Hastaların iskeletleşmiş bedenleri tutsakların çoğunlukla kar fırtınasında kilometrelerce çektiği iki tekerlekli arabalara atılıyordu. Araba yola çıkmadan önce hastalardan biri ölürse yine de arabaya atılıyordu; listenin tam olması lazımdı! Önemli olan tek şey listeydi. Bir insanın tek karşılığı taşıdığı numaraydı. İnsan kelimenin tam anlamıyla numaraya dönüşmüştü: Ölü ya da diri olması önemli değildi; "numaranın" yaşamı tamamen konu dışıydı. Numaranın arkasındakiler çok daha önemsizdi: Bir insanın kaderi, geçmişi, ismi...
"Şu anda,sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim," dedi:"Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek: seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda"