Hayat da yeşil ışık gibidir ama bazen sarı yanar bazen kırmızı. Kırmızı ışıkta takılı kalmış görünse de eninde sonunda yeşile döner.
Sayfa 94·Kitabı okuyor
Alıntı
sökülüp salkım salkım leylekler gelirse ilkbahar olur kül mavinin yanına kirli sarı gelirse sonbahar sen benim yanıma gelirsen kıyamet olur.
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Dünya nefesini tutup bir sonraki sözümü duymayı beklesin istiyorum. Kelimelerimin sonsuza kalmasını istiyorum.Ebedi ve ezeli olmak istiyorum. 
​Karıştı toprağa o narin çiçek, Dünyaya güvenmek beyhude emek... ​Ölüm, öyle bir değirmen ki, nice başları öğütüp un etti. Gaye, ölüm geçidinde ölümsüzlüğe ermek... Ömür ırmaklarını kevserleştirip cennet gölüne akıtabilenlere ne mutlu... ​ ​“Dost, öyle bir dosttur ki, ona başka bir denk ve kalbimizden başkası için zevk ve nasib yoktur. Gerçi kendisi şahsımdan ve gözümden kayıptır ama, içimden ve gönlümden asla ayrılmamıştır!..” ​“Bir gün Allah Resûlü’nün huzurlarında idim. Âlemin Fahr-i Kâinatın Efendisi onu işaret ederek dediler ki: Bu kişi ve onun Ehl-i Beyt’i cennetin direğidir!..” ​ ​“Hayır görmüşündür inşaallah!.. Fâtıma, bir oğlan doğuracak, sen de ona oğlun Kusem’in sütünü emzireceksin...” ​“Bir gün Hüseyin’i alıp Allah Resûlü’ne götürmüştüm. Allah’ın Resûlü’nü görünce üzerine atıldı. O da onu öptü, saçlarını tel tel okşadı, tatlı tatlı sevdi. Sonra eteğine oturttu. Oturunca, Âlemin Fahrinin kucağına akıttı. ​– Ey Ümmü Fadl, dedi; al tut oğlumu, üzerime akıttı. Mini mini Hüseyin’i hemen aldım ve çıkıştım: ​– Resûlullah’ın üzerine akıttın da üzdün onu... ​Çocuk ağlamaya başladı... ​– Ey Ümmü Fadl! Allah iyiliğini versin, Allah seni esirgesin. Sen oğlumun canını acıtıp ağlatmakla beni üzdün, dedi. ​– İhramını çıkar, başka bir elbise giy de yıkayayım. ​– Oğlan çocuğunun sidiği bulaşan yere su saçılır, akıtılır. Kız çocuğunun sidiği bulaşan yer de yıkanır...” ​Gaye insan ve Ufuk Peygamber bir gün mini mini Hüseyin’in ağladığını duydu. Muhterem kızı Hazret-i Fâtıma’yı ihtar etti: ​“(Yâ Fâtıma!) Onun ağlamasına üzüldüğümü bilmiyor musun?” ​ ​ ​“Allahım! Ben onu seviyorum. Sen de sev! Onu seveni de sev!” diye dua ederdi. ​“Hasan ve Hüseyin’i seven, beni sevmiş, beni seven de Allah’ı sevmiş olur.” ​“Onlar, benim dünyada öpüp kokladığım iki reyhanımdır.” ​“Hasan ve
En güzel göz elâ gözdür. Elâ olmasa da sarı ve kızılı olmayan göz tabiatın iyiliğine alâmettir. Küçük ve çukur gözlüler hilekâr ve hasetçi olur. İnce yüzlü kimseler anlayışlı olup bazı işlere karşı ilgi duyarlar. Orta boyluların hâlleri güzeldir.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
1000Kitap
Otuz Beş Yaş
Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. Dante gibi ortasındayız ömrün. Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider. Şakaklarıma kar mı yağdı ne var? Benim mi Allahım bu çizgili yüz? Ya gözler altındaki mor halkalar? Neden böyle düşman görünürsünüz, Yıllar yılı dost bildiğim aynalar? Zamanla nasıl değişiyor insan! Hangi resmime baksam ben değilim. Nerde o günler, o şevk, o heyecan? Bu güler yüzlü adam ben değilim; Yalandır kaygısız olduğum yalan. Hayal meyal şeylerden ilk aşkımız; Hâtırası bile yabancı gelir. Hayata beraber başladığımız Dostlarla da yollar ayrıldı bir bir; Gittikçe artıyor yalnızlığımız. Gökyüzünün başka rengi de varmış! Geç farkettim taşın sert olduğunu. Su insanı boğar, ateş yakarmış! Her doğan günün bir dert olduğunu, İnsan bu yaşa gelince anlarmış.
Sayfa 227·Kitabı okuyor
Şiir