Yılmaz Çakır

Yılmaz Çakır
@sargeant
Ne demiş Yunus, Gelin Tanış olalım işi kolay kılalım, sevelim, sevilelim bu dünya kimseye kalmaz, Yaşamın temelinin SEVGİ olduğuna inanan okudukça, insanları gördükçe artık Nihilist.
Masum güven, nihayetinde, suçun özü müydü ?
Puan vermedi
19 Haziran 1909-13 Haziran 1948), Japon yazardır. Tsugaru Yarımadası'nın merkezi yakınlarında küçük bir kasaba olan Kanagi'de doğdu. Asıl adı Şuuci Tsuşima'dır Ailedeki siyasetçi olma geleneğine karşı çıkarak yazar olmaya karar verdi. Yirmi yaşında Tokyo Üniversitesi Fransız Edebiyatı Bölümüne kaydını yaptırdı. Hayatının büyük bölümünde esrarkeş, veremli, asabi, kavgacı ve alkolik biri olarak birkaç kez intihar etmeye kalkıştı. Dazai, 1948'de metresiyle birlikte suya atlayarak intihar etti. Ölümünün üzerinden bunca sene geçmesine rağmen, Japonya'da hâlâ ilgi gören bir yazardır. Eserlerinin çoğunluğunda yalnızlığı ele alır. Yalnızlık ön planda iken insanın arayış içinde olması ve insanın varoluşunu, içe dönüklüğünü YANİ TEMELDE İNSANI ELE ALIR. Yozo'nun tek sorunu ilişkilerdeki sahtelik, anlam verilmeyen toplumsal değer yargıları ve sıkıcı günlük rutinler mi? Hayır. Onun asıl sorunu yaşamının başlarında, onu yaşama bağlayan bir sevginin, sıcak bir ilişkisinin olmaması. Annesinden hemen hemen hiç bahsetmiyor, babası hep işiyle meşgul, seyahatlerde, birçok kardeşi var ama o işini yapan hizmetkarların elinde büyüyor. Kalabalık bir ailede yapayalnız büyüyor. Yozo 'elalem' dediğimiz toplumu, toplumsal değerleri içinden gizlice yargılayıp reddediyor ama söz konusu kadınlar oldu mu yine tökezliyor. Sırf bakireliğinden etkilenerek bir kadınla evleniyor ve sonrasında kirletildiğini düşünerek, ona acıdığı için ondan kopuyor. Yaşamım utançlarla dolu derken bunu da kastediyor mu acaba? Yoşiko olayında ise masumiyeti değil, kendisine bunu yapan birine müdahale etmek yerine, kaçıp ruhsal travma yaşayan bir eşinin olmasıdır. Bu çirkin olayı yapan bir erkek (dükkancı), buna tanık olup seyirci olan da yine iki başka erkek (Horiki ve Yozo), ama kahramanımız 'kadınların hiç olmadığı bir
Felsefe
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,2bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi
1931 DOĞUMLU (93 yaşında) psikanalist, psikiyatrist, psikoterapist ve yazardır. Profesör Yalom, Standford Üniversitesi'nden emekliye ayrılmış olup, alanında oldukça zengin bir yapıya sahip, bilimsel kitapların ve romanların sahibidir. Yalom, varoluşçu psikoterapinin en önemli yaşayan temsilcilerinden biridir. Psikanalistler içinde sürekli olarak kritize edilen psikanalizin geliştirilmesinde öncülük yapmış ve aynı zamanda psikanalizdeki uzun ama etkileyici yeni rehabilitasyon yöntemleriyle insanın psikolojik rahatsızlıklarını yeniden ve daha iyi anlamayı sağlarken, uyguladığı yöntemlere has içeriklerle dolu yazdığı romanlar onun edebiyat dünyasında da yer edinmesine yardımcı olmuştur. Yazdıklarında kullandığı genel metafor psikanalitiktir ve felsefeyle de iç içedir. Grup terapilerinde uyguladığı varoluşçu yöntem, klasik bir yöntem olsa da Yalom, bunun günümüz psikanalizinde deforme olmasını engelleyen çok daha sonuç alıcı bulgularla devam ettirmiştir. Daha önce yazarın Bugünü Yaşama Arzusu kitabını okumuştum, akıcı,anlaşılır ve temiz yazıyor. Kitaptaki tüm görüşlere katılıyorum hatta kendimi gördüm. ÖLÜM : Geride kalanın kendi ölümüyle kişisel yüzleşmesidir. Bana görede yaşamda ölüm insana en iyi nasihattir. EPİKÜROS’UN Simetri iddiası “”ÖLÜMDEN SONRA DOĞUMDAN ÖNCEKİ VAR OLMAMA HALİ“” Yoktan geldin yoka gittin yani seni tanıyan son insan öldüğünde bu dünyada hiç yaşamamış olacaksın, insanlar öldükten sonrada anıldıkça yaşar. Babamın mezarında yazar, HER AKLINA GELDİĞİNDE ÖLÜM DİYE ÜRPERME BU HALİNLE ALLAHI İNCİTMİŞ OLCAKSIN O SANA GELDİĞİNDE SEN ZATEN GİTMİŞ OLACAKSIN Filozoflar, düşünürler yıllardır aynı şeyleri düşünmüşler Hayatın anlamını aramışlar, kanımca bir anlam yok. SOKRATES : M.Ö 469-399 ARİSTOLES : M.Ö. 384-322 ÖMER HAYYAM : 1048-1131 (11 NCİ
Felsefe
Güneşe Bakmak Ölümle YüzleşmekIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20173,382 okunma
İnsanlığın kurtarıcıları olarak kutsanmışlardı.
Puan vermedi
SUÇ VE CEZA-DOSTOYEVSKİ DOSTOYEVSKİ : Fyodor Mihayloviç Dostoyevski 1821 Moskova - 1881, Sankt-Peterburg), Rus roman, kısa öykü ve deneme yazarı ve gazeteci. Pek çok edebiyat eleştirmeni tarafından, Dünya edebiyatının en mükemmel yazarlarından birisi olarak kabul edilmekte ve eserleri, olağanüstü tesir bırakmış şaheserler olarak nitelendirilmektedir. Çocukluğunu sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçiren Dostoyevski, annesinin ölümünden sonra Sankt-Peterburg'daki Mühendis Okulu'na girdi. Babasının ölüm haberini de burada aldı. Okulu başarıyla bitirdikten sonra istihkâm bölüğüne girdi. Bir yıl sonra istifa ederek buradan ayrıldı. Ordudan ayrıldıktan sonra edebiyata yönelen Dostoyevski, ilk kitabı İnsancıklar'ı 1846 yılında yayımladı. Bu eserinin ardından yazdığı kitaplarla beklediği başarıya ulaşamayan Dostoyevski'nin umudu kırıldı ve politikayla ilgilenmeye başladı. 1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. 4 ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya’ya gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Mariya Dmitriyevna İsayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Sankt-Peterburg'a yerleşti. Sankt-Peterburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserlerini yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de, arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca
Edebiyat
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,2bin okunma
Ölüm nezaket edip uğradı bana.
Puan vermedi
Yazarın daha önce Bugünü yaşama arzusu ve Güneşe bakmak kitaplarını okumuştum, özellikle Güneşe bakmak etkileyiciydi. Kitap yazarın psikoterapi seanslarından ve gerçek öykülerden oluşuyor. Bazı bölümleri ders niteliğinde özellikle Marcus Airelius’a ve onun kitabı “Kendime Düşünceler” den alıntılar içermektedir. En çarpıcı olanlarını çıkarmaya çalıştım. “”Üzerinde düşünülmemiş bir hayat yaşanmaya değmez”” Sokrates "”Öylece dolanıp duran, kendine bir günah arayan suçluluk ... İşte ben buyum,"” "”Tüm yaşamımı çalışarak ve ihtiyaç duyduğumdan daha fazla para kazanarak geçirmenin ne kadar anlamsız olduğunu düşünüyorum. Şu an yeterince şeye sahibim ama hız kesmeden devam ediyorum. Bugüne kadarki yaşam tarzımı düşünmek beni üzüyor. Daha iyi bir eş ve baba olabilirdim. Neyse ki hala vakit var." “”Ben bu kişilerin çoğunun çağrışımla aşık olduğuna inanıyorum. Onların asıl sevdiği, gençliğe özgü neşeydi, okul günleriydi, önlerinde uzanan o heyecan dolu yaşama atılmak için duydukları sabırsızlıktı. Gerçekte, belli bir kişiye aşık değillerdi. Söylemek istediğim, Sergey de sizin gençliğinizin rüya gibi bir döneminin parçasıymış. Sırf bundan dolayı, ona sevgi aşılıyorsunuz. Yani ona aşkı yakıştıran sizsiniz."” (Okuldan tanışıp evlenenleri söylüyor) "”Seksi, ölümün canlı rakibi olarak görmüşümdür hep. Zaten orgazm, yaşamın başlıca kıvılcımı değil midir? Ölümle ilgili korkuları nötrlemek için cinsel duyguların alevlendiği pek çok durum biliyorum. Bence kabusunun sonundaki güçlü ereksiyona yol açan da bu koruyucu süreçti. Ayrıca bu durum yatmadan önce mastürbasyon yapmanı da açıklıyor. Mastürbasyon sayesinde ölüm kaygısını kovuşturarak kendini teskin ediyorsun."” “”Yaşanmamışlık ne kadar çoksa ölüm korkusunun da o kadar şiddetli olduğuna defalarca şahit oldum.”” “”Ben Ölüm'e
Günübirlik HayatlarIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 201616,2bin okunma
Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın hatırlanandan farkı yok. Hepsi geçici. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden HİÇ KİMSE ve HİÇBİR YERDE olacaksın. Marcus AURELİUS
Felsefe