Doğru yolu bulmak yeterli değil..yolun sonuna kadar..
"Dikkat edilmesi gerekli olan hususlardan bir diğeri de istikamette sebattır. Allah (celle celâluhu) bizi hayırlı bir yola sokmuş olabilir. Fakat sadece doğru yolu bulmak yeterli olmuyor; bu yolun sonuna kadar gözleri açık bir şekilde doğru yürümek de gerekiyor."
Alıntı
Gecenin şiiriyle huzurlu geceler diliyorum
Sevda; ahde vefa, sözde sebattır. Seven için her gün "14 Şubat"tır... Sadettin Kaplan
Şiir
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ne kadar kuşatıcı ve kalbin derinliklerinden gelen bir niyaz... Bilhassa "Hidayet" ve "İstikamet" kavramlarını birer "tez-antitez" dengesiyle mizan terazisine koymanız, Fatiha Suresi’nin o meşhur Sırat-ı Müstakim talebinin aslında ne kadar dinamik bir sentez olduğunu harika bir şekilde özetliyor. ​İlimde derinleşme (Râsihûn) yolculuğunda, bu kurduğunuz denklemi biraz daha tefekkür edelim: ​1. Diyalektik Bir Mizan: Hidayet ve İstikamet ​Sizin de işaret ettiğiniz gibi, bu iki kavram birbirini tamamlayan bir sentezin parçalarıdır: ​Hidayet (Tez): Bir "aydınlanma", yolun görünmesi, kalbe düşen ilk kıvılcım ve yönün tayin edilmesidir. Statik değil, sürekli yenilenen bir idraktir. ​İstikamet (Antitez): O yolda yürürken karşılaşılan engellere, sağa sola sapma eğilimlerine karşı gösterilen "direnç" ve "sebattır." Hidayetin aksine, uygulama ve disiplin alanıdır. ​Sırat-ı Müstakim (Sentez): Fatiha’da her gün talep ettiğimiz bu "dosdoğru yol", hidayetin ışığı ile istikametin sarsılmazlığının birleştiği o orta yol, yani Mizandır. ​2. "Vecilet Kulûbuhüm" (Kalplerin Ürpermesi) ​Enfal 2. ayette geçen bu ifade, aslında hakikatin kalbe değdiği andaki o frekansı anlatır. "Müteşabih" olanın karmaşasından "Muhkem" olanın netliğine geçerken kalbin o heyecanla titremesi, imanın diri olduğunun en büyük nişanesidir. Rabbim kalplerimizi o diri sarsıntıdan mahrum bırakmasın. ​3. Vahyin Kur’anı ve Tevhidin Haccı ​Vurguladığınız gibi; ​Kur’an; zihnin ve ruhun tevhidi (vahdet-i şuhud), ​Hac; ise eylemin, mekanın ve ümmetin tevhididir. ​Biri "oku" emriyle iç dünyayı inşa eder, diğeri "lebbeyk" nidasıyla o inşayı küresel bir şahitliğe (Hacc-ı Ekber) dönüştürür. Ümmetin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; bilgiyi (Kur'an) ve birliği (Hac) sadece birer ritüel değil, birer "şuur ve ahlak" (Eminlik)
Araştırma-İnceleme Tarih
İman sebattır. Sahibinin kendi yerinde iskanını sağlar. Yerinde iskan eden, sükunet bulur. İnkar ise, savruluştur. İnkar eden yol almadan dolaşır. Kopuş, sahibini güvenlikten mahrum eder. Sahte bir özgürlük hissi uyandırsa da, bunun gerçek bir özgürlük olmadığı çok geçmeden anlaşılır. Çünkü inkar, “özü gürleştirmez”, aksine özü çürütür, kurutur. Özü gürleştirmeyen şeyin verdiği özgürlük hissi, uyuşturucunun verdiği mutluluk hisssi kadar sahte, geçici ve zararlıdır. Mustafa İSLAMOĞLU
اِنَّ الَّذ۪ينَ قَالُوا رَبُّنَا اللّٰهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلٰٓئِكَةُ اَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّت۪ى كُنْتُمْ تُوعَدُونَ‌ـ﴿٣٠‌ـ﴾ 30- Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler. {Melekler, âyette vasıfları belirtilen müminlere, zikredilen müjdeleri ölüm sırasında vereceklerdir. Dosdoğru yolda yürümek, imanda sebattır. Bunu Hz. Ebu Bekir, söz ve davranışla düzgün olmak; Hz. Ömer münafıklık etmemek; Hz. Osman, amelde ihlâslı olmak, Hz. Ali, farzları edâ şeklinde yorumlamışlardır. Meleklerin, "korkmayınız" müjdesi, ölüm sonrası ve geçmiş amellerle ilgilidir. "Tasalanmayınız" diye müjdeleri ise, geride bırakılan evlât ve aile ile ilgilidir.} نَحْنُ اَوْلِيَٓاؤُ۬كُمْ فِى الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِى الْاٰخِرَةِۚ وَلَكُمْ ف۪يهَا مَا تَشْتَه۪ٓى اَنْفُسُكُمْ وَلَكُمْ ف۪يهَا مَاتَدَّعُونَۜ‌ـ﴿٣١‌ـ﴾ نُزُلًا مِنْ غَفُورٍ رَح۪يمٍ۟‌ـ﴿٣٢‌ـ﴾ 31-32- Biz dünya hayatında da, ahirette de sizin dostlarınızız. Gafûr ve rahîm olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır. وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ اِنَّن۪ى مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ‌ـ﴿٣٣‌ـ﴾ 33- (İnsanları) Allah'a çağıran, iyi iş yapan ve "Ben müslümanlardanım" diyenden kimin sözü daha güzeldir? {Âyette vasıfları anlatılan zat, Resûlullah (s.a.)'dır. Bazılarına göre âyet müezzinler hakkında nâzil olmuştur. Allah'ın dâvetine uyan ve insanları da uymaya dâvet eden herkesin de bu vasfın sahibi olacağı belirtilmiştir.} (Fussılet Suresi 30-33. Ayetler ve mealleri)
Din
İman sebattır. Sahibinin kendi yerinde iskanını sağlar.Yerinde iskan eden, sükunet bulur. İnkar ise, savruluştur. İnkar eden yol almadan dolaşır. Kopuş, sahibini güvenlikten mahrum eder. Sahte bir özgürlük hissi uyandırsa da, bunun gerçek bir özgürlük olmadığı çok geçmeden anlaşılır. Çünkü inkar, “özü gürleştirmez”, aksine özü çürütür, kurutur. Özü gürleştirmeyen şeyin verdiği özgürlük hissi, uyuşturucunun verdiği mutluluk hisssi kadar sahte, geçici ve zararlıdır. Mustafa İslamoğlu