Peygamber son günlerinde Bizanslılar'dan Muta mağlubiyetinin intikamını almak için ordu hazırlamakla uğraşmıştı. Arabistan'daki karışıklıklara dair tehdid edici haberler gelmekte olmasına rağmen Ebu Bekir, Peygamber'in bu son plânını yerine getirmeğe kendini görevli hissetti. Böylece islâmların en iyi muharip kuvvetleri, Üsame kumandasında kuzeye doğru yola çıktılar; fakat bunların ne yaptıklarını, hatta Bizans hududunu geçip geçmediklerini bilmiyoruz. Bu ordu herhalde iki ay kadar Medine'den uzak kaldı. Korumacılardan yoksun olan hilâfet merkezinin bu sıkışık durumundan ilk defa doğrudan doğruya civarda oturan Esed ve Gatafan kabileleri bir hücum için faydalandılar; fakat Ebu Bekir, ordu dönünceye kadar tutunmayı başardı. Sonra, baş kumandanlık görevini, denenmiş kumandan "Allah'ın kılıcı" Halid b. Velid'e verdi. Halid, Buzaha kuyusu civarında bu iki kabileyi öyle bir bozguna uğrattı ki, derhal itaat altına girdiler. Yemame'de Beni Hanife'nin isyanı daha tehlikeli göründü. Orada, daha Muhammed'in sağlığında, müslümanların alay makamında Müseylime dedikleri ve Medine'de Peygamber'le aynı haklara sahip olarak tanınmak istiyen bir adam oturuyordu. İslam hadisi, bu adamın dinî görüşlerine ait bittabi çok az parçalar içeriyor. Mesleme, bilhassa takvaya önem vermiş görünüyor, oruca da çok önem veriyor, şarabı haram kılıyor, namuskârlığı destekliyor ve evlilik ilişkilerine tek bir erkek varis doğuncaya kadar izin veriyordu. Onun sözlerinde Mumammed'inkilerden daha fazla hıristiyanlıktan gelme fikirler göze çarpıyor. O, bu fikirleri "kara koyunlardan, beyaz sütlerden, öğütmekten, ekmek pişirmekten, sulak yerlerde yaşıyan kurbağalardan, aynı zamanda semaların hâkiminden ve gökten inecek olandan" sözetmek suretiyle, tarımla uğraşan kabiledaşlarının lisanına bürünüyor. Esrarlı