Puan vermedi·400 syf.··
2025 59. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Eylül 2025 00:00
#beklenmedikanda #tuğbaatıcıcoşar "Ah kalbim, nasıl da vuruyorsun öyle güm güm, hem de sesini hiçbir zaman duymayacak olan adama..." Masal, yıllar önce en yakın arkadaşının düğününde yakışıklı bir adamdan etkilenir ve uzun uzun onu izler. Ancak adam ona yaklaşıp ondan uzak durmasını söyler. Masal utanır ve bir daha adamın adını ağzına almaz. Yıllar sonra ise arkadaşları ile olduğu bir ortamda bu adamın konusu açılır. Çünkü o arkadaşlarından birinin eşinin abisi Sedat’tır. Masal, kızların kumpası sonucu Sedat’ın evine gider ve kar yağışı nedeniyle orada mahsur kalır. Yalnız olacağını düşünürken Sedat gelir ve başbaşa kalırlar. Sedat, genç kadını hatırlar, üstelik yıllar önce yaptığı şey için pişmandır. Ve ona bir teklifle gelir. Birkaç gün herkesten gizli bir birliktelik yaşayacaklardır. Sonra ise herkes kendi yoluna gidecektir. Masal önce bu işe karşı çıksa da ne zararı olacak ki diyerek kabul eder. Ancak birlikte geçirdikleri birkaç gün ikisinin de bütün hayatlarını değiştirecektir. Bu anlaşmayı biraz daha uzatmaya karar verirler. Ama Masal, adamın bütün uyarılarına rağmen Sedat’a aşık olmuştur. Başından kötü bir evlilik ve ayrılık geçen Sedat ise uzun soluklu bir birlikteliğe sıcak bakmamaktadır. Ta ki Masal’a kadar. Bütün benliği ile kendini genç adama kaptıran Masal ile geçmişte yaşadıkları yüzünden güven sorunları yaşayan Sedat bütün zorluklara rağmen bir araya gelebilecek midir? ‘Beklenmedik Anda’ romantik bir kurguda aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bir kitap. Masal ve arkadaş ekibi çok eğlenceliydi. Sedat ise tam bir kararsızlık ve güvensizlik abidesi. Gel gitleri, kendi içinde savaşları sonuna kadar devam etti. Masal’ı deli gibi sevmesine rağmen sürekli hatalar yaparak kızı üzmesi tipik bir erkek örneğiydi gerçekten. Okurken biraz kendisine saydırmış
Beklenmedik AndaTuğba Atıcı Coşar · Pukka Yayınları · 2025464 okunma
5/10
·256 syf.··
2025 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2025 13:07
Aşk, suç ve ceza gibi temaların işlendiği bir romandır. Ahmet Ümit'in ilk romandır. Bu kitapta kahramanımız Sedat’tır. Kitap Sedat Bey'in gözünden aktarılıyor. Ahmet Ümit'in ilk romanı olmasına karşın çok akıcı bir dili var. Çok beğenmedim. Polisiye çok severim ama bu kitabın sonunu tahmin ettiğim için çok fazla heyecan yaratmadı. Okunmayacak bir kitap değil. Eğer dolu sade akıcı kitaplari seviyorsanız bu kitap tam size göre. Bol kitaplı günler dilerim. Ahmet Ümit
1000Kitap
Sis ve GeceAhmet Ümit · Doğan Kitap · 199624,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·284 syf.··
2024 38. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 23 Aralık 2024 20:22
"Kürek çekmezken bile aklımı teknede tutmayı öğreten" cümlesiyle bir ithaf ile başlıyor kitap. Eylemde değilken aklımızı tutamıyoruz ânın içinde. Hatta çoğu zaman odaklanmamız gereken bir işte iken dahi zordur aklı sabit tutmak. Okudukça, öğrendikçe, yaşadıkça öğrenilebilir. Ama en önemlisi farkına vardıkça. Bunu hatırlatan bir dostun varlığı ise eminim paha biçilmez olur. Kitabın ilk sayfasına ithaf ile yerini alır. Stoacı düşünceye göre peşinden koşulması gereken en önemli şey erdemdir. Erdem insanın doğru bir yaşam sürmesi, aklını kullanarak doğaya uyumlu yaşam inşa etmesi ve ahlaklı olmasıdır. Mutluluğu erdeme bağlarlar. Doğaya uyumlu ve sadık olma kısmını Epiktetos şöyle ifade eder; Mutlu bir yaşam doğaya uygun yaşamak ve kendi üzerinde tam bir kontrol sahibi olmakla mümkündür. Bu bizi hemen Esmaül Hüsna'ya götürür. Bizim İhlas dediğimiz şey bunun çok daha üstünüdür. Stoacılara göre insanın tek kontrol edebileceği şey kendisidir; kendi düşünceleri, tavrı, tepkileri, duygularıdır. Bu sebeple en kıymetli olan şey, kendi iç aleminde erdemli ve ahlaklı bir birey olmaktır. Bu konunun bize bakan tarafı Kur'an-ı Kerim'de sıklıkla zikredilen Ulül Elbab kavramıdır; akıl sahipleri, temiz akıl, derin anlayış sahipleri. Kalben aklederek buluruz yolumuzu. Kendini bilen Rabbini bilir. İlk ayeti düşündüğümüzde "Oku" emri yalnızca bir okuma değil; insanı, kainatı, kitabı okumaktı. Ama bununla beraber kimi, neyi, nasıl okuyacağımız da bildiriyor Rabbimiz. Kendimizi tanıma yolculuğumuzda yol gösterici olarak "Rab" kendi olduğunu söylüyor. Öyle bir denklem, öyle bir terazi ki, bizi Yaratanı tanımadan kendimizi bulamayacağız ve bulamadan, yolda olmadan iç huzurumuzu yakalayamayacağız. Sayfalar ilerledikçe derinleşiyor konular. Tam o sırada Marcus Aurelius'un "insanı sev" öğüdünü
Güzel Yaşam KılavuzuWilliam Braxton Irvine · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022918 okunma
10/10
·391 syf.··
2024 7. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2024 23:50
Aylar oldu okuyalı, kaçıncı başlayışım bu yazıya bilmiyorum; yüreğimin kuyusuna öyle büyük bir taş attı ki bu kitap, kaç zaman geçti, varamadı bir türlü dibe.. Türk askerinin, 1993-1995 yılları arasında Hakkari’de, vatanı bölmek isteyen terör örgütü PKK’ya karşı, Osman Paşa liderliğinde kahramanca gerçekleştirdikleri mücadelesini konu edinen başyapıttır. Cümlelerimizin kâfi olmadığı, yazılması için kalemin Türk askerine verildiği bir destandır. 20-21 yaşlarındaki çocukların yılmadan, yıkılmadan daima dik duruşlarıdır. Tek bir şikayet etmeden her zorluğa göğüs germeleridir. Yara bere içindeki ayaklarının durumunu komutanlarınlarından gizlemeleridir. Çelik gibi bir irade ile en dik tepelere ve en sarp kayalara tırmanışlarıdır. Soğuk ve kış ile ahbap oluşlarıdır. Yüreklerine durmadan yağan tutkudur, sevgidir, sevdadır, vatan aşkıdır… Gözlerinin vatandan başka şey görmemesi, yüreklerinin vatandan başka şey için atmamasıdır. Oğullarını vatanın ücra köşesine ölüme gönderen anne ve babalardaki sükut ve sebattır… . İsimlerini unuttum okuduktan sonraki süre içinde, vallahi de billahi de unuttum. Ama yurdun bir köşesinde sessiz sedâsız yazdıkları o destanı unutmadım, yüksek rakımların sert ayazında çarpan sımsıcak yüreklerini unutmadım, evlâdının birini cennete uğurladığı hâlde; ‘Bir evlâdım daha olsa, vatanıma fedâ olsa Paşam..’ diyen babaları unutmadım, ‘bizi merak etmeyin’ diye röportaj veren, yılbaşı arefesinde tüm Türkiye’nin içini ferahlatmaya çabalayan, içinde kor alevler yanarken, ülkesine zemzem olan askerimi unutmadım, dağ başı yalnızlıklarına merhem olan türküleri unutmadım; örgüte karışmış ve içli dışlı olup kördüğüm haline gelmiş Hakkari halkını da, turistik bir ziyarete gelir gibi öylesine orada bulunan siyasileri ve Pamukoğlu’na varlıkları ile kararları ile
Alıntı
Unutulanlar Dışında Yeni Bir Şey YokOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 20241,703 okunma
Rüya Tabirleri ve Rüya İlmi
Puan vermedi·224 syf.··
2024 116. kitabı
Kıyamet yaklaştığında, müslümanın rüyası hemen hemen yalan çıkmaz. Rüyası en sadık olan da sözü en doğru olandır. Müslümanın rüyası Nübüvvetin kırkbeş cüz'ünden biridir. Rüya üçtür: Salih rüya ki, Bu Allah'dan bir müjdedir. Hüzün veren rüya ki, bu da şeytandandır. Ve bir de kişinin kendi nefsinin ilka ettiği rüyadır. Biriniz hoşuna gitmeyen bir rüya gördüğünde kalksın ve (sol tarafına) tükürsün. Ve onu başkalarına anlatmasın. Rüyada bağlı olmaktan sevin. Zira rüyada bağ, dinde sebattır. Lakin boynundaki demir bağdan hoşlanma. (Zira bu ağır yüke delalet eder.) Ravi: Hz. Ebû Hüreyre (r.a.) Sayfa: 33 / No: 8 Ramuz El-Ehadis
Rüya
Rüya PsikolojisiAkif Manaf · Az Kitap Yayınları · 20236 okunma
Aşk Yok Etmiyorsa Zaten Yoktur
7/10
·224 syf.··
2024 13. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2024 14:25
Herkesin bir derdi vardır bazıları geçer, bazıları geçmez; bazıları anlatılır, bazıları anlatılmaz. Biraz yağmurun biraz da hüznün düştüğü gecelerde meselenin sevmek değil, güzel sevebilmek olduğunu anlamaktır mühim olan ve çekilen acılara verilmesi gereken tepkilerin adıdır eyvallah. Son derece anlaşılır ve açık bir anlatıma sahip olan Eyvallah 1 yazarın Fesleğen'ine yazmış olduğu şiir ve mektuplara da yer vererek zenginleştirilmiş bir içeriğe sahip ancak Hikmet Anıl Öztekin günlük hayatın olağan akışına kitapta gereğinden fazla yer vermiş ve kendi hayatındaki kitap yazma serüvenini oldukça fazla anlatarak duygu yoğunluklu şiir ve mektup beklentilerini maalesef ki yeterince karşılayamadığını düşünüyorum. Aşka ve hüzne dair konuşmak gerekirse şayet yıkımın temel sebebinin beklentilerimiz olduğunu söylememiz çok da yanlış olmaz çünkü acıların en büyüğü gitmeleri değil, sanki bir gün geri gelecekmiş gibi gitmeleri olur. Bu nedenledir ki herkes yüreği kadar sever bu dünyada lâkin birini sorgusuz, sualsiz bir ömür sevebilecek kadar geniş bir oda yoktur yüreklerinde ve kalabalıklar çekip gittiğinde değil, sadece biri gittiğinde ölür insan yalnızlıktan. Çünkü derdin varsa bölüştüğün, ağlasan gözyaşını silen insanlar duygularına ortak olmayı başaran nadir insanlardır. Bazen okuduğun kitabı okuyan birini görsen, gurbette hemşerini görmüş gibi muhabbet edesin gelir. Soru sorsan cevap verir ve aldığın cevap yüreğini serinletir. İnsanları birbiri için özel kılan da ortak değerlerinin olması değil midir zaten? Ancak tanıdıkça anlarsın insanların değerlerinin eksildiğini ve üşümeye başlarsın kalabalıklar arasında ama bize lâzım olan sarılacak yorganlar değil, sarınacak yüreklerdir her daim. Muhabbetine her dem talip olduğu derttaşı görünce insan, yılların sürgününden yurda dönmüş izlenimi verir
Edebiyat
Eyvallah 1Hikmet Anıl Öztekin · Hayy Kitap · 201712,4bin okunma