"Derdinden korkmayan
yağmurlu geceleri özleyen
sebepsiz hüznünü her daim yüreğinde
geceleri yalnız kaldığında ise gözlerinde taşıyan
gerçekten özleyen
ama anlatamayan
anlayanı olmayan
kitapları seven,okuyan
kılan
sadece vuslata değil,hasrete de eyvallahı olan
kendi çayını kendi demleyen
dostlara selam olsun..."
"Zira kendimle baş başa kalır kalmaz,vermiş olduğum cevapların yerine en akıllıca cevabın ve düşüncesiz bir sözle meydan vermiş olabileceğim şüpheyi tekrar kendimden uzaklaştırmak için bir dahaki sefere ne söylemem gerektiğini yeniden kurmaya çalışıyorum."
"İkimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
Bebe dişlerinden güneşlerden yaban otlarından
Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
Bu evleri atla bu evleri de bunları da
Göğe bakalım
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
Suların ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım"