10/10
·500 syf.··
2026 5. kitabı
Sema Soykan’dan okuduğum ilk kitaptı Keşke. Aynı zamanda köy edebiyatı / köy enstitüsü temalı okuduğum ikinci roman oldu. Bu türdeki eserlerin bana her seferinde hissettirdiği o güçlü atmosferi bu kitapta da fazlasıyla yaşadım. O yılların zorluklarını, insanların hayata tutunma biçimlerini ve köy yaşamının gerçekliğini anlamak açısından oldukça etkileyici bir kitaptı. Sema Soykan’ın anlatımı sade ama bir o kadar da derindi. Okurken birçok yerde durup düşündüm ve gerçekten çok fazla alıntı yaptım. Bazı cümleler vardı ki insanın içine işliyor ve uzun süre aklından çıkmıyor. Bu yüzden Sema Soykan’dan okuduğum ilk kitap olsa da kesinlikle son olmayacağını biliyorum. Kitap, insanın hayatındaki seçimlerin ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini gösteren bir hikâye anlatıyor. İnsan bazen bir karar verir ve o karar bütün hayatını değiştirir. İşte tam da bu noktada insanın diline yerleşen o kelime ortaya çıkar: keşke… Unutmamak gerekir ki her seçiş aslında bir vazgeçiştir. Hayatımızdaki her karar başka bir ihtimalden uzaklaşmak demektir. Ve yine unutmayalım ki “keşke”nin dini, mezhebi ya da siyasi görüşü yoktur. Keşke; özlemin de pişmanlığın da ifadesidir. Acı çekenlerin, hatalarını fark edenlerin ortak kelimesidir. Yanlış kararların insana çektirdiği sancıdır. Kalbin kırık isyanıdır. Elden gidenlere, yitirilenlere yakılan bir ağıttır. Ama belki de en acısı şudur: Bir kez dilimize yerleşti mi, peşini kolay kolay bırakmayan bir kelimedir keşke.
KeşkeSema Soykan · Alfa Yayınları · 20211,987 okunma
On birinci roman on sekizinci kitap
Puan vermedi·128 syf.··
2026 23. kitabı
Üçlemenin ilk kitabı Norveç'in altı ay gecede kalan tarafının insanlarının ruhuna daha fazla sirayet ettiğini düşünüyorum-olumsuz anlamda değil hani karanlıkta insan bi durur bi sağına soluna bakar. O sizi değil de siz onu ürkütmemek için çabalarsın o anlamda - ama kuzey ışıklarının eşlik ettiği. Bunu Dag Solstad kitaplarında daha fazla hissediyorum. Mesafe, kendini seçiş, net çizgiler, kendinden emin kararlar.. Ne var ki insanız ve kahramanımız en güzel el kreminin yapıldığı memleketin insanı da yanlış kararlar verebiliyor. Üçlemeyi bitirdikten sonra daha detaylı yazacağım.. Kararının yanlış olduğunu bilmesine rağmen sahip çıkan, yaptığı hatalar için etrafta suçlu avına çıkmayan.. Davranışının sorumluluğunu alan ve bunu kabul eden bir adam.Ama yaşam ilerledikçe ömrünün sonuna geldiğini fark ettikçe ve bu durumun artık geri dönüşü olmadığını kavradıkça hem pişmanlıkları hem özlemleri hem keşkeleri artıyor.Kitabın sonunda herkesi şaşırtan bir kararla ilginç bir planın içinde buluyor kendisini.Yabancılaşmayı ,ebeveyn olmayı farklı bir şekilde anlatan güzel bir "ilk" kitap.. Yazar karakterin sesini ve dialogları çoğu yerde beraber aktardığı için ilk kez okuyacak olan arkadaşlarım bazen yorulabilir. Karakterleri niyet okumayı seven insanlar.. Ama muhatabıyla da bunları konuşmayı çok tercih etmiyor. O sebeple "nereden biliyorsun kardeşim" dediğim yerler oldu. Neyse uzatmayayım iyi bir yazar iyi bir eser.. Okuyacak olana keyifli okumalar
On Birinci Roman, On Sekizinci KitapDag Solstad · Yapı Kredi Yayınları · 2022753 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Arzularla gerçeklerin çarpıştığı eşsiz bir pazarlık
8/10
·118 syf.·
2026 8. kitabı
Yeşim Türköz, psikoloji alanında hem akademik birikimi hem de bu birikimi edebiyatla harmanlayan "Büyü Dükkanı" serisiyle tanınan bir klinik psikolog, psikodrama terapisti ve eğitmen bir yazardır. 1985 yılında ODTÜ Psikoloji Bölümü’nde lisans eğitimi aldıktan sonra aynı bölümde 1988 yılında Klinik Uygulamalı Psikoloji alanında yüksek lisans derecesi almıştır. 2007 yılında ise doktorasını Ankara Üniversitesi Psikoloji Bölümü Klinik Psikoloji ABD’de tamamlamıştır. Bir dönem Ankara Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak dersler vermiştir. Bireysel terapiler ve grup terapileri üzerine profesyonel çalışmalarına devam ettiği biliniyor. Türköz, sadece teorik çalışmalarla sınırlı kalmamış, uygulama alanında da derinleşmiştir. Türkiye Grup Psikoterapileri Derneği bünyesinde uzun yıllar çalıştığı ve "Psikodrama Grup Psikoterapisti" unvanını aldığı bilinmektedir. Psikodrama yöntemiyle rol-playing ve sahneleme üzerine terapi, onun yazın dünyasını ve "Büyü Dükkanı"ndaki kurguları besleyen ana etkendir. Türköz’ün "Büyü Dükkanı (1998)" dışında psikoloji ve psikodrama alanı bağlamında yazdığı diğer kitapları ise "İç Dünya Oyunları (2005)", "Büyü Dükkânı’nda İki Çınar (2011)", "İçeride Oyun Var (2016)" ve "Büyük Dükkanı Üçüncü Bahar (2021)"dır. İlk ve en popüler kitabı "Büyü Dükkanı" aslında psikodramadaki "Büyü Dükkanı" tekniğinin edebi bir dille halka aktarılmasıdır. Genel olarak eserleri ve profesyonel duruşu, bedel ödemeden kazanım elde edilemeyeceği gerçeği üzerine kuruludur. İnsan ruhunun derinliklerindeki çatışmaları, masalsı, akıcı ve herkesin anlayabileceği bir dille aktarması, onu Türkiye'de psikolojik edebiyatın öncülerinden biri yapmıştır. "Hayatta her seçiş, bir vazgeçiştir" felsefesiyle okurlarına en naif şekilde hissettiren bu eseri bizlere sunmuş. Türköz’ün bu kitabı, "Büyü
Edebiyat
Büyü DükkanıYeşim Türköz · Epsilon Yayınları · 20234,592 okunma
Kısa Bir Metin, Uzun Bir İz
8/10
·60 syf.··
2026 12. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2026 13:16
Bir Zanaatla Beklenmedik Karşılaşma, Stefan Zweig ’ın insan ruhunu inceleme konusundaki ustalığını bir kez daha hissettiren, kısa ama etkisi uzun süren bir eser. Kitabı okumaya başladığım andan itibaren Stefan Zweig’ın güçlü betimlemeleriyle karşılaştım. Betimleyici anlatımı sevdiğim için, onun keskin gözlem gücü ve ayrıntıları seçiş biçimi beni hemen metnin içine çekti. Öyle ki sahneler gözümün önünde canlandı; anlatılanları okumaktan çok izliyormuşum gibi hissettim. Stefan Zweig ’ın en etkileyici tarafı, bana göre, insanı yalnızca anlatmaması; onu çözümlemesi. Karakterlerin davranışlarını, tereddütlerini, bakışlarını, hatta sessizliklerini bile anlamlı kılabilmesi, metne derinlik kazandırıyor. Bu kitapta da aynı ustalığı gördüm. Cümleler kısa, anlatım sade; fakat her paragrafın altında insan doğasına dair güçlü bir sezgi yatıyor. Bu yüzden kitap kısa olmasına rağmen yüzeysel değil; aksine yoğun, düşünmeye açık ve okurla zihinsel bir bağ kuran bir yapısı var. Kitap iki hikâyeden oluşsa da benim için ilk hikâye çok daha etkileyiciydi. Hatta verdiğim 8 puanın büyük kısmını ona borçlu diyebilirim. O karşılaşma sahnelerinde, sanki ben de bir köşede sessizce durup olanları izliyordum. Stefan Zweig ’ın en sevdiğim yönlerinden biri de bu: okuru metnin dışına değil, doğrudan içine yerleştirmesi. Okurken yalnızca olayları takip etmiyor, aynı zamanda karakterlerin ruh hâlini de paylaşıyorsunuz. Bu da okuma deneyimini sıradan bir hikâye okumaktan çıkarıp adeta bir tanıklığa dönüştürüyor. İkinci hikâye ise ilkine göre bende biraz daha az iz bıraktı; fakat yine de Stefan Zweig ’ın insan psikolojisine yaklaşımını görmek açısından kıymetliydi. Bu hikâyede de yazarın tesadüfleri, karşılaşmaları ve insanın iç dünyasında yarattığı kırılmaları ne kadar ustalıkla işlediğini görmek mümkün. Özellikle sıradan görünen anların aslında insan
Öykü
Bir Zanaatla Beklenmedik KarşılaşmaStefan Zweig · İş Bankası Kültür Yayınları · 20239,2bin okunma
7/10
·136 syf.··
2026 713. kitabı
Mitolojiden ilham alan bu roman, Napoli’nin dar sokaklarından ölüler diyarına uzanan unutulmaz bir hikâye sunarken, Orpheus ile Eurydike’nin zamansız mitini çağdaş bir kurguyla harmanlıyor. Roman, okula gidip gelirken anneannesinden duyduğu efsanelerle büyüyen bir genç kızın hikâyesine odaklanıyor. Napoli’nin mezarlıkları, sokakları ve eşsiz atmosferi eşliğinde, dilbilim, mitoloji ve edebiyat arasında salınan bu anlatı; ölüm ve yaşam, seçiş ve terk ediş gibi derin temaları işliyor. Ona anlatılanlara göre, civardaki bir kapak ölüler çukuruna, çukur ise doğrudan ölüler diyarına açılmaktadır. Ancak bir gün denize giden Milanolu Kız, geri dönemez. Fakat bir gün, zihnin derinliklerine gömülen bu anı yeniden gün yüzüne çıkar.
Milanolu KızDomenico Starnone · Gutenberg Yayınevi · 202522 okunma
Puan vermedi·136 syf.·
2023 15. kitabı
Bir kadının müslümanlığı seçiş hikayesi... Jenny kendi araştırmaları ve çevresinden aldığı yardımlarla doğru - yanlışları öğrenmiş ve birçok müslümandan daha Müslümanlığa uygun yaşam şeklini seçmiştir. Ailen , çevren bambaşka doğrulara inanırken bu kararı almak hayatına uygulamak oldukça zor. Cesaretinden ötürü yazarı yürekten kutluyorum. Tabiki aşkın da bu cesareti göze alma konusunda etkisi var. :) Tam bir aydınlanma diyemem ama güzel bir yönlendirme ve motivasyon kitabıydı. Biz ne kadar dinimizi yaşıyoruz sorusu beni oldukça düşündürdü.
1000Kitap
İslam’ın RengiJenny Molendyk Divleli · Cezve Kitap · 2023663 okunma