'Dış dünya' dediğimiz algılar bütünü, beynimizin, kendisine çeşitli alıcılardan gönderilen elektriksel sinyalleri yorumlaması esasına dayanır. Dahası bu alıcıların kapasitesi oldukça sınırlıdır. Söz gelimi gözünüzdeki algılayıcılar, tüm elektromanyetik tayfın çok küçük bir bölümü olan ve adına 'görünür ışık' dediğimiz 350-700 nanometrik dalga boyuna sahip ışınları içeren dar bir aralığı algılayabilecek şekilde ayarlanmıştır, onun dışındaki uyarıları algılayamazlar. Kulağımızdaki işitme algılayıcıları sanayide 20-20000 devir(hertz) frekansındaki sesleri algılayabiliyor. Aynen bu gibi, bedenimizden zihnimize bilgi sağlayan tüm algılayıcıların benzer bir aralığı yani sınırlılığı vardır. Neticede bu algılayacıların kabiliyeti nispetinde içimizde inşa ettiğimiz 'gerçeklik', dış dünyanın ancak çok ufak, basit ve eğreti bir temsilinden ibarettir.