Bir ilişkinin üstüne üçüncü bir insanın gölgesi vurduğunda, o ilişki kararmıyor, tam aksine birden aydınlanıyor, o güne kadar görünmeyen, fark edilmeyen birçok sıyrık, çizgi, onarılmadan bırakılmış çatlak, sert ve üzücü bir ışığın altında ortaya çıkıyordu.
Bu kitap tam olarak biz neden kitap okuruz sorusuna cevap vermemizi sağlıyor.
Bu güzel eser kitap okuyan insanları 3 e ayırmış durumda. İlk olarak kitapları gösteriş için alıp okuyanlar. İkincisi fazla vakit harcamayıp kısa kitap yada özet okuyanlar. Üçüncüsü ise yayın evlerinin kendi çıkarları için yaptıkları pazarlama şekli soncunda kitap okuyanlar.
Bu üç tür deki insanların tabi ki kendine göre doğruları, kendine göre şartları var ancak sadece popüler kitapları okumak, sadece kitabı okumuş için okumuş olmak yada yazara saygısızlık yaparak kitabın aslından oldukça uzaklaşılmış kısaltmaları yada özetleri okumak bana göre okuyan kişiye kesinlikle hiçbir fayda sağlamaz.
Özellikle yazara haksızlık yapılıp kitapların kısaltılmasına oldukça karşıyım. Yazarın emekler verip yarattığı bir eseri kısaltılmasını kimsenin görevi olarak görmüyorum. Oldukça büyük bir haksızlık gibi geliyor bana.
Son olarak eser oldukça yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış. Kesinlikle okumanız gereken bir eser.
"Bu ruh halini hiç yitirme. Haksızlıklarla dolu bir dünyada yaşam sürdürebilmek için en önemli silah, mantık ya da kol gücü değildir."
"Mizahtır, değil mi?"