🤔 Neyse özgür şeçimler bunlar beni ilgilendir mez.. her şeçim kendi kaderini belirler, bizler buna asla müdeile edemeyiz, ve etmemeliyiz de , her deneyim kutsaldır.
Baruch Spinoza, Etika adlı eserinde evreni mekanik ve zorunlu bir bütün olarak ele alır. Ona göre insan eylemleri çevresel, biyolojik ve kozmik tesirlerin bir neticesidir. Spinoza bu durumu şu meşhur taş örneğiyle ifade eder:
"Harici bir nedenin etkisiyle fırlatılan bir taş, hareket halindeyken bilinç kazansaydı, tamamen kendi iradesiyle uçtuğunu sanırdı. İşte insanın özgürlük illüzyonu da bundan ibarettir."
Spinoza'ya göre tüm girdiler noksansız bilinirse, insanın gelecekteki tüm fiilleri ve tercihleri kesin olarak öngörülebilir. Tüm girdiler yani İnsanın genetik yapısı, yetiştirildiği aile, aldığı eğitim, yaşadığı toplum, anlık duygu durumu ve maruz kaldığı harici uyarıcılar dâhil tüm parametreler tam olarak hesaplanabilirse, o insanın yapacağı seçimler bir matematik problemi gibi çözülebilir. Dolayısıyla, ona göre hür irade bir yanılsamadır.
Immanuel Kant, Pratik Aklın Eleştirisi eserinde Spinoza’nın determinizmine ilk büyük felsefi hududu çizer. Kant, insanı iki farklı boyutta tetkik eder. Şöyleki:
Fenomen Alemi: İnsan, fiziksel ve psikolojik olarak tabiat kanunlarına tabidir. Bu boyutta determinizm geçerlidir ve davranışlar öngörülebilir. Ancak Kant, insanın bu boyuttan ibaret olmadığını savunur. İnsan, aynı zamanda Numen Alemi’nin, yani duyu dışı, aşkın ve saf akılsal boyutun bir parçasıdır. Numen alemi, zaman ve mekânın kalıplarına tabi değildir. Zaman ve mekânın olmadığı yerde ise determinizm, yani zincirleme sebep-sonuç ilişkisi barınamaz. Çünkü bir sebebin bir sonucu doğurması için zamansal bir ardışıklık gerekir. İşte hürriyet bu numen alanında doğar. Kant buna "aşkın hürriyet" der. İnsan, saf aklıyla numen aleminden fenomen alemine müdahale edebilir. Akıl, harici hiçbir fiziki, biyolojik veya kozmik sebebe dayanmaksızın, kendi kendine ve tamamen bağımsız
Kur'an'da anlatılan "kader" kozmoloji için konan ölçüleri-yasaları ifade eder. 1
Bu bağlamda insanın kaderi de "özgür iradesi ile yaptığı seçimler" ekseninde ölçülendirilir. 2
Bu sebepledir ki seçimlerimizin sonuçlarının getirdiği sorumlulukları vardır.
İşte bu sorumluluklardan kaçınmak isteyenler kendi tercihlerinin, kararlarının yol açtığı sorunlarla yüzleşmekten kaçmanın yolu olarak tüm bunların kendileri dışındaki faktörleri sonucu olduğunu bunun önceden belirlenmiş bir plan/kader olduğunu iddia ederler.
Özellikle de sorumluluk toplumsal ise yani siyasi liderler kendi sorumluluklarındaki eylemleri meşrulaştırmak, bu icraatları sorgulatmamak için "Biz yapmıyoruz; bunları bize Allah yaptırıyor" derler.
Bu tarihin en eski siyasi manipülasyonudur: Allah'ı kendine kalkan edinip, sorumluyken kendilerini sorgulanamaz kılmak…
Yöneticilerin kaderi kullanıp Allah'ı istismar etme taktiklerinin Müslümanların tarihindeki ilk izdüşümünü Muaviye'de rastlıyoruz.
Peygamberimizin arkadaşlarından Hucr b. Adiy'i Hz. Ali taraftarı olduğu için öldüren Muaviye, tepkiler karşısında zor durumdaydı. "Biz yapmadık, Allah yaptırdı bize" diyerek kendisini sorgulanamaz kılmaya çalışmıştı.
Emevilerle birlikte "Zillullahi fi'l-Arz" (Allah'ın yeryüzündeki gölgesi) ve "Sultânullahi fi Arzihî" (Allah'ın yeryüzündeki gücü) gibi sıfatlarla kutsallık kazandırılıyor, sultanların her icraatı, Allah adına sayılıyor dolayısıyla eleştirilemiyordu. Çünkü bu yapan, Allah adına(!) iş yapan birisiydi.
Muaviye'den sonra yerine sultan olarak varis bıraktığı Yezid döneminde Kerbela, Harre gibi travmatik katliamlarına, kadınlara tecavüzlere, yağma ve yolsuzluklara vb. büyük yıkımlarına gerekçe olarak bunların Allah'ın önceden belirlediği planı/kaderi olduğunu camilerden vaaz ettirmişti.
Bir başka Emevi
Irvin David Yalom
Yaptığım seçimler başkalarını tutsak ediyorsa ben o özgürlüğü seçemem.
Her şeyin derinine inmek; bu zahmetli bir özellik. İnsanın gözlerini hep yorar ve sonunda insan isteyebileceğinden daha fazlasını bulur.
Evlilik bir hapishane değil, içinde daha yüce bir şeylerin yetiştirildiği bir bahçe olmalıdır.
Basit bir hayatın mı olsun istiyorsun? Sürüye yakın dur ve orada kendini unut.
Geçmiş, bugünkü bilincin bir parçasıdır. Şimdiki zamanı hangi gözlükle görüyorsan, işte o gözlüğü şekillendirmiş olan, geçmişindir.
Hiç kimsenin bir şeyi sırf başka birisi için yapmadığını göreceksiniz.
Şu an hayatın içinde değilim. Onu erteliyorum.
Birinin kendisine başka birine açması ihanetin kapılarını açar ve ihanet insanı çok rahatsız eder.
Yaşam da acımasız, ölüm de.
İyi ve kötü görecelidir, kişinin ahlaklı yaşayabilmesi için kendisini toplum ahlakından kurtarması gerekir.
Annenizi merkezden uzaklaştırın.
Sizden onu sevmeyi bırakmanızı istemiyorum. Sizden, doğmadan önce yazdığı bir senaryoya göre yaşamayı bırakmanızı istiyorum. Onun korkuları. Onun hayal kırıklıkları. Yaşanmamış hayatı. İyi bir kız, iyi bir kadın, iyi bir gelecek tanımı. Bazılarınız otuz yaşında ve hala annenizin onaylayıp onaylamayacağına göre kararlar veriyor. Bazılarınız hala onun kabul edebileceği versiyonunuza uymak için kendinizi küçültüyor. Bazılarınız hala ona kızgın ve öfkenin sadece bir tür merkezleme olduğunu fark etmiyor. O hala referans noktası. İsyan ederken bile, onun etrafında dönüyorsunuz. Onu merkezden uzaklaştırın. O, elindekiyle elinden gelenin en iyisini yapan bir kadın. Bu onu hayatınızın yazarı yapmaz. Yazar sizsiniz. Anlamayabileceği bir şey yazın. Bu ihanet değil. Bu yetişkinliktir.
Toplumun beklentilerini merkezden uzaklaştırmak.
Zaman çizelgesi. Dönüm noktaları. Size şu ana kadar ne yapmış olmanız gerektiğini söyleyen görünmez müfredat. Yirmi iki yaşında üniversite diploması. Yirmi sekiz yaşında evlilik. Otuz yaşında ilk çocuk. Ev. Terfi. İstediğiniz şeylerin, istediğiniz sırayla istenmesi gerekenler. BU LİSTEYİ KİM YAZDI? Sırasız yaşanmış bir hayatın başarısız bir hayat olduğuna kim karar verdi? Kendinizi artık var olmayan bir dünya ve asla siz olmayan bir kadın için tasarlanmış bir programa göre ölçüyorsunuz.
Odak noktasını değiştirin. Hayatınız gecikmiş değil. Geride kalmış da değil. Tam olarak kendi akışında ilerliyor.
Ve bu sürecin güzel olup olmadığına karar verecek tek kişi SİZSİNİZ.
Yaşı merkezden uzaklaştır.
Panik. Geri sayım. Kadınlara değerinin bir son kullanma tarihi olduğu öğretiliyor. Yirmi beş yaşından sonraki her doğum günü bir kayıp. Saat bir silah.
Kadınların, seçilme şanslarının azaldığından korktukları için istemedikleri