İlker

İlker
@saudakur
septem sermones ad mortuos
St petersburg
20 Ağustos 1992
81 okur puanı
Temmuz 2020 tarihinde katıldı
objet petit a
Puan vermedi·128 syf.··
2022 16. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2022 14:54
"Arzunun iki yanlı, iki yönlü, Janus suratlı özelliği de bu işte: Bir yandan hazza ve doyuma yönelirmiş gibi yaparken, gizli gizli memnu olana göz ucuyla bakmaya çalışmaktır arzu. Dünyevi ve insani olanın ötesinde ne var? Otuz dokuz anahtarımın olması hiçbir şey ifade etmez. Bana yasaklanmış olan kırkıncı kapının ardında yatar arzu." Kitabın isminde küçük bir subminal yatıyor, Tabi bu subminal okumadan önce böyle çünkü okuduktan sonra, İçerisinde ki bütün psikanalitik örneklendirmeler ve değerlendirmelerin lacan'ın oject petit a'sı üzerinden harmanlandığını görebiliyorsunuz, Yer yer isim olarak lacan kaynak verilmiş ama kitapta kullanılan psikanalitik dil neredeyse tamamı ile lacanyen bir dil. En çok hoşuma giden kısım şövalyeliğin insanlar üzerinde ki gizeminin psikanalitik bir dil ile incelenmesi olmuş ki, Bence buna diğer psikanaliz ekollerinden ziyade lacanyen analiz yapılması ayrı bir hoş olmuş, Tabi psikanaliz'in bu yanlışlanabilirlik ilkesiyle çarpışan retorik dili bazen sinirlerimi bozmuyor değil. Bu hangi ekolün görüşü olursa olsun işin ucu indirgemeci bir determinist bakış açısı ile cinselliğe indirgendimi, Artık yalanlamanın çok zor olduğu bir evreye girmiş oluyor. Her neyse, Bülent hoca özellikle psikanaliz'e daha önce çok hakim olmayan insanların anlayabilmesi için bence anlaşılabilir bir dil kullanıp lacan'ın psikanalizin'den çok sağlam esintiler sunmuş ki bunların arasında filmlerden , mitlerden verilen örnekler çok hoş olmuş. Ayriyeten eserin bazı sayfalarına örneklendirmelerin yapıldığı filmlerden resimler eklenmiş ki bu çok hoşuma gitti. Lacan psikanalizine hakim birisi kitabı çok kolay bir şekilde okuyup anlayabilir ve basit bulabilir, Onun dışında merak edip okumaya yeltenenlerin çok beğeneceğini düşünüyorum, İyi okumalar şimdiden.
Psikoloji
Bir Şeyler EksikBülent Somay · Metis Yayıncılık · 2007770 okunma
Reklam
9/10
·200 syf.··
2022 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2022 06:40
Kitap ciddi bir gnostizim ve sembolik anlatı içeriyor, Herman hesse'yi anlamak için az buçuk Carl gustav Jung'un kuramlarına hakim olmak öte yandan biraz gnostizim anlatısını bilmek lazım diye düşünüyorum, Yoksa kafanız allak bullak olabilir aslında arketipsel ve masalsı bir anlatıya sahip olduğu için belli bir temel olmadan okunduğunda okuyucu kendi çocukluğunda ki simgesel merkezlere hafif dokunulduğunu hissedecektir. Eserde'ki simgesel tanrı olan abraxas, Gnostiklerin en üst düzey tanrılarından biridir m.s ikinci yüzyılda kilise tarafından heretik ilân edilen gnostik ekolün öncülerinden iskenderiyeli basilides tarafından abraxas en büyük tanrı olarak takdim edilmiştir. basilides sisteminde; gnostik yazınlarda abraxas, "büyük archon " (megas archon); yani fiziksel evrenin kurucularının en büyüğüdür. gnostik doktrinde 365 sayısının taşıyıcısı olarak, adında bulunan yedi yunan harfinin, bir yılda bulunan toplam gün sayısı 365 sayısına karşılık geldiğine ve ardından 365 göğü yöneten ve her gün için bir tane olmak üzere 365 ayrı erdem atfedilen yüksek ruhların varlığına işaret ettiğine yönelik görüş sabittir. basilides'e göre, isa mesih de abraxas tarafından yeryüzüne gönderilen iyicil bir ruhtur, ancak insanlar mesih'in yolundan sapmışlardır. Jung'un kozmogonisin'nde aydınlığın ve karanlığın hem birleştiği hem de aşıldığı üstün var olma gücü, karşı konulamaz etkinlik ilkesi, unutulmuş en yüce tanrıdır abraxas, Hem şeytanı hem tanrısallığı aynı form'da barındırır. zıtlıkların birliğidir. iyilikle kötülüğü, azla çoku, dinle aklı, varla yoku aynı bedende birleştirir. Eser'de arketipsel ögeler havada uçuşuyor, Gölge, Persona, Anima, animus gibi Jung'un kuramlarında büyük öneme sahip bu arketipler hikâyenin ana temasını oluşturuyor, Örneklendirelim ; Demian aslında
Edebiyat
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
Saçma sapan konuşma "Tiuavii"
Puan vermedi·112 syf.··
2022 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Şubat 2022 18:24
Yere göğe sığdırılamayan şu meşhur göğü delen adam'ı da okuyup bitirmiş bulunmaktayım. Tamamen bir ilkellik üzerinden romantizm manipülasyonu kitap. Öncelikle yazarın Tiuavii'nin notları diye nitelendirdiği yazıların çoğunun, Aslında kendisinden çıkma olduğunu düşünüyorum. Samoa'lı yiğit genç Tiuavii'ye gelirsek hayatı mango, kokonat, hasır kulübeleri ve denizde yatmaktan beyninin bütün imgelemesi bunlar üzerine kurulmuş, Avrupalının modernliğine, hayat köleliğine atıfta bulunduğu yerler çok güzel karşıt cevaplar verilebilecek cinsten ama konu sadece onun ağzından şekillendiği için okurken ara sıra karşı çıkıp sen bir orada dur bakalım yiğit Tiuavii deme isteği duyuyorsun. Öncelikle insanın bence en önemli duygularından birisi "merak" duygusudur, O yiğit gence sen madem bu kadar ilkelliğinden ve yerinden memnundun, Neden papalagi diye nitelendirdiğin beyaz insanların hayatlarını tanıma, onları görme gibi bir merak uyandı içinde? Gün boyu lagün'de kano'nu sürüp midyeni yiyip, akşam ise rahat rahat yıldızları seyredebilirdin nereden doğdu o merakın? Sayın donsuz Tiuavii, mesela şöyle bir Eleştiride bulunmuş. Büyük ruh "tanrı" herkese meyve sebze, Altında uzanacak bir ağaç veriyormuş, Neden sürekli üretme gereği duyuyormuş avrupalı, "şeyler" diye nitelendirdiği her şey için bir şeyler üretmeye yaptığı eleştiriler! Çokça okumalarım oldu ama ilk defa bu kitap'ta böyle eserin içine girip bir karaktere karşıt görüş sergileyebileceğim bir şeyler söylemek istedim. Milyar nüfusuna sahip avrupa ile yaşadığı 70 kişilik kabilenin olanaklarını aynı şekilde değerlendirmeye çalışması çok komik geldi bana. Modern avrupa için kafasında oluşturduğu imgeler mesela evlere "kutu" paraya "metal kağıt" tasvirleri, Aynı şekilde benim kafamda ise ilkel kabileler için oluşabiliyor,
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,1bin okunma
8/10
·256 syf.··
2022 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2022 15:15
Erich fromm şu gezegen üzerinde, keşke yaşıyor olsaydı da oturup bir çay eşliğinde bir 5 dakika'da olsa muhabbet edebilsem hissiyatını içimde oluşturan nadir insanlardan biridir benim için. Her neyse, Eski bir Jungian olarak zamanında semboller ve mitler üzerine çokça kafa patlatıp okumalarım olmuştu. Özellikle Campbell'in kahramanın sonsuz yolculuğu ile başlayan bu sembolizm ve psikanalizin harman olduğu, İlginç detayların ve tespitlerin çıktığı bu alan bende hâlâ çok fazla merak uyandırıyor. Kİtap'da en sevdiğim kısım ki bunu eserin sonuna kadar görebiliyoruz, Rüyalara, masallara, mitlere bu zamana kadar hep freudyen ve Jungian bir perspektif ile bakılır çoğu eserde, Özellikle psikoloji ekolleri çoğunlukla bu iki şahısın getirdiği yorumlama üzerinden semboller ile bağlantıyı kurmaya çalışırlar ki, Campbell'in kahramanın sonsuz yolculuğu tam bahsettiğim türden bir kitap, Sembollere ve mitlere Freudyen ve Jungian bir dil ile yorumlama getirmekten gına gelmişti artık, Freud'un cinsel fenomenlere, Jung'un ise dinsel fenomenlere indirgemesi, Bütün çıkarımlarını dolaylı yoldan dolaştırıp, ordan buradan çevirip biraz retorik bir dil ile kendi istedikleri kılıfa oturtmaları çok sinir bozucuydu ki hâlâ öyle. Fromm bu yorumlama ve çıkarımlara çok çaktırmadan nazik bir dil ile giydirip kendi çıkarımlarını yapıyor ki, Bence sembolleri yorumlama da psikanaliz bir anahtar değil işi daha anlaşılmaz noktalara götüren bir öğe, Yani mitler ve rüyalarda görülen bir yılanı Freud efendi penise dahi indirgeyebilecek kadar saçmalayabiliyor! Fromm ise daha toplum bazında ve bilinç düzeyinde açıklamalar getirerek ki hepsine katılmamakla beraber daha sağlam çıkarımlar yapıyor. (bilinçdışını için işine fazla sokmayarak). Oidipus kompleksini birçoğumuz biliriz ben bu tragedya'nın 3 bölümlük
1000Kitap
Rüyalar, Masallar, MitlerErich Fromm · Say Yayınları · 2017782 okunma
Puan vermedi·205 syf.··
2022 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2022 20:52
Bundan 2 ay önce psikoloji etiketinde bir arkadaşın alıntısını gördükten sonra kitap dikkatimi çekti, Psikanaliz ile çok uzun süredir ilgilenmeme rağmen Talat parman'ı pek duymamıştım "Bu da benim ayıbım olsun" . Öncelikle Talat hoca tam bir taşı gediğine oturtan cinsten bir psikanalist. Rahmetli engin gençtan'ı çok sevmeme rağmen toplumun pek kaldıramayacağı cinsten konuları ele almaması bunların üzerini retorik bir dil ile oksitlemesi pek hoşuma gitmiyordu açıkçası, Talat parman ise ciddi bir freudyen dil kullanıp ağzına geleni kalemine dökmüş. Bu arada kitapla ilgili şunu söylemeliyim ki ; Psikanaliz kitapları özellikle kuram sahipleri tarafından yazılan kitaplar çok ağır bir terminoloji içerirler genelde. Freud'dan örnek vereyim : yansıtma, bastırma, Odipal dönemler, Nesne, Özne yansıtmaları gibi birçok konuyu okurken anlamak için canınız çıkıyor, Talat parman derlediği alıntıları ciddi bir şekilde sadeleştirip anlayabilinir kıvama getirmiş. Hatta birçok yazarın derlemesinden okuduğum lacan'ı çok zor anlayabilmeme rağmen talat hoca lacan'ı anlaşılabilir hale getirmiş. Ek olarak; Kitap da en çok hoşuma giden tema psikanaliz kuramlarından bildiğimiz komplekslerin, karmaşaların, anlatımları genelde mitoloji ve avrupa kültürü üzerinden örneklendirilirken, Talat hoca Türk kültürü ile harmanlayıp "Enişte - Baldız" karmaşası gibi, Kendi kültürümüz üzerinden olan benzerlikleri ortaya koymuş. O yüzden her ne kadar Bilincin dili toplumlara göre değişkenlik gösterse de bilinçdışının dili evrenseldir.
Psikoloji
Psikanalitik DenemelerTalat Parman · Bağlam · 200445 okunma
Reklam