Puan vermedi·272 syf.··
2026 376. kitabı
Burak Aksak'ın ekranlarda bir efsaneye dönüşen dizi karakterlerini ve o absürt, samimi dünyayı edebiyata taşıdığı Leyla ile Mecnun romanı, televizyon tarihinin en sıra dışı mahallesini sayfalar arasında yeniden canlandırıyor. Kireçburnu'nun o bildik deniz kokusunu, Mecnun'un bitmek bilmeyen şaşkınlıklarını, İsmail Abi'nin o umut dolu el sallayışlarını ve bakkal çırağından hırsızına kadar herkesin bir aile olduğu o masalsı atmosferi yazarın kendine has mizahi ve hüzünlü diliyle harmanlıyor. Eser, sadece dizinin bir özeti değil; hayata, aşka, dostluğa ve "o geminin bir gün geleceğine" dair inanca yazılmış içten, eğlenceli ve bir o kadar da göz yaşartıcı bir saygı duruşu niteliği taşıyor.
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
Türk Damarı
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Uzun zamandır okuduğum en samimi, en ayakları yere basan tarihi biyografik romanlardan biri oldu Türk Damarı. Yazarın harita mühendisi olması ve coğrafyayı, köyleri, eski adıyla Meğri (Fethiye) bölgesini tasvir edişindeki titizlik kitaba ayrı bir derinlik katmış. Kitap edebi bir kurgudan ziyade, yaşanmışlığın verdiği o yalın ve vurucu gücü arkasına alıyor. Hamit Çavuş'un Yemen'de ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'da ettiği duadan, Çanakkale siperlerindeki ağır kokuya ve ölümle burun buruna gelişine kadar her detay büyük bir saygı ve duygu bağıyla aktarılmış. Özellikle Hamit Çavuş'un 13 aylık esaretten dönüp "firari" damgasıyla divan-ı harbe çıkarıldığı andaki o gururlu duruşu ve vücudundaki süngü izlerini kumandana gösterdiği sahne (Sayfa 46) vatan sevgisinin kelimelerle anlatılamayacak bir portresi gibiydi. Hafızasını kaybetmeden babasının mirasını bugüne taşıyan 85 yaşındaki Recep Erel'e ve bu kıymetli anıları bizlerle buluşturan Alim Serkan Cesur'a teşekkür borçluyuz. Geçmişini, bu toprakların nasıl kazanıldığını unutmak istemeyen her okurun listesinde olmalı.
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202612 okunma
Reklam
10/10
·416 syf.··
2026 4112. kitabı
Çok samimi ve içten bir anlatı. Okurken sanki bir tarihçinin değil de annesini özlemle anlatan bir evladın hatıralarını dinliyormuş gibi hissettim. Ortaylı, annesinin hayatını anlatırken aslında bir dönemin kültürünü, eğitim anlayışını ve aile yapısını da gözler önüne seriyor. Özellikle Şefika Hanım’ın güçlü, disiplinli ama aynı zamanda zarif karakteri çok etkileyiciydi. Kitapta en sevdiğim şeylerden biri, anlatımın sıcak ve doğal olmasıydı. Büyük olaylardan çok küçük anılar, günlük hayatın detayları ve aile içindeki ilişkiler anlatılıyor. Bu da kitabı daha gerçek ve dokunaklı yapıyor. Bazen hüzünlendiren, bazen de gülümseten anılar var. “Annem Şefika”, sadece bir anne portresi değil; aynı zamanda geçmişe, aileye ve hatıralara dair çok güzel bir saygı duruşu gibi. Sade ama etkileyici bir kitap olduğunu düşünüyorum. Okurken insan kendi annesini ve çocukluğunu da düşünmeden edemiyor.
Annem ŞefikaNuriye Ortaylı · Kronik Kitap · 202674 okunma
İyi ki bu topraklardan bir Tarık Akan geçmiş.
9/10
·198 syf.··
2026 620. kitabı
Tarık Akan denince benim aklıma yıllarca önce Yeşilçam’ın o yakışıklı, romantik filmlerinin vazgeçilmez oyuncusu gelirdi. Belki çoğumuz gibi ben de onu önce güler yüzüyle, karizmasıyla ve romantik komedilerdeki rolleriyle tanıdım ve sevdim. Bu yüzden hayatını anlattığı Anne Kafamda Bit Var kitabını okurken sadece bir oyuncuyu değil, bambaşka bir insanı tanıdığımı hissettim. Tarık Akan’ın beni en çok etkileyen tarafı, kariyerinin en rahat döneminde risk alabilmiş olması oldu. İsterse yıllarca aynı tarz filmleri çekebilir, büyük bir hayran kitlesiyle yoluna devam edebilir, kimseyi rahatsız etmeden konforlu bir hayat sürebilirdi. Ama o bunu seçmemiş. Romantik filmlerin yıldızı olmaktan çıkıp toplumsal sorunları anlatan, halkın yaşadığı sıkıntılara dikkat çeken filmlerde rol almayı tercih etmiş. Bu tercih ona sadece alkış değil, bedeller de getirmiş. Kitap boyunca yaşadığı tutuklanma sürecini, maruz kaldığı iftiraları, kırılan onurunu ve buna rağmen geri adım atmamasını okurken zaman zaman insanın içi sızlıyor. Özellikle toplum önünde tanınan bir insanın, hiç hak etmediği suçlamalarla karşı karşıya kalmasının nasıl bir yük olduğunu satırlarda hissetmek mümkün. Kitap bana Tarık Akan’ın sanat anlayışını da yeniden düşündürdü. Özellikle Yılmaz Güney’in filmi olan Yol‘da yer alması, sanatını sadece eğlendirmek için değil, yaşanan gerçekleri anlatmak için de kullandığını gösteriyor. Kitabı bitirdikten sonra ben de Yol filmini izledim. Açıkçası film içime işledi. Bazı sahneleri uzun süre aklımdan çıkmadı. O filmi izledikten sonra Tarık Akan’a duyduğum saygı bir kat daha arttı. Ama bu kez sadece başarılı bir oyuncu olduğu için değil; duruşu, cesareti ve sanatını bir şeyler söylemek için kullanabilen bir insan olduğu için. Anne Kafamda Bit Var, bir oyuncunun anılarından çok
Anne Kafamda Bit VarTarık Akan · Can Yayınları · 20177,1bin okunma
Zaman
Puan vermedi·296 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:50
Yazarı Hüznün Fiziği romanı ile tanıdım. Spotify'dan takip ettiğim "Ben okurum" programında Zaman Sığınağı kitabının incelenecegini ve bunu da yine çok sevdiğim yazar Hakan Bıçakçı ile yapılacağını öğrendim. Sabrisizlanıp hızlıca okumaya çalıştım ama ne yazık ki kitap pek öyle hızlı okunan bir kitap değil. Bazen ithaf yaptığı konuyu araştırmak için, bazen temas ettiği bir noktayı düşünmek için, bazen devrik cümlelerini düz cümleye çevirmek için, ya da sondan başa doğru ve ya sırasını karıştırarak anlattığı bir bölümü toparlak için yavaşlıyorsunuz. Yine de yorucu sıkıcı didaktik birnkitap degil. Tam tersine bir yaz ikindisinin sakinligini barindiriyor diyebilirim. Bu incelemeyi de halen yayını dinlemeden yaziyorum. Kitabın konusu oldukça orijinal. İnsanın sadece kendisini değil koca bir kıtayı peşine takıp geçmişe kaçmaya çalışmasını anlatıyor. Psikoloji, nöroloji, tarih, siyaset, teoloji, mitoloji, gibi farklı dallardan onlarca alıntı, ilham, referans ile hem insanın kendi kişisel tarihini hem de 1900 lerden başlayarak Avrupa tarihini büyüteç altına tutuyor. Kitabın başlangıç ve gelişme bölümü hareketli ve merak uyandırıcı şekilde ilerlese de sonuç bölümünde artık tamamen hafıza kaybı, demans, Alzheimer hastalarına saygı duruşu yaparcasina konudan uzaklaşarak bitiriyor. Kendisi de sonları sevmediğini ve bu yüzden kitabın konusuna bağlı bir son yazmadığını itiraf ediyor. Klasik roman akışı isteyen, bir anadüşünce etrafında şekillenen ve sonlanan kitap arayışında olanların uzak durmasi gereken bir kitap hatta yazar. Kendi kişisel geçmişini, dünya tarihini, insanlığın yapısını seven, felsefe ve psikoloji ile ilgilenen okurlara tavsiye ederim. Ben kişisel olarak hem kendi yaşlılığımı hem çevremdeki yaşlıları hem de yaşlılık kavramı üzerinden çokça tefekkür yaptım bu
Zaman SığınağıGeorgi Gospodinov · Metis Yayıncılık · 01,736 okunma
Bekle Beni
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 12:06
Zülfü Livaneli, "Bekle Beni" romanında Konstantin Simonov’un o ölümsüz şiirinin ruhunu arkasına alarak bizi 68 kuşağının fırtınalı günlerine ve toplumsal hafızamızın sızılı sayfalarına götürüyor. Bir sabah ansızın bölünen bir hayat üzerinden cezaevlerini, sürgünlüğü ve sansürlü mektupları işleyen yazar, aşkı sıradan bir duygu olmaktan çıkarıp politik bir varoluş sınavına dönüştürüyor. Günümüzün dijital hız çağında unuttuğumuz "inançla beklemek" kavramını iliklerimize kadar hissettiren eser, yer yer kurgusal kopukluklar barındırsa da hüzünle umudu aynı potada eritmeyi başarıyor; geçmişle yüzleşmek ve o sıcak Livaneli anlatısını yeniden hissetmek isteyenlerin bir solukta okuyacağı, sarsıcı bir saygı duruşu niteliğinde Geçmişi affetmeden bugünü yaşayamazsın" fikrini fısıldayan, hüzünle umudu aynı potada eriten sarsıcı bir eser. Yakın tarihle yüzleşmek ve Livaneli’nin o sıcak, insanı sarıp sarmalayan anlatımını yeniden hissetmek isteyen herkesin kitaplığına eklemesi gereken bir roman.
Bekle BeniZülfü Livaneli · Can Yayınları · 202518,3bin okunma
Reklam
Reklam