8/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
Klassik Türk ədəbiyyatında iz qoymuş realist yazar Orxan Kamalın Yad Qızı romanını oxuyub bitirdim. Əsər Nazan adlı sadəlövh bir gənc xanımın acınacaqlı həyat hekayəsindən bəhs olunur. Yazar öz əsərində reallığın ən acı yönlərini, həyatın zəif xislətlilərə qarşı tətbiq etdiyi əzici gücü və mühitin onlar üzərindəki böyük təsirini olduqca aydın şəkildə nümunələndirir. Müəllif öz əsərində vurğulamağa çalışır ki, insan hər cür çətinliklərə və hər növ mühitə düşə bilər, ancaq yaşananların və ətraf-mühitin onun üzərindəki təsirində isə, həmin insanın öz xarakteri böyük rol oynayır. İnsan, ona yönələn zərbələr qarşısında zəiflik göstərdikcə, hər keçən gün bu zərbələrin həcmi də böyümüş olur. Odur ki həyat, qaynanası Həcər tərəfindən ailəsi dağıdılan fağır Nazanı, ağlına belə gətirmədiyi saysız çirkinliklərin içərisinə yuvarlayır. Halbuki Nazan, güclü bir iradə sərgiləyərək həyatını tamam fərqli bir yöndə də inşa edə bilərdi.((( Nazan xarakteri məni həm üzdü həm çox əsəbləşdirdi. Bir qadın necə key, sadəlöv olar.? öz həyatında heç bir söz haqqı olmayan qadının başına gələn hər şey öz sakitliyi və hər şeyə "hə" deməsinə görə olur. Bir növ qarşısına qoyulan hər şeylə razılaşan Nazan ona biçilən həyatı yaşayır.Taleyi ilə barışır və bütün olanlara alın yazısı kimi baxır. SPOİLER: Nazan təhsilsiz, evinə, yoldaşına, oğluna və ən əsası zamanın qayda-qanunlarına, ədalətsiz cəmiyyətin qanunlarına tabe bir insandır. Vəkil yoldaşı Məzhəri çox sevsə də, qayınanasının qorxusu ucbatından sevgisini göstərməkdən çəkinir. Gün ərzində yalnız qulluqçu kimi ev işlərini Nazan zamanla ərinin özündən uzaqlaşmasına səbəb olur. Məzhər, yoldaşının bu halını görür və klub qadını olan Jaləyə könül verir. Jalə yüngül əxlaqlı qadın olsa da, Nazanın halına acıyır və onun evdən qovulmasına səbəb olan
Yad QızıOrhan Kemal · Qanun Nəşriyyatı · 200915,2bin okunma
Mini tüyolar, büyük farklılıklar..
9/10
·320 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 10:40
Tip 1 diyabet ve hemşire olarak bu kitap ile karşılaştığım için çok mutluyum. Hem kendine hemde çevremdeki insanlara ufak tüyolarda olsa verebilecek olmak güzel bir şey. Ve kitabın yazarını yazmaya iten sebep de hem kendisine hemde çevresine yardımcı olma isteği. Arkadaşları ile tatilde iken şelaleden atlayıp omurilik zedelenmesi yaşaya , ameliyat olup zorluk çeken, fiziksel ve zihinsel sorunlar yaşayan yazar daha sonrasında kendi bedenini tanımak isteği ile araştırmalara girip hayata uyarlanacak küçük tüyolar ile hem kendinde hemde çevresinde büyük değişikliklere neden olmuş. Sadece kan şekerini dengelemek için değil;kilo vermede kolaylık, PKOS semptomlarını iyileştirme, kan şekerini dengeleme, tiroid sorunlarının getirdiği semptomları iyileştirme, tip 2 Dm gelişme riskini önleme, dengeli bir ruh hali oluşturma, ciltte düzelmeleri sağlama, menapoz olumsuz semptomlarını önleme gibi güzel gelişmelere neden olan günlük hayata uygulanabilir gerçekler ile gerçekçi bir kitap olmuş. Gelin bu değişikliklerin oluşturulma sıralamasını yapalım; 1-yiyecekleri doğru sırayla yiyin: öğüne başlarken önce lif(sebze),sonrasında protein ve yağalar ve en son nişasta ve şekerler yani karbonhidratlar tüketilmeli. 2-bütün öğünlerinize yeşil başlangıç ekleyin: ufacık bir salatalık, domates, biber ya da bir brokoli ,avokado kan şekerini dengeleme ve glikoz eğrisi daha düzenli gitmesi bakımından en uygun kullanımdır. 3-kalori hesabını bırakın; bir salatadan da ya da bir kurabiyeden de aynı kaloriyi alabiliriz. Önemli olan kaloriyi aldığımız besinlerin içeriğidir. 4-kahvaltı eğinizi düzeltin: kahvaltıda fazla miktarda karbonhidrat tüketmek yorgunluk, halsizlik, kan glikozunda ani artış ve glikoz eğrisi çok daha dalgalı olmasına ve gün içerisindeki eğriyi etkilemede olumsuz etkiye neden
1000Kitap
Glikoz DevrimiJessie Inchauspé · Pegasus Yayınları · 2023296 okunma
Reklam
HAYATI SEÇİN... YA DA SEÇMEYİN!
Puan vermedi
Sosyal medyanın temiz, estetik, ilham veren kitaplarından biraz da kirli gerçeğimize bakmak isterseniz buyrun, yüzünüze sert bir tokat gibi çarpacak, sizi konfor alanınızdan söküp Edinburgh’un en karanlık, en pis lağımlarına fırlatacak o kutsal kitaptan konuşalım: Irvine Welsh ’in başyapıtı, #k:8780. Bu kitap bir edebiyat eseri değil; Edinburgh varoşlarında, damarlarına eroin zerk eden bir avuç gencin sisteme, ahlaka ve modern dünyaya fırlattığı sansürsüz bir balgamdır. Tuvaletin dibindeki gerçeklik: Çoğu yazar uyuşturucu ve sokak kültürünü uzaktan izler, romantize eder ya da ucuz bir kamu spotuna çevirir. Welsh bunu yapmıyor. O, Renton, Sick Boy, Spud ve psikopat Begbie’nin dünyasını anlatırken elini pisliğe bulamaktan korkmuyor. Kitaptaki o meşhur "İskoçya’nın En Kötü Tuvaleti" sahnesi, aslında modern insanın içine düştüğü durumun mükemmel bir metaforu. Kaybettiği şeyi bulmak için pisliğin içine dalan insan... Hangimiz hayatın getirdiği anlamsızlığı örtmek için kendi yarattığımız çöplüklerde debelenmiyoruz ki? Sokakların dili, dilin Devrimi: Trainspotting’i asıl sert ve sarsıcı kılan şey anlatım dili. Welsh, edebiyatın o steril, kibar ve burjuva dilini paramparça ediyor. Karakterler tam olarak sokakta, barda, köşe başında nasıl konuşuyorsa öyle konuşuyor; argo, çiğ, ritmik ve öfkeli. Çevirisinde bile o çiğliği, o damardan akan ritmi kemiklerinizde hissediyorsunuz. Sayfalardan kafein, bira, ter ve eroin kokusu yükseliyor. Büyük İllüzyon: "Hayatı Seçin" Kitabın (ve tabii ki sinema tarihine geçen filminin) o meşhur manifestosu, bugün 2026 dünyasında bile geçerliliğini korumak bir yana, daha da can yakıcı hale geldi: "Hayatı seçin. Bir iş seçin. Bir kariyer seçin. Bir aile seçin. Kocaman bir televizyon seçin... Ama ben hayatı seçmemeyi seçtim. Ben başka bir şeyi seçtim.
Edebiyat
TrainspottingIrvine Welsh · Siren Yayınları · 20131,127 okunma
7/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 00:06
OKUDUM — BİTTİ! Soluk Salıncağı — Herta Müller Puan: 7.7 / 10 Kitap Adı: SOLUK SALINCAĞI Yazar Adı: HERTA MULLER Sayfa Sayısı: 247 Kitap Notum: 10 / 7.7 Kitap İncelemem: Ocak 1945. Dışarısı buz tutmuş, sabahın körüne kapı çalıyor. 17 yaşındaki Leo Auberg, bir bavul yerine elinde gramofon kutusuyla Sovyet çalışma kampına sürülüyor. Beş yılı var önünde. Beş yıl, insan olmanın ne anlama geldiğini yeniden öğreneceği — ya da tamamen unutacağı — beş yıl. Bu romanı açtığımda sıradan bir "savaş edebiyatı" okuyacağımı zannetmiyordum zaten ama Herta Müller, beklentilerimi yerle bir etti. Hem iyi hem kötü anlamda. Ne sarsıyor? Dehşet burada büyük kelimelerle gelmiyor. Müller, kampı epik bir dille anlatmıyor; aksine sizi bir gram ekmeğin, bir kürek kömürün, bir tas çorbanın etrafında kurulan o daracık evrene hapsediyor. İnsan zihninin nasıl bu ölçülerin diline teslim olduğunu, bedenin nasıl düşünce olmaktan çıkıp salt bir hayatta kalma makinesine dönüştüğünü hissediyorsunuz. Sayfalar ilerledikçe siz de Leo gibi küçülüyorsunuz. Bu somatik etki gerçekten nadir rastlanan bir şey. Neden tam 10 değil? Müller'in şiirsel ve kırık dilli anlatımı zaman zaman büyülüyor, zaman zaman ise yoruyor. Kasıtlı bir tercih bu, biliyorum — ama bazı bölümlerde o lirik yoğunluk okuru metnin dışına itiyor. Belki de bu kitabın doğru zamanda okunmayı gerektirdiğini söylemek daha doğru. Benim için o zaman tam değildi, bu yüzden 10 üzerinden 7.7. Asıl vurucu olan ne biliyor musunuz? Kamptan geri dönmek, kurtuluş değil. Hayatta kalmak her zaman zafer değil — kimi zaman içinde taşınan ağır, utançla karışık bir yük. Roman tam da burada bir kamp anlatısını aşıyor ve zorla susturulmuş bir tarihin, sessizliğe mahkûm edilmiş bir travmanın hikayesine dönüşüyor. Açlık meleği herkese farklı görünür. Ama
Soluk SalıncağıHerta Müller · Siren Yayınları · 202571 okunma
Bir Sessizlik Senfonisi: Serenad Üzerine
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 05:55
"Öncelikle belirtmeliyim ki; böyle bir esere inceleme yazmak bile başlı başına sorumluluk isteyen bir iş. Bu yüzden akademik bir makaleden ziyade, kalbime dokunanları en yalın haliyle paylaşmak istedim. Eminim bu derin mevzuları teknik olarak ele alan pek çok kişi olacaktır… 2001’in İstanbul’undan 1930 ve 40’ların yorgun dünyasına uzanan bir yolculuk bu. Kitaba başlarken kendinize mutlaka bir fon müziği seçin ya da özel bir playlist oluşturun; çünkü Livaneli hikâyeleri müzikle birleşince ruhu daha başka sarıyor. Maya Duran... Türkiye’den bir kadın. Hikâyenin başında hepimiz gibi; bir anne, bir işçi, sokakta her gün rastlayabileceğimiz biri. Ta ki Profesör Wagner ile tanışana dek. Maya’nın o andan sonra gösterdiği sabra, azme ve cesur başkaldırışına hayran kalmamak elde değil. Livaneli’nin bir kadın ruhunu bu denli incelikle analiz edip aktarması tek kelimeyle muazzam. Kitapta diller, dinler, milletler ve imkânsız aşklar çarpışıyor. Ama asıl odak noktası: İnsanlar ve devletler. Hükümetlerin pek sevmediği o ağır kelimeler… Benim için bu kitabın özeti şudur: İktidarın zalimleştiği yerde halkın mazlumlaştığı, çaresiz bırakıldığı ve insan hayatının bir imzaya, soğuk bir söze pamuk ipliğiyle bağlandığı gerçeği. Gerçekle kurgunun sentezlendiği bu eser; Struma’yı, Wagner’i ve Nadia’yı zihnimize kazıdı. Bambaşka diyarlarda hüzünlendik, öfkelendik. Okurken içimden sürekli 'Lütfen Struma batmasın, Türkiye karaya inmelerine izin versin' diye dua ettim. Ama maalesef tarih dualarla değişmiyor. Struma battı, insanlar öldü, iktidarlar sustu İnsanlar susturuldu. Ne acı ki bugün, üzerinden 80 küsur yıl geçmesine rağmen Ortadoğu hâlâ aynı kadere terk edilmiş durumda. Hâlâ insanlar ölüyor, iktidarlar susuyor İnsanlar susturuluyor. Bugün sessiz kaldığımız insanların hikâyeleri, 100
SerenadZülfü Livaneli · İnkılap Kitabevi · 2021163,8bin okunma
Biyoloji Evrim Kitabı
Puan vermedi·%24 (145/592 syf.)·
Yorumlarda birçok konuya değindiği söylense de temelde evrimi anlattığı için biyoloji ağırlıklı bir kitap diyebiliriz. 12 bölümden oluşan kitabın hatta ilk altı bölümü de bunu gösteriyor : Bölüm 1 : Dünya, Bölüm 2 : Hücre Bölüm 3 : Organizma, Bölüm 4 : Beyin sapı ve eski beyin bölgeleri Bölüm 5 : Ara beyin ve limbik sistem Bölüm 6 : Korteks ve neokorteks Evrimi anlamak için okumaya zorladım ama 140-145'lerde koptum, bana geçmiyor. Evrim yok demiyorum beni linçlemeyin, benim düşünceme, öğrendiklerime göre evrim, mantıksız bir teori gibi geliyor yani yok diyorum evet linçleyebilirsiniz. Termodinamiğin ikinci yasasına göre de Dünya 'nın düzenli bir hale gelmesi, kapalı sistem olduğu tezi altında bu mantığa uyarlanması, evet onca bilim insanına karşı gelerek bana mantıksız geliyor. Eğer, Allah (veya savunduğunuz Tanrı) evrimle yaratmış olamaz. Kendi kendine, Hücre, Olamaz. Görüşüm bu, bu kitap da bu fikrimi değiştiremedi. Bu yüzden beni sarmadı. Yüzde yüz Biyoloji kitabı değil, evrime göz Kırpıyorsanız sizin için müthiş bir kitap, çeşitli bilim dallarına ait görüşlerle genel kültürünüzü zenginleştirecek bir kitap.. Ama tavsiyem, akıllı okuyun, kitaplarınızı doğru seçin Kitapla kalın..
Ratio MundiAbdullah Reha Nazlı · Nazlı Kitapçılık ve Yayıncılık · 202639 okunma
Reklam
Reklam