Gerçek bir tevazu, kişinin gerçek bir samimiyetle, genel olarak insanoğlunun ve özel olarak da kendisinin sınırlarını ve hatalarını kabul etmesidir. Deneyimlerime göre her hasta, kendisinin sınırlanacağını düşünmekten ya da duymaktan nefret eder. Bu durum özellikle de gizli bir biçimde kibirli olan hastalar için geçerlidir. Böyle biri, herhangi bir şeyi gözünden kaçırdığında, Aziz Paulus gibi insanoğlunun "çok az şey bildiğini" kabul etmektense, kendini acımasızca azarlarmayı yeğleyecektir. Kimsenin her zaman üretken olamayacağını kabul etmek yerine, dikkatsizliği ya da tembelliğinden ötürü kendini suçlayacaktır. Gizli kibrin en şaşmaz göstergesi, bir yandan özürcü bir tavırla kendini suçlamak öte yandan dışarıdan gelen her eleştiri ya da ihmal karşısında içten içe duyulan kızgınlık arasındaki çelişkidir. Aşırı mütevazı tip bu duygularını bastırma eğiliminde olduğundan, çoğu zaman kişinin gücendiğini fark etmek için onu daha yakından gözlemlemek gerekir. Oysa aslında o da açıkça kibirli kişi kadar talepkâr olabilir. Başkalarına yönelttiği eleştiri de aynı ölçüde küçültücü, harcayıcıdır; oysa yüzeyde görünen, sadece kendi kendini geriye çeken bir hayranlık olabilir. Oysa alttan alta, diğerlerinin de kendisinden beklediği kadar kusursuz olmasını ister; bu da onun diğer insanların biricikliğine gerçek bir saygısı olmadığını gösterir.
İnnâ kulle şey-in haleknâhu bikader(in).
Şüphesiz biz her şeyi dakik, şaşmaz bir ölçüye ve bir kadere göre yarattık.
– Kamer Suresi (54) 49. ayet, Ömer Çelik meali
Biz fakirler böyleyizdir. Kader sarayında bizim işlere bakan büro hiç şaşmaz, ihmal etmez. Zihnimizden geçen en uzak, en masum ihtimallerin, sadece şiddetle ret için düşündüğümüz şeylerin bile ceremesini öderiz.
YıIllarca kendinden kaçmaya çalışmış biri olarak kaçmak diye birşeyin olmadığını öğrendiğim için belki de. Bana bir tek alternatif kalıyordu. Savaşmak...
İklimler, mevsimler, sesler, renkler, karanlık, ışık, elemanlar, besinler, gürültü, sessizlik, hareket, hareketsizlik, hepsi vücut makinamızı, dolayısiyle de ruhumuzu etkiliyor; hepsi de, bizi hükmü altına alan duyguları daha kaynaklarında yakalayıp istediğimiz yola yöneltecek hemen hemen şaşmaz bin bir ip ucu veriyor elimize.