Sarı Yüz Kitap İncelemesi
Puan vermedi·303 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Kitap okumaya başladığınızdan itibaren sizi ahlaki bir ikileme sürüklüyor. Bir taraftan yakın çevresinin hassas noktalarını ele alarak başlamış ve sektörde başarıya ulaşmış bir yazar diğer taraftan intihal yapan ve kıskançlıktan beslenen ancak azmini asla kaybetmeyen ana karakterimiz arasında kitap biterken bize kalan kimin haklı olduğundan çok, hırsın ve kıyaslamanın insanı ne kadar dönüştürebileceği sorusu oluyor.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 13. kitabı
Geçmişe özlem ve yaşamak isteyip de yaşayamadığı hayatın sızısı,kendisine ölçüp biçilip giydirilen hayatın içinde sıkışmışlık,solmuş bir elbise metaforu ile işlenirken ilk öykü olan Soluk Sarı Elbise içime işleyen bir öykü oldu.Öykünün sonunda okunan salâ,mahallenin bakkalının salâsı iken aynı zamanda geçmişin, öykü karakteri Sinan’ın ve Müjgan’ın yaşanmamış yıllarının da bir salâsıdır. Genel olarak anlar içindeki duyguları,katmanlı olayların bir noktasını,odağını ve bir kesiti yalın bir dille anlatan öykülere sahip kitabın ikinci öyküsü ise Dilsiz Kırlent’tir.Öykünün diline adeta nesneler eşlik eder.Nesnelerin karakterlerle özdeşen varlıkları,kokuları vb ninimalist bir anlatıma sunulmuştur.İki kadının ağrısını,sızısını anlatan ve özlemek üzerine kurulu olan bu öykü,ilk öyküye de bir selam verir. Gençliğin Ertesi...Gençken beklediği beyaz atlı prens ile gerçekler çarpışırken İsmet,gerçeği gençliğinin ertesinde, olgunluk döneminin başlarında kavrar.”Beni okutun” dediğinde, “mutsuzum”diye haykırdığında kendisini dinleyen tek bir kişiyi bulamamış olan İsmet,boşanma kararı aldığında artık koca bir kadındır ama ataerkil düzen,kadın üzerinde o sessiz şiddetini çoktan kurmuştur.Yer yer bilinç akışı,yer yer de geriye dönüş teknikleriyleil anlatılan öykünün en etkileyici yanı,acının,karakterin kişilik özelliği olan “deli kız” üslubu ile aktarılmasıdır.Öykünün finali de bu bağlamda hayli absürttür.Bir gençlik illüzyonunun kaybı,sevgisiz hayatın peşin ödenen bedeli,ve gitgide artan hayal kırıklıkları,içe işleyen bir dille anlatılır. Genel olarak ölüm ve ölenin ardında kalanlar üzerine yazılan öykülerden biri olan Ada Rüyası, şiirsel bir anlatıma sahiptir.Doğrusal ilerlemeyen bu öykü tıpkı rüyalar gibi;atlamalı,sıçramalı, imgeseldir.Öykü boyunca sesler,renkler,kokular birbirine
Kelebek ÇalısıAslı Sökmen Gediz · Potkal Kitap Yayınları · 20262 okunma
Reklam
8/10
·125 syf.·
2026 13. kitabı
Kitap 5 ayrı kişinin ağzından anlatılan 5 bağımsız öyküden oluşuyor. Moda’da kedisiyle yaşayan, birkaç uzun ilişki yaşayıp sonucunda hepsiyle arkadaş kalmış, hayatında derin yaralar olan, boş zamanlarında salonun lambasının sarı ışığı altında kitap okuyup örgü ören birinin hayatından kesitleri anlatır gibi bir havası vardı kitabın. Bir kadın yazarın ürünü olduğunu hissedebiliyorsunuz satırlarda dolaşırken. Yazarın anlatımına o kadar bayıldım ki, aktı gitti resmen. Hafif kasvetli bir kitap olduğundan sonbaharda okumanızı öneririm. Ayrıca son öyküde bir hata olduğunu düşünüyorum. Başta babalarının öldüğünden bahsettikten sonra bir anda annelerinin yasını tuttuklarını okuyoruz. Birkaç kez kontrol ettim, acaba bir şey mi kaçırdım diye ama sanırım yazar önce babayı öldürüp sonrasında vazgeçip anneyi öldürmeyi karar verdi ve bu kısım düzenlenmedi. Belki de kaçırdığım bir kısım vardır, okuyanlar düşüncelerini paylaşabilirse çok sevinirim. Olay akışının bu kısımda tam oturmadığını düşündüğüm için 2 puan kırdım ne yazık ki.
Nohut OdaMelisa Kesmez · Sel Yayıncılık · 201810,5bin okunma
Puan vermedi·259 syf.··
2026 27. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Mayıs 2026 10:42
Bazı kitapların adı insanı daha ilk anda yakalıyor. Kanını Satan Adam da benim için tam olarak öyleydi. Üstelik kapağındaki serum borusu detayı kitabın ruhuna o kadar yakışmış ki uzun süre sadece kapağına bakıp düşündüm. Yu Hua, bu kitapta bize Xu Sanguan’ın hayatını anlatıyor. Geçim sıkıntısı, aile yükü, yoksulluk ve hayatta kalma çabası arasında defalarca kanını satmak zorunda kalan bir adamın hikâyesi bu. Ama kitap yalnızca yoksulluğu anlatmıyor; aynı zamanda bir adamın yıllar içinde değişmesini, baba olmasını, kırılmasını ve büyümesini de izliyoruz. Bu yüzden kitapta en sevdiğim şeylerden biri, güçlü bir bildungsroman hissi taşıması oldu. Kitaptaki en sevdiğim detaylardan biri ise her kan satışından sonra kızarmış domuz ciğeri yiyip sarı pirinç likörü içmeleri oldu. Özellikle masaya vurarak sipariş verdikleri sahneler nedense bana çok gerçek, sıcak ve unutulmaz geldi. Kitabın en ağır anlarının arasında bile böyle küçük ritüellerin olması hikâyeyi daha da etkileyici yapıyordu. Ama en çok etkilendiğim bölüm kesinlikle Yile hastalandığında Xu Sanguan’ın şehir şehir dolaşıp tekrar tekrar kan verdiği kısımdı. O sayfaları gerçekten korkuyla çevirdim. İçimden sürekli “Tamam artık, daha fazla kan verme.” deyip durdum. Bir insanın çaresizliği bu kadar sade ama bu kadar güçlü anlatılabilir sanırım. Kanını Satan Adam, beni hem duygusal olarak yordu hem de karakterlerine inanılmaz yakın hissettirdi. Şimdiden “Tuhaf İsimli Kitaplar” koleksiyonumun en sevdiğim parçalarından biri oldu. Yu Hua Kanını Satan Adam
Kanını Satan AdamYu Hua · Jaguar Kitap · 20184,404 okunma
Puan vermedi·285 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:23
Bugün masamda çok özel bir kitap vardı; Shao Li’nin kaleminden Sarı Nehir Öyküsü. Kapağını açtığımda sanki o nehrin kıyısına, toprağın kokusunun hissedildiği o uzak coğrafyaya doğru bir yolculuğa çıktım. Kitap, bir babanın geçmişinin, kızının eve dönüşüyle birlikte yeniden gün yüzüne çıkışını anlatıyor. Ama bu sadece bir aile hikâyesi değil; Çin’in o kadim geçmişinden bugününe uzanan, toplumsal değişimlerin aile içindeki kuşak çatışmalarına nasıl yansıdığını gösteren çok gerçekçi bir ayna olmuş. Karakterlerin duygusal gelgitleri, yaşadıkları hayal kırıklıkları o kadar sahici ki, sanki kendi tanıdıklarınızın hikâyesini dinliyormuşsunuz gibi hissettiriyor. Yazar, sıradan insanların hayatlarına öyle bir şefkatle bakıyor ki, sayfalar ilerledikçe karakterlerin o sessiz direnişlerine hayran kalmamak elde değil. Nehir, burada sadece bir su değil; kaderin ta kendisi, hayatın hem bereketi hem de o sarsıcı akışı olmuş. Eğer yavaş, derin ve ruhunuza dokunacak bir şeyler arıyorsanız, bu kitap tam bir başucu eseri. Özellikle ebeveynler ve çocuklar, karı-kocalar arasındaki çatışmalar, Çin halkının ahlaki yaşamını ve hızlı değişen toplumsal yapı içinde iki neslin karşı karşıya kaldığı duygusal savrulmaları da tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Shao Li, kendi gerçek duygusal deneyimlerini de işin içine katarak, sıradan insanların hayatındaki kırılma noktalarını müthiş bir şekilde işliyor. Sayfalar arasında kayboluyorken yepyeni pencereler açmanızı sağlıyor,zihninizde yer edecek derin bir iz kalıyor. “Nehir, sadece suyun akışı değil, zamanın ve kaderin yatağıydı; her bir kıvrımında bir hikâye, her bir taşında ise unutulmuş bir geçmişin fısıltısı saklıydı.”
Sarı Nehir ÖyküsüShao Li · Lotus Yayınevi · 20264 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
Çiçeklenmeler Melisa Kesmez ​"Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? ​Daha önce Melisa Kesmez'in kalemiyle tanıştınız mı? Benim yazarla tanışma kitabım 'Çiçeklenmeler' oldu ve iyi ki de olmuş. Bir kadının iç dünyasını kendi sakinliğinde aktaran, su gibi akan bir kitap bu. Okurken kendimi hep sorgularken buldum. Çok uzun değil, hatta akıp gidiyor ama hissettirdiklerini anlatmam gerçekten mümkün değil. ​ ​Hikâyenin merkezinde Türkan var. Türkan, bugüne kadar kendi isteklerini hep arka plana itmiş, daha çok eşinin ve evinin düzenine ayak uydurarak yaşamış bir kadın. Ancak eşi Orhan’ın ani kaybıyla, hayatındaki o alışılmadık sessizlikle baş başa kalıyor. ​Tam bu yas ve yalnızlık sürecinde, Orhan’ın yıllarca uğraşıp güzelleştirdiği ama bir kez bile yola çıkmadığı eski, sarı bir karavan kalıyor geriye. Hikâye de Türkan’ın o güne kadar hiç yapmadığı bir şeyi yapıp, o sarı karavanın direksiyonuna tek başına geçmesiyle yön değiştiriyor. Bu tek kişilik yolculuk, aslında basit bir gezi olmaktan çıkıp, Türkan’ın kendi iç sesini ve ertelediği hayatı tek başına keşfetme süreci haline geliyor. ​ ​Yazarın dili oldukça sade, abartıdan uzak ve duru. Yol boyunca Türkan kendi hayatının muhasebesini çıkarırken, ister istemez ben de kendi hayatımın muhasebesini çıkardım; eksilerimin farkına vardım, tabii bu doğrultuda artılarımı da keşfettim. ​Kısacası bu kitap sayesinde bir kez daha anladım ki hayat ertelemeye gelmiyor. Zaman o kadar hızlı akıyor ki, her anın kıymetini bilip ona göre yaşamamız lazım.
1000Kitap
ÇiçeklenmelerMelisa Kesmez · İletişim Yayınları · 20267,6bin okunma
Reklam
Reklam