2/10
·184 syf.··
2026 18. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 12:49
Koca sultan Abdülaziz HAN öyle bir pehlivandı ki ŞEHADETİNE tek adam çift adam diye gidemeyip altı pehlivan ile zar zor zapt edip dövüp her iki bileğini usturayla kesmişler(ama biz bunları okumuyoruz) bizki onların torunuyuz Amin Maalouf Abdülaziz’e intihar etti safsafatası atmadan önce sen bir yazarsın araştırmadan doğru bilgiye ulaşmadan on binlerceye bunları okutman ne kadar acı… Şayet maolufun müslüman ve Osmanlılar için kötü sözlerine denk gelmedim ama imaları gayette açıcı eğer bir kitapta karakter namaz kılan müslümanla secde ifadesi yapıyorsa Osmanlı’yada atıyorsa her kitabında ufak ufak niyeti belidir masumca bakamayacağım.. herkeste kitabı beğenmiş bilseydim geçmişte yaşananlara iftira atılmasını savunuyorsunuz ayakta alkışlardım!!! Kitapta sayfa sayısını indirmek için çoğu konuyu basitçe üsten anlatığı için hiçbir şekilde atmosferini Yaşayamadım motorla savaşın ortasında geçiyor ama sadece geçiyor detay yok sürekli kitapta atlamalar yaşanıyor” Tek geçirdiği duygu “insanın aşık olunca gökyüzüne bile farklı baktığı oluyor” kısmı Bakü nun zamanla kendini dürüstçe ifade ediyor olmasıdır paylaştığım alıntılar selametle
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
İslam’ın Özüne Dönüş Çağrısı
10/10
·78 syf.·
2026 42. kitabı
Modern Türkiye'deki din algısına karşı köklü bir itirazımız var. İnsanların büyük çoğunluğunun İslam'ı gerçek anlamıyla tanımadığı, kendilerine aktarılan ve zamanla gelenekselleşen bir din anlayışını İslam zannetmekte maalesef. din sadece namaz, oruç, hac ve dua gibi bireysel ibadetlerden oluştuğu anlayışını İslam'ın özüne aykırıdır. Bu yaklaşım, dini hayatın merkezinden çıkarıp yalnızca vicdanlara ve camilere hapseden bir anlayıştır. Kur'an'ın sadece ibadetlerden değil, ticaretten, hukuktan, aile düzeninden, toplumsal ilişkilerden, adaletten, yöneticilerden ve ekonomik sistemlerden de bahsettiğini, İslam'ın hayatın tamamını kuşatan bir nizam olduğu unutulmamalıdır. "Hüküm yalnızca Allah'ındır" ilkesini hayat merkezimize yerleştirmemiz gerekiyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi olmadığını, aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümleri içeriyor. İslam sadece bireyin Allah ile ilişkisini düzenleyen bir inanç sistemi değildir; aynı zamanda toplumun nasıl yönetileceğine, hangi ilkeler doğrultusunda yaşayacağına dair hükümler de içerir. Bu nedenle İslam, yalnızca ahlaki ve bireysel bir öğreti olarak değil, hayatın bütün alanlarını düzenleyen kapsamlı bir yaşam nizamı olarak ele alınmalıdır. Türkiye İslam inanışında, özellikle "tağut", "hâkimiyet", "şirk", "cahiliye" ve "tevhid" kavramlarının arka planda tutuluyor. Yazarın zihninde tevhid yalnızca Allah'ın varlığını kabul etmek değildir; Allah'ın hükmünü hayatın her alanında tek ölçü olarak kabul etmektir. Bu yüzden Allah'ın hükümlerinin yerine insanların veya ideolojilerin hükümlerini koymak “şirk ve kulluktur”. Yazarın Diyanet ve resmî din anlayışına yönelik eleştirileri de kula kul olmaya, beşerin hğkümlerinin tasmalısı olmaya
Din
Din Gerçeği ve İslamMehmed Alagaş · İnsan Dergisi Yayınları · 199495 okunma
Reklam
Canına ateş yapıştı
8/10
·240 syf.··
2026 9. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 12:54
Benim okuduğum ilk Sezgin Kaymaz kitabıydı. Kitabı beğenmiş olsam da yazarla tanışmak için doğru kitabı mı seçmişim acaba diye düşündürdü, çünkü sanırım değil. Yazar en eski mitlerden birini konu olarak seçmiş: Cennetten kovulma hikayesi. Cennetin tüm sekenesi mutlu mesut yaşayıp gidiyor; dört büyük melek, diğer küçük melekler, tüm hayvanat ve tabii Hocaların hocası (!) Büyük üstad Azazil… Ta ki ilk insana kadar. Tanrı Adem’i yaratıyor ona eşrefi mahluk diyor ve herkesin ona secde etmesini emrediyor. Herkes de Tanrı’nın emrine itaat ediyor bir kişi hariç: Azazil. Azazil, kibirden Allah’a sığınıyor fakat kibre düşüyor. Kendini tüm meleklerden yüce sayıyor. Kendi özünü bilmiyor, mücadele içine girdiği Adem’i alt etmek için elinden geleni yapıyor. Ve nihayet herkesin bildiği son gerçekleşiyor: Adem elmayı ısırıyor, cennet yerle bir olup Tanrı huzurunda cezalarını çekmek için sürgün yeri olan dünyaya gönderiliyorlar. Burada şöyle bir anekdottan bahsetmeden geçmek olmaz; Havva, Adem’e ilk günahı işlememe konusunda engel olmaya çalışıyor yani birçok inananışa göre Havva’nın ilk günaha davet ettiği tezini yazar çok daha farklı yorumlamış. Ve bunu anlatırken kadın-erkek arasındaki hem ayrıştırıcı hem birleştirici bir bütün olma, eş olma durumunu yüzünüzde bir tebessümle okumanıza sebep oluyor. “Ah şu erkek milleti!” Diğer taraftan da metin boyunca sorgulama yapıyorsunuz. Azazil’in bakış açısıyla onun gerçekliğiyle bakınca olaylara sanki ona hak veriyor gibi oluyorsunuz. En sondaki Cebrail ve Adem’in konuşmaları her şeyin kader, Allah zaten biliyordu, o izin verdiği için gerçekleşti gibi fatalist fikirleri (yazgıcı, kaderci) okuyucuyu derin düşüncelere sevk ediyor. Akıl mı kalp mi? sorusu üzerine derin derin düşündürüyor. Peki bizi farklı kılan akıl mı kalp mi sizce? Velhasıl
Ateş Canına YapışsınSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 2023624 okunma
Puan vermedi·269 syf.··
2026 14. kitabı
·
35 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:31
Kitapta her şey imgelerle anlatılıyor. Tasavvuf ve müzik ilişkisi, imgesel karakterlerle fantastik bir hikaye şeklinde anlatılıyor. Bu hikayede tarih, tasavvuf, felsefe ve musiki var. Öncelikle kitabın adı "Suskunlar" Galata Mevlevihanesi'ndeki küçük mezarlığın adı. Ölünce bu mezara yatacak olan Başkahraman Eflatun da hep susar. Eflatun Mevleviliğe giderken yolda , 7 büyük günahın kendini çağırdığını sanıp sırasıyla hepsinin yanına gider ve hepsinden kötek yer. Yolu en son Galata Mevlevihanesi'ne çıkar. Orada bir derviş olur. Bu 7 büyük gnah karşısına : -İki büryan kebabını arka arkaya mideye indiren şişko adam (oburluk) -genelevden çıkan yeniçeri (şehvet) -bir sandık dolusu altını olduğu halde borcunu ödemeyen tüccar (açgözlülük) -kölesini öldüresiye döven (öfke) -atın üstünde giden zadegan (kibir) -sofu bakkal (kıskançlık ) -senelerdir aynı yerde yatıp duran dilenci (tembellik) Şeklinde çıkar. Kitabın kötü karakteri Tağut (Allahı reddeden her şey) ile Mevleviler savaşır. Tağut'un yardımcısı Azazil (İblisin cennetteki adı ) Tağutun isteklerini yapar. Tağut hastalanmıştır ve Rafael adında bilgisiz bir doktordan yardım etmesini ister. Burada aynı zamanda sağlam gelip Rafael'in elinde hastalanan Lazar (hastalanmış adam ) vardır. Camide vaaz verip herkesin sevdiği cüce devamlı musikinin ne kadar günah olduğunu vazeder. Fakat cüce esasında yetenekli bir müzisyen ve Tağut'un adamıdır. Yani yazar burada Tağut'un musikiyi reddettiğini gösterir. Yani musikiyi tasavvufla da bağdaştırarak iyi bir yere koyar. Bu tağutun cinayet işlettirdiği Kabil adında bir katil vardır. İsmiyle müsemma olarak kendi kardeşini öldürmüştür. Bir de Muhteşem Neyzen Batın ( gizli, görünmeyen şey) vardır. Onun oğlu Zahir yani batının zahir(görünen) olan tarafı kendini peygamber ilan ettiğinden
Suskunlarİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202611,8bin okunma
Göz Aydınlığı Bir Ömür
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Kutlu Hayatın İzinde isimli yeni siyeriyle kitaplığımda yer alan Ahmet Özel Hoca'nın hayatını okumak nasip oldu. Kendisi de benim gibi Kürt olduğu için çocukluk anılarını okurken (bizimkilerin anlattığına benzerdi pek çoğu) onunla daha derinden bağ kurabildim. Ağrı'nın bir köyünden bir prof dr çıkıyor, hem de İSAM' a önemli katkıları olan biri. Bu vesileyle Hep Otuz Üç Yaşında belgesel-filmini de önermiş olalım. Başroldeki Niyaz Ahmet hoca :). Eğitim hayatının ilerlemesinde babasının köyde okuma yazma bilen azınlıktan olmasının payının büyük olduğunu düşünüyorum. Ayrıca çocukluğundan beri kendisine çokça sorumluluk verilmiş birisi. Eskiden daha çok sorumluluk verilirdi çocuklara gerçekten. Hatırat okumayı seviyorum çünkü Allah'ın kendimiz için gizlediği mutlulukların hoşluğunu tefekkür etme fırsatı veriyor. Nitekim üniversitede hoca olmayı bekleyen Ahmet Hoca'nın çeşitli sebeplerden dolayı önü kapatılması aslında İSAM' da önemli görevleri ifa etmesi içinmiş. "Hiç kimse, yapmakta olduklarına karşılık olarak onlar için saklanan göz aydınlıklarını (gizlenen müjde ve mutluluğu) bilemez." Secde suresi, 17. Kardeşler Apartmanında otururlarmış mesela. Keşke orada yaşasaydım dedirtti. Öğrencilere, insanlara yuva olmuş. Ahmet Hoca ve Ayşe Hoca yalnızca kendileri için yaşayan insanlardan değilmiş. Eşi Ayşe Bengigül Özel' i anlattığı satırlarda ağladım. Kendisi vefat etmiş ancak öyle güzel anılıyor ki. Ona da ayrı bir hatırat kitabı yazmışlar. Maşallah. Çok güzel pırıl pırıl evlatlar da yetiştirmişler. Kitabın ilk başlarında birkaç sayfa hoca soyağacını, akrabalarını (hem uzak hem yakın neredeyse hepsi) köylülerinin isimlerini yazmış. Bu bana etkileyici geldi çünkü insanın köklerini araştırması, buna kendi hatıratında sayfalarca yer veriyor olması kıvmet verdiğinin
Suyun Üstünde KalanlarAhmet Özel · Timaş Yayınları · 20262 okunma
Hamd alemlerin Rabbi olan Allah subhaneu tealaya mahsustur
Esselamu aleykum ve rahmetullahu ve berâketuh. Bismillahirrahmanirrahim. Allah-u alem ilk değerlendirme bana nasip oldu. Kitabın girişinde yazarın belirttiği gibi Secde suresi Mekkî' bir suredir. Sadece beş ayeti Mekki değildir. "Yataklarından kalkarlar" (Secde, 16) ayetinden itibaren beş ayet Medenî'dir. Yazar Abdullah el muhaysini eserlerinde şeyh Süleyman el ulvan gibi sahih deliller getirdiğini ve önem verdiğini görüyorum…(konuşan delil ile konuşsun hadisine önem) İlk girişte secde suresinin faziletleri ve Resulullah sallallahu aleyhi vesellemin cuma günleri sabah namazında okuduğu ve delilleri getirmiş. Alıntı paylaşacağım inşaAllah
Secde Sûresi TefsiriAbdullah Muhaysini · Hidayet · 20230 okunma
Reklam
Reklam