Puan vermedi·259 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 10:42
Bazı kitapların adı insanı daha ilk anda yakalıyor. Kanını Satan Adam da benim için tam olarak öyleydi. Üstelik kapağındaki serum borusu detayı kitabın ruhuna o kadar yakışmış ki uzun süre sadece kapağına bakıp düşündüm. Yu Hua, bu kitapta bize Xu Sanguan’ın hayatını anlatıyor. Geçim sıkıntısı, aile yükü, yoksulluk ve hayatta kalma çabası arasında defalarca kanını satmak zorunda kalan bir adamın hikâyesi bu. Ama kitap yalnızca yoksulluğu anlatmıyor; aynı zamanda bir adamın yıllar içinde değişmesini, baba olmasını, kırılmasını ve büyümesini de izliyoruz. Bu yüzden kitapta en sevdiğim şeylerden biri, güçlü bir bildungsroman hissi taşıması oldu. Kitaptaki en sevdiğim detaylardan biri ise her kan satışından sonra kızarmış domuz ciğeri yiyip sarı pirinç likörü içmeleri oldu. Özellikle masaya vurarak sipariş verdikleri sahneler nedense bana çok gerçek, sıcak ve unutulmaz geldi. Kitabın en ağır anlarının arasında bile böyle küçük ritüellerin olması hikâyeyi daha da etkileyici yapıyordu. Ama en çok etkilendiğim bölüm kesinlikle Yile hastalandığında Xu Sanguan’ın şehir şehir dolaşıp tekrar tekrar kan verdiği kısımdı. O sayfaları gerçekten korkuyla çevirdim. İçimden sürekli “Tamam artık, daha fazla kan verme.” deyip durdum. Bir insanın çaresizliği bu kadar sade ama bu kadar güçlü anlatılabilir sanırım. Kanını Satan Adam, beni hem duygusal olarak yordu hem de karakterlerine inanılmaz yakın hissettirdi. Şimdiden “Tuhaf İsimli Kitaplar” koleksiyonumun en sevdiğim parçalarından biri oldu. Yu Hua Kanını Satan Adam
Kanını Satan AdamYu Hua · Jaguar Kitap · 20184,402 okunma
Puan vermedi·285 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:23
Bugün masamda çok özel bir kitap vardı; Shao Li’nin kaleminden Sarı Nehir Öyküsü. Kapağını açtığımda sanki o nehrin kıyısına, toprağın kokusunun hissedildiği o uzak coğrafyaya doğru bir yolculuğa çıktım. Kitap, bir babanın geçmişinin, kızının eve dönüşüyle birlikte yeniden gün yüzüne çıkışını anlatıyor. Ama bu sadece bir aile hikâyesi değil; Çin’in o kadim geçmişinden bugününe uzanan, toplumsal değişimlerin aile içindeki kuşak çatışmalarına nasıl yansıdığını gösteren çok gerçekçi bir ayna olmuş. Karakterlerin duygusal gelgitleri, yaşadıkları hayal kırıklıkları o kadar sahici ki, sanki kendi tanıdıklarınızın hikâyesini dinliyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Yazar, sıradan insanların hayatlarına öyle bir şefkatle bakıyor ki, sayfalar ilerledikçe karakterlerin o sessiz direnişlerine hayran kalmamak elde değil. Nehir, burada sadece bir su değil; kaderin ta kendisi, hayatın hem bereketi hem de o sarsıcı akışı olmuş. Eğer yavaş, derin ve ruhunuza dokunacak bir şeyler arıyorsanız, bu kitap tam bir başucu eseri. Özellikle ebeveynler ve çocuklar, karı-kocalar arasındaki çatışmalar, Çin halkının ahlaki yaşamını ve hızlı değişen toplumsal yapı içinde iki neslin karşı karşıya kaldığı duygusal savrulmaları da tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Shao Li, kendi gerçek duygusal deneyimlerini de işin içine katarak, sıradan insanların hayatındaki kırılma noktalarını müthiş bir şekilde işliyor. Sayfalar arasında kayboluyorken yepyeni pencereler açmanızı sağlıyor,zihninizde yer edecek derin bir iz kalıyor. “Nehir, sadece suyun akışı değil, zamanın ve kaderin yatağıydı; her bir kıvrımında bir hikâye, her bir taşında ise unutulmuş bir geçmişin fısıltısı saklıydı.”
Sarı Nehir ÖyküsüShao Li · Lotus Yayınevi · 20264 okunma
Reklam
Puan vermedi·116 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
Çiçeklenmeler Melisa Kesmez ​"Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? ​Daha önce Melisa Kesmez'in kalemiyle tanıştınız mı? Benim yazarla tanışma kitabım 'Çiçeklenmeler' oldu ve iyi ki de olmuş. Bir kadının iç dünyasını kendi sakinliğinde aktaran, su gibi akan bir kitap bu. Okurken kendimi hep sorgularken buldum. Çok uzun değil, hatta akıp gidiyor ama hissettirdiklerini anlatmam gerçekten mümkün değil. ​ ​Hikâyenin merkezinde Türkan var. Türkan, bugüne kadar kendi isteklerini hep arka plana itmiş, daha çok eşinin ve evinin düzenine ayak uydurarak yaşamış bir kadın. Ancak eşi Orhan’ın ani kaybıyla, hayatındaki o alışılmadık sessizlikle baş başa kalıyor. ​Tam bu yas ve yalnızlık sürecinde, Orhan’ın yıllarca uğraşıp güzelleştirdiği ama bir kez bile yola çıkmadığı eski, sarı bir karavan kalıyor geriye. Hikâye de Türkan’ın o güne kadar hiç yapmadığı bir şeyi yapıp, o sarı karavanın direksiyonuna tek başına geçmesiyle yön değiştiriyor. Bu tek kişilik yolculuk, aslında basit bir gezi olmaktan çıkıp, Türkan’ın kendi iç sesini ve ertelediği hayatı tek başına keşfetme süreci haline geliyor. ​ ​Yazarın dili oldukça sade, abartıdan uzak ve duru. Yol boyunca Türkan kendi hayatının muhasebesini çıkarırken, ister istemez ben de kendi hayatımın muhasebesini çıkardım; eksilerimin farkına vardım, tabii bu doğrultuda artılarımı da keşfettim. ​Kısacası bu kitap sayesinde bir kez daha anladım ki hayat ertelemeye gelmiyor. Zaman o kadar hızlı akıyor ki, her anın kıymetini bilip ona göre yaşamamız lazım.
1000Kitap
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,5bin okunma
9/10
·303 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 11:57
Uzun zaman sonra okuduğum bir kitaptan ilk defa bu kadar zevk aldım. Şahsi olarak pek öngöremediğim bir kurgusu vardı, ince eleştiriler içeriyor ve dünyamızın acı gerçeklerini yüze vuruyordu. Üzerinde uzun uzun konuşabileceğim ve tartışabileceğim bir kitaptı. Öncelikle yayın sektörüne karşı oldukça eleştiri içeriyordu – bu konuda haklı olduğunu da düşünüyorum. Bir tutku olarak başlayan yazarlık mesleğinin (bunun çoğu meslekte de geçerli olduğunu düşünüyorum, özellikle sanat dallarını içerenleri) yayınevleri ve okuyucuları memnun etme baskısının yanında, diğer yazarlar arasında fark yaratma, görülme arzularının ve artan kıskançlıkların tutkuyu nasıl zehirlediğini ve takıntı haline getirdiğini gösteriyordu. Bir hayal ve tutku olarak başlayan bu yolda tamamen kişisel arzular ve hırslar ön plana çıkmaya başlıyor. Ayrıca ırkçılığa değinme şekli de hoşuma gitti. Uzun yıllar boyunca ırkçılığa ve ayrımcılığa maruz kalmış kesimler, karşı karşıya kaldıkları sorunlarda muhatap oldukları kişiyi ırkçılıkla suçlarken aslında asıl ırkçılığı kendileri yapmaya başlarlar. Kitabın linç kültürünü yansıtma şekli de aynı şekilde oldukça iyiydi. Günümüz insanlarını muazzam yansıttığını düşünüyorum bu kitabın. Bu tip değinilen eleştiri ve yüzleştirmeleri kalbimi çaldı diyebilirim. Ana karakterin her koşulda kendini bir şekilde haklı görmesi, tüm yaptıklarını kendisine hak görmesi günümüz insanlarının sorunlarından biri. Karakterin endişe ve korkuları o kadar güzel yansıtılmış ki, eğer meyilli bir yapınız varsa okurken kaygıyla doluyorsunuz. Kitap hakkında o kadar çok konuşabilirim ki... Benim önereceğim kitaplar arasına kesinlikle giriyor.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Şiir sever azgınlara tavsiye edilir.
Puan vermedi·112 syf.··
2026 11. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 21:38
Akgün Akova ile tanıştığım ilk kitap. Şiir kitabı çok okuyan biri değilim. Evde ki kitapların arasından elime geçti, hadi bunu da okuyayım dedim. Tıpkı karışık kuruyemiş yerken fındık, badem, kajun vs arasında elimize gelen sarı leblebi gibi bir şeydi. Tamamen o motivasyonla okudum.. İncelemeye geçelim: Kitap bence daha çok yazarın adına şiir dediği ama gerçekte bastırılmış seks dürtüleri üzerine kitabımsı bir şey. Sütyenler,kilotlar, sevişmeler hava da uçuşuyor. Yazılan şeyleri normal herhangi bir kadına yazsanız direkt sapık yaftası vurur engeller. Fakat işin içine edebiyat girince (her anlamda) atış serbest oluyor galiba :D Bu konuda hassasiyeti olan kişilerin dikkat etmesi gerekir. Ha ben terbiyesiz ve hassasiyeti olmayan bir adam olduğum için zevkle okudum. :D
Alıntı
Aşk ve Kuyruklu YıldızAkgün Akova · Çınar Yayınları · 200660 okunma
Puan vermedi·252 syf.··
2026 9. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:06
Herkes gibi merak edip okumaya başladım ve çok bayıldığımı söyleyemeyeceğim. Fena değildi akıcılık anlamında başarılıydı. Ama şunu söylemek istiyorum ki filmi olsa keşke. Neyse konuya geçiyorum. Aynı üniversiteden mezun iki kız arkadaş ve bu iki kızlar aynı zamanda yazar. Tabi iki yazar olunca kıskançlık olması mümkün. Athena çok başarılı ödüllü yazar iken June pek başarılı bir yazar değil. Bir sabah Athena hayatını kaybediyor ve June onun yazdığı eskizi alıp kendine uyarlayıp piyasaya sürüyor. Kitap onu çok önemli bir konuma getirirken son günlere doğru kitap başına bela oluyor. Yaşadıklarını okurken iyi oldu diyorsunuz. Kitapta sosyal medyanın gücünü çok objektif anlatmış. Sosyal medya insanı rezil de eder vezir de.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Reklam
Reklam