aylak Adam, yalnızlık ve arayış üzerine yazılmış en etkileyici Türk romanlarından biri oldu. Bay C.’yi sevmek zorunda değilsiniz ama onu unutmanız da pek kolay değil.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971bin okunma
7/10
·352 syf.··
2026 10. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 23:59
Popüler bir kitap olduğu için merak edip okudum gerçekten de farklı ve akıcıydı. Başkarakterimiz Millie hizmetçi olarak bir evde çalışmaya başlar sabıkalı olduğu için de bu işten vaz geçemez. Patronu Andrew'a da ilgi duymaya başlar. Olaylar da öyle gelişiyor yalnız kitap çok ters köşelerle doluydu. İlk başlarda kitap çok basit ilerliyordu ama sonlara doğru çok farklı şeyler oldu sırlar ortaya çıktı diyebilirim. Ben bahçıvan Enzo karakterini beğendim, yardımsever ve anlayışlıydı. Spoiler olacak şimdi ama kitapta bir tane ruh hastası yokmuş 2 tane varmış meğerse. Millie de bildiğin sinir hastası son yaptığı şey bana çok fazla geldi 4 tane diş çok değil mi? Tamam o kişi de hak ediyordu ama bu kadarını değil sanki ya. Sonunu böyle beklemiyordum.
HizmetçiFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 202311,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Herkesin Bir Kumarı Var
8/10
·177 syf.··
2026 14. kitabı
Kumarbaz, şu ana kadar okuduğum Dostoyevski kitapları arasında en beğendiğim eser oldu. Kitaba 8/10 veriyorum. İlk bakışta kumar üzerine yazılmış bir roman gibi görünse de ben kitabın asıl konusunun kumar değil, insanın tutkularına ve takıntılarına yenilmesi olduğunu düşünüyorum. Roman boyunca dikkatimi çeken şey, neredeyse bütün karakterlerin bir şeylerin esiri haline gelmiş olmasıydı. Aleksey kumarın, General Matmazel Blanche'ın, Polina ise Fransızın etkisinden kurtulamıyor. Her biri farklı bir şeyin peşinden sürükleniyor ve sonunda o şey tarafından sömürülüyor. Romanı bitirdikten sonra fark ettiğim şey, aslında kitaptaki en büyük kumarbazın sadece Aleksey olmadığıydı. Kumar masasına oturan kişi Aleksey olsa da romandaki hemen hemen herkes başka bir şey uğruna hayatını riske atıyordu. Kimi aşkı, kimi parayı, kimi statüyü, kimi de gururunu bir kumar masasına sürüyordu. Bu yüzden kitabın adı Kumarbaz olsa da Dostoyevski bana göre sadece kumarı değil, insanın kendini kaybedecek kadar bağlandığı her şeyi anlatıyor. Aleksey ilginç bir karakterdi. Onu okurken bazen çok zeki olduğunu düşündüm, bazen de kendi hayatını kendi eliyle mahveden birine baktığımı hissettim. Sanki tam zeki olacakken olamamış biri gibiydi. İnsanları anlayabiliyor ama aynı zamanda sebepsiz yere olay çıkarıyor ve çektiği acılardan tuhaf bir şekilde haz alıyor. Bu yüzden ona ne tamamen hak verebildim ne de tamamen karşı çıkabildim. Kitaptaki en sevdiğim karakter ise Bay Astley oldu. Roman boyunca mantığını koruyabilen nadir insanlardan biriydi. Diğer karakterler hırslarına, tutkularına ve duygularına yenilirken onun daha sakin ve düşünerek hareket etmesi hoşuma gitti. Bana göre romandaki en olgun karakter oydu. Polina hakkında ise kesin bir yargıya varamadım. Dostoyevski karakteri biraz gizemli
Edebiyat
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma
7/10
·293 syf.·
2026 11. kitabı
Balayı dediğimiz şeye illa çift mi gitmek lazım yoksa tek başınıza da balayına gidebilir misiniz? Hikayemiz bu soruya tek başına da gidilebilir cevabını veren Eden ve Phillip'in hikayesi. Yaz mevsiminde kafamı yormasın, aklım karışmasın, yüzüm gülsün diye okunabilecek plaj kitaplarından biri ama uyarayım benim gibi denizden uzak bir yerde okursanız acilen deniz görmem lazım krizlerine girebilirsiniz. Kitap kısaca ''Ela ben bu aşka olan inancımı kaybettim '' diyen Allah'ın cezası Levent'in Ela'yı bıraktığı gibi düğünden evvel bir şekilde (spoiler versem ne olacak sanki de neyse vermeyeyim) nişanlılarından ayrılmış anasınıfı öğretmeni Eden ve iş hukuku avukatı Phillip'in Karayip'lerde tanışması ve birlikte hem adayı hem tatil hallerini keşfetmelerini anlatıyor. Birlikte çıktıkları tüm maceralar çok tatlıydı aralarındaki atışmalarda sonu zaten belli yormayacak mutlu bir kitap ama ben kaos düşkünü bir insan olduğum için hiç kavga etmemeleri canımı sıktı. Hemen konuşup anlaşıyorlar toksik olun demiyorum ama yani ben günde kendimle bile en az 2 kez kavga ediyorum el insaf ya biraz gerilim aradım. Eden'in gerçek suç hikayelerine düşkünlüğü sebebiyle kendisiyle bir yakınlaştım yalan değil, Phillip'le de şirket hukuku aşkımız ortaktı, ben karakterlerle bağ kurdum ama öyle ahım şahım bir derinlik falan beklemeden okunması lazım. Türünün en iyilerinden mi değil ama kötü mü o da değil ben romantik komedi klişesi severim diyorsanız bence bir göz atın.
Tek Başına Balayı RehberiOlivia Hayle · Beta Byou Yayınları · 2024234 okunma
9/10
·254 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 00:00
Selam. Normalde kitap yorumlarımı bu üslupla hazırlamam. Ama Petrikor bende öyle bir iz bıraktı ki, bu kez okurken zihnimden geçenleri sanki bir dış ses anlatıyormuş gibi yazmak istedim. #kitapyorumu Okur, kitabı en güvenli alanında; evinde, sakinliği bulduğu ilk fırsatta, köpüklü orta şekerli kahvesi eşliğinde okumaya başladı. İlk işi kitabın adı olan Petrikor’un anlamına bakmak oldu. Sonra kendisinin de bir pluviyofil olduğunu öğrendi ve sayfaların arasına daldı. Metaforlar, iç monologlar ve adamla kadını sembolize eden gezegen paradoksu arasında kayboldu. Sanki her cümlenin altında başka bir cümle, her paragrafın içinde keşfedilmeyi bekleyen yeni bir anlam saklıydı. Neden yazar mahlas kullanmıştı? Okurun kafasında sayısız teori oluştu. Ayrıca kitaptaki adam ve kadın karakterlerin bu obsesif tavırları gerçekten nevrotik bir zihin yapısından mı kaynaklanıyordu, yoksa bunun altında bambaşka bir sebep mi vardı? Okurun zihni sürekli Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi’ne gidiyordu. Oradaki, sevdiği kadının dokunduğu her nesneye anlam yükleyen, aşkı giderek bir takıntıya dönüştüren karakteri hatırladı. Bu kitaptaki adamda da aynı durum mu söz konusuydu? Bu yüzden kitabı sık sık elinden bıraktı. Düşündü, analiz etti, hissettiklerini kendi içinde tarttı. Kitap okuru yoruyordu ama okur Başak burcuydu; detayları, ince ipuçlarını ve satır aralarına gizlenen anlamları seviyordu. Okur, okuduklarının yaşanmış hislerin izlerini taşıdığını daha ilk sayfadan itibaren sezmişti. Bu yüzden zihni hiç susmadı. Sayfalar ilerledikçe gerçekler tüm çıplaklığıyla karşısına çıktığında, kitaba bambaşka bir yerden bakmaya başladı; daha çok hissederek, daha çok empati kurarak, daha çok insan olmanın kırılganlığını düşünerek… Finali ise taş basamakların üzerinde, şehre kuşbakışı bakan masmavi
PetrikorJonah Axon · Limera Yayınları · 202670 okunma
Kusursuzluğun kusuru
Puan vermedi·88 syf.·
2026 11. kitabı
Bu kitapta belli bir hikaye yok, dialog yok, edebi bir içerik yok.Ne var? Günümüz dünyasında sosyal medya ile yaşayan insanın hayatına tutulan bir ayna var..Göçmen genç bir çiftin hayatı üzerinden bu çağın insanı anlatılmış güncel terimlerle...Kitabın yazarı genç bir Italyan.Felsefe eğitimi almış ama kitap da bunu pek kullanamamış..Hayatı anlatmıs felsefeye başvurmadan..Sanki aceleyle yazmış çok da irdelemeden.
KusursuzlukVincenzo Latronico · Yapı Kredi Yayınları · 2026161 okunma