Kendi masalımda figüran seçildim.
Ne garip bir cümle değil mi?
Bir ömrü yaşarken, bir gün dönüp arkana bakıyorsun ve fark ediyorsun ki; başrolünde olman gereken hikâyede, kendine sadece küçük bir yer vermişsin.
Hep başkalarının mutluluğunu önemsemişsin.
Başkalarının hayallerine alkış tutmuş, başkalarının yaralarını sarmış, başkalarının hikâyelerinde kahraman olmaya çalışmışsın.
Ama sıra sana geldiğinde.
Kendini beklemeye bırakmışsın.
Bir gün aynaya baktım ve şunu fark ettim:
Ben kendi masalımda figüran seçilmişim.
Kendi isteklerimi ertelemiş, kendi duygularımı susturmuş, kendi hayallerimi bir köşeye bırakmışım.
Herkese yer açarken kendime yer bırakmamışım.
Oysa bu hayat benimdi.
Bu hikâyenin kahramanı olmam gerekirken, sahnenin en arkasında durmuşum.
Kendi sesimi duymak yerine başkalarının seslerini dinlemişim.
Ama artık anlıyorum.
İnsan bazen kaybolarak kendini buluyor.