Medeniyetin de bir yararını görmedim ayrıca. Tabiata dönemezsin, binaların boyunu aşan bir taş da diktiremezsin kendine. Zencilere yapıldığı gibi cenazende şarkı da söylemezler. Sıcak bir günde, kara gözlükler takmış, ceketlerini kollarına almış insanlar, beyaz gömlekli adamlar, başörtülü kadınlar... Hiç olmazsa gazoz içsinler de bir serinlik kalsın içlerinde son günümden hatıra. Yalnız sıcağı ve tozu hatırlamasınlar. Hava da ne sıcak, demesinler. Öğle namazında güneş yakmasın onları. İmamın kara cüppesini görünce bunalmasınlar. Evet, gazoz içmelerine izin verilmeli. Bir de, trafik sıkıştı; arabaların içinde piştik, demesinler
Vücudum kasıldı ve ansızın o erik tadı bir defa daha ağzıma doldu. "Annemi çok özlüyorum," dedim konuștuğumu bile farketmeden. Sonra başka bir șey söylememek için dudaklarımı sımsıkı kapadım. Dizginlerine karşı koyan bir at misali dişlerimi sıktım ve başımı iki yana salladım.
"Bana açılabilirsin," dedi Auri nazikçe.
Yine sarsıldım, erik tadı aldım ve sözcükler ağzımdan ardı ardına dökülmeye başladı "Konuşmadan önce şarkı söylediĥimi anlatırdı. Ben daha bebekken beni kucağında tuttugu zamanlarda mırıldanma huyu varmıș. Şarkı falan da değil hani. Kısacık melodiler. Yatıştırıcı bir ses. Sonra bir gün beni kampta gezdirirken o melodiyi aynen taklit ettiğimi duymuş. İki oktav daha yüksek sesle. Tiz bir mırıltı. Bunun ilk şarkım olduğunu söylerdi. Şarkıyı karşılıklı söyleyip durduk. Yıllarca." Boğulur gibi oldum ve dişlerimi sıktım.
"Açılabilirsin," dedi Auri yavașça. "Açılman çok doğal."
"Onu bir daha asla göremeyeceğim, dedim hıçkırarak. Sonra da iki gözüm iki ceșme ağlamaya başladım.
"Her șey yolunda," dedi Auri usulca. "Yanındayım. Güvendesin."