Puan vermedi·118 syf.··
2026 30. kitabı
Herkese selam. Bu kadar ince bir kitaba nasıl böylesine çok duygu ve yaşanmışlık sığdırılabilir, diye şaşırıyorum... Mualla… hayatla ölüm arasındaki ince çizgide yürüyen, görünürde sessiz ama derin yalnızlıkla yoğrulmuş bir ruh. Kardeşi Süreyya, ablasının intiharından sonra yıllardır yan yana olduklarını sandığı o geçmişi, şimdi kayıp bir parçayı arar gibi tekrar gözden geçiriyor. Anlatıcımız Süreyya, ablasının çocukluk ve gençlik yıllarını zihninde süzerek kendi farkındalığıyla hesaplaşıyor aslında. Bu kitap; bir kardeşin, kaybettiği ablasının varlığını -zamana yayılan anılarıyla- yokluk içinde var eden hüzünlü bir hesaplaşma. Her sayfasında fark edilmemiş sessiz bir çığlık… Kitapta bu çığlık öyle kelimelerle atılıyor ki içselleştirmemek imkânsız! Bu kitabı okuduğunuzda sadece bir hikâye değil, aynı zamanda hayatın görünmeyen çizgilerinde, bir kardeşin gözünden kayıp bir ruhun yankılanışına tanıklık edeceksiniz. Okuyun, okutturun…Kitapla kalın. Ölmek Mualla’ya yaramıştı. Bizim aile tatile çıkmaz. Hiç tatile çıkmayışımızın ayıbı beni utandırır, mutlaka tek başıma da olsa artık bir tatile çıkıp ailenin şerefini kurtarmalıyım der ve yine de çıkmam. Yalnız başıma ne yapayım oralarda, derim, oysa mesela nerelerde?.. Üstelik kendimi bikiniyle hayal edemem. Bir ömür oramızı buramızı saklamaya çabaladıktan sonra ansızın gündüz vakti iç çamaşırından hallice bir kılıkla, üstelik güneşin hiçbir sırrı saklamaya imkân bırakmadığı bir aydınlıkta arz-ı endam etmeyi normalleştiremem. Şu hayatta beklenenin asla gelmeyeceği, kovalananınsa daima kaçacağı kaidesinden daha şaşmaz ve asaba halel getiren bir kaide daha var mıdır? Hayat ki rastlantısallığından ödün vermemek için en sabırlı insanı bile delirtebilir... Ölü’m başını salladı. Ölüm başını salladı. O ki bir ömür sabırla başını
MuallaGünay Çetao Kızılırmak · İletişim Yayınları · 202617 okunma
Ağalar ve Mehmedler
Puan vermedi·629 syf.··
2026 3. kitabı
·
46 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 21:39
Abdi ağa öldü kel Hamza geldi . Biri ölse diğeri gelecek , peki ben niye bu kadar çileyi çektim diye düşündü memed . Ama bir ince memed ölür bin ince memed doğar dediler ona . Doğrunun yolu yokuştur , doğrucuların işi zordur. Ama doğrunun yolu hiç şaşmaz hep en düz haliyle varacağı yere varır. Sen ne yiğitsin memed…
İnce Memed 3Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202326,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·755 syf.··
2026 6. kitabı
·
47 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 11:05
En sevdiğim yazarlardan biri olan Alexandre Dumas inanılmaz üretken bir yazar olduğu su götürmez bir gerçek olmakla birlikte, kaçıncı kitabı olduğundan pek emin değiliz; öyle ki Üç Silahşör ve Monte Cristo Kontu gibi iki kült eseri aynı yıl yayımlamıştır. Yani iki eserin de Dumas’ın olgunluk dönemi eserlerinden olduğunu biliyoruz. Pek bilinmese de Üç Silahşör, üç serilik bir romanın ilk kitabıdır. Sırasıyla; Üç Silahşör, Yirmi Yıl Sonra, Demir Maskeli Adam. Dumas’ı macera, entrika, tarih, dram ve intikam yazarı olarak biliriz; bu kitabında da bu çizgiden şaşmaz. İçerisinde insanların güç uğruna neleri göze alabileceğini anlatan çok katmanlı bir kitap vardır. D’Artagnan’ın Paris’e gelişiyle başlayan hikâye; Athos, Porthos ve Aramis ile kurduğu dostluk sayesinde sadece bir maceraya değil, aynı zamanda büyüme ve olgunlaşma yolculuğuna dönüşüyor. Her bir silahşörün tamamen birbirinden farklı bir kişiliği var. Bu kişilikler, çevremizdeki insanlarda da görebileceğimiz; sadece silahşör özelliği gibi duran özellikler değil. Bu da karakterleri yaşıyormuş, sanki tarihin bir parçasıymış gibi hissettiriyor. Kitap uzun olmasına rağmen D’Artagnan’ın gençliği ve düşünmeden hareket eden yapısıyla hikâyeye sürekli hareket katıyor. Düellolar, entrikalar, saray oyunları ve kaçış sahneleri kitabın temposunu hep canlı tutuyor. Özellikle Kardinal Richelieu ve Milady gibi karakterler hikâyeye büyük bir gerilim katıyor. Milady’nin kötü bir karakter olmasına rağmen zekâsı ve manipülatif dişil tavırlarıyla adeta bir Lilith tasviri gibi olması dikkat çekiyor. En güçlü yanı dostluk olan bu kitapta, silahşörler ne kadar birbirlerinden farklı ve kusurlu da olsalar, bağlılıkları hikâyeyi unutulmaz yapan ve sürekli okunmasını sağlayan yegâne sebeptir. Kısacası Üç Silahşör, sadece klasik olduğu için
Edebiyat
Üç SilahşorAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202111,3bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2026 21. kitabı
İyi akşamlar sevgili kitap ailem Bugün Sevda Poyraz'ın Son Aldanış kitabından bahsedeceğim biraz. Hem günümüzde hem de tarihte bir yolculuk yapmak istediğinizde tercih edebileceğiniz bir eser. Bununla birlikte yazarın dili öyle her şeyi süsleyip püsleyen cinsten değil; aksine, insanı kendi kalbinin çıplaklığıyla yüzleştiriyor. Kitap boyunca karakterlerin o pembe yalanlardan sıyrılıp gerçeklerin soğukluğuyla çarpışmasını izliyoruz. Ama işi farklı kılan tarafı, yazar bunu bir yıkım hikayesi olarak bırakmıyor. O "son aldanış" dediği şey, aslında insanın kendine gelmesi, gözündeki o saf perdeyi yırtıp atması için bir uyanış biletine dönüşüyor. Okurken ister istemez kendi kendinize soruyorsunuz: "Ben bugüne kadar en çok kime, hangi yalana kandım?" Kitaptan bir kaç alıntı bırakıyorum aşağıya "Adını bile hatırlayamadığım insanların cehenneminde defalarca yanıyorum." "Öfkeliydim ama kimse bilmiyordu, ben de bilmiyordum kime neden bu öfke? "Kimimizin 'Bu ne dünya kardeşim seven sevenee' dediği; başkasına ' batsın bu dünya bitsin bu rüya' oluyor." " Zaten hiç Şaşmaz bir şey bu dostluğumu atlayıp başımı belaya sokmak benim en birinci meziyetim. Hiç Şaşmaz."
Son AldanışSevda Poyraz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202414 okunma
8/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 13:47
İlahi Komedya’yı, özellikle de Cehennem’i okumaya başladığımda üzerimde hep o klasik "yüzyılların eskitemediği devasa başyapıt" baskısı vardı. Sanki her satırında kutsal bir vahiy, kusursuz bir adalet ve insanüstü bir zekayla karşılaşacağımı sanıyordum. Fakat sayfaları çevirdikçe bende uyanan his bambaşka oldu. Evet, karşımda muazzam bir hayal gücü ve titiz bir dünya tasarımı var ama tüm bu teolojik dekorun arkasında, yer yer öfkesine yenik düşen, şahsi hırsları olan, canı fena halde yanmış çok "insani" bir yazarın eli var. İlahi Komedya’yı benim gözümde gerçekten sürükleyici ve okunası kılan şey de tam olarak bu oldu: Kitabı kusursuz bir deha değil, çelişkileriyle yaşayan kusurlu bir insan yazmış. Dante bize burada Tanrı’nın şaşmaz adaletini anlattığını iddia ediyor ama Cehennem’in katlarında dolaşırken ister istemez fark ediyorsunuz; adam resmen kendi dönemindeki siyasi düşmanlarından, onu Floransa’dan sürenlerden intikam almak için koca bir Cehennem inşa etmiş. Daha hayatta olan papayı bile din sömürüsü yaptığı gerekçesiyle Cehennem’in en derin katlarından birine, hem de feci bir cezanın göbeğine yerleştiriyor. Bunu okurken "Evet, bu evrensel bir adalet manifestosu değil, sürgündeki bir adamın edebi intikam defteri" diyorsunuz. Bu çiğlik, bu öfke o kadar insani ki, eserin o kutsal havasını bir anda dağıtıp Dante’yi yanımıza, dünyaya indiriyor. Üstelik Dante’nin kendi yarattığı bu kurallarla kalbinin arasında kalması da çok acayip. Teolojiye göre Cehennem’dekiler bunu hak etmiştir ve onlara acımak Tanrı’nın kararına karşı gelmektir. Ama bakıyorsunuz, yasak aşk yaşayan Francesca ve Paolo’nun hikayesini dinlediğinde adam üzüntüden bayılıyor. Ya da eski hocasını Cehennem’de gördüğünde derin bir saygıyla önünde eğiliyor. İşte kitabın burasında satır aralarından o
Edebiyat
İlahi Komedya / CehennemDante Alighieri · Alfa Basım Yayım Dağıtım · 20213,966 okunma
Puan vermedi·286 syf.··
2026 199. kitabı
Kurtlar vadisi Dizisindeki öne çıkan karakterlerin gerçek hayatta kimleri temsil ettiği (iddialara göre) şu şekildedir: Ana Karakterlerin Karşılıkları Polat Alemdar (Necati Şaşmaz): Abdullah Çatlı (bazı iddialara göre Zülfü Canpolat). Süleyman Çakır (Oktay Kaynarca): Alaattin Çakıcı. Memati Baş (Gürkan Uygun): Muradi Güler (Alaattin Çakıcı'nın yardımcısı). Aslan Akbey (Selçuk Yöntem): MİT mensubu Hiram Abas. Laz Ziya (İstemi Betil): Dündar Kılıç. Nesrin Çakır (İpek Tenolcay): Uğur Kılıç. Halo Dayı (Sönmez Atasoy): Halil Havar. Tombalacı Mehmet (Haldun Boysan): Ali Fevzi Bir. Pala (Yüksel Arıcı): Cem Ersever. Doğu Bey (Altan Akışık): Mehmet Fuat Doğu. Elif Eylül (Özgü Namal): Şeyda Yıldırım. Diğer Karakterler Nizamettin Güvenç – Aydoğan Semizer Samuel Vanunu – Üzeyir Garih Cerrahpaşalılar: Karagümrük çetesi ve Nuri/Ergin kardeşler. Şahin Ağa: İbrahim Şahin. Freud Fetih: Fahrettin Aslan. Kara – Yeşil (Mahmut Yıldırım) Dizinin en başına buyruk ve sert yöntemleriyle tanınan karakteri Kara, özellikle sorgulama teknikleri ve infazlarıyla hafızalara kazındı. Kara karakterinin, gerçek hayatta "Yeşil" kod adıyla bilinen Mahmut Yıldırım’ı temsil ettiği kamuoyunda genel bir kabul görmektedir. İbrahim Ahıskalı: İş dünyasındaki ağırlığı ve Rusya bağlantıları nedeniyle ENKA’nın kurucusu ünlü mühendis Şarık Tara ile benzerlik gösterir. Şevko: Dizide pencereden atılarak "intihar süsü" verilen sahne, gerçek hayatta benzer şekilde ölen İbrahim Telemen olayını anımsatır. Kürt Bedo: İstanbul yeraltı dünyasının meşhur isimlerinden, Dündar Kılıç’a yakınlığıyla bilinen Kürt İdirs'i (İdris Özbir) simgeler.
Reis Abdullah ÇatlıVedat Demiröz · Kriminal Kitaplar · 201778 okunma