“Bakabiliyorsan,gör. Görebiliyorsan, fark et!”
Bu incelemeyi, kitabın filmini de izledikten sonra yazmayı daha uygun buldum. Saramago kaleminden okuduğum ilk kitap olan Körlük’ü çok merak ederek almıştım, bol virgüllü anlatımı ile kitabın başlarında açıkçası sıkıldım ama alışıyorsunuz. Kitabın olay örgüsü bir sinema filmindeymişim gibi hissettirdi adeta. Sonlara doğru o sıkıcılıktan eser kalmadı ve hayran kaldım. Beklentimi tam anlamıyla karşıladı diyebilirim.
Kitabın bilinmeyen ülkenin bilinmeyen kentinde geçmesi, kahramanlarımızın gerçek isimlerinin yer almadan anlatılması da romanı sıradanlıktan uzaklaştırmış. 9/10
“Aslında körlük, umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktı.”
2008 yapımı Körlük (Blindless) filmini kesinlikle kitabı okuduktan sonra izlemenizi öneririm. Mark Ruffalo oynadığı için şans verdim doğrusu ki iyi ki de yapmışım. Filmdeki birçok sahne oldukça etkileyiciydi. Fakat kitapta beğendiğim çoğu sahneyi filmde atladıkları için; 7.5/10
Filmden bir alıntı: “Akan gözyaşlarının neşe ya da hüzünden olması neden sorulur ki? Neşe, hüzün, beyaz, siyah ya da sadece su, hepsi birlikte var olmuyor mu?”