"Istanbul sâkinlerinin kahir ekseriyetinin Boğaz'la, denizle irtibâtı ya zayıf ya da tamâmen kopuk. Oysa Boğazın serin sularına nâzır her iki yakası nice güzellikleri sînesinde barındırır. Dünyâda denizle bu kadar içli dışlı olup da onun imkânlarından, güzelliklerinden yeterince istifade edilemeyen/ettirilmeyen başka bir şehir, hatta başka bir ülke var mıdır bilmiyorum.."
Attila İlhan sormuştu değil mi, Bu şehir o eski İstanbul mudur? Elbette değildi. Zamanın eli değiyordu her yere...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Giderek atomize olan şehir hayatından, mahalleden kendi evine çekilen bireyle karşı karşıyayız. İnsanlar evlerinin içinde dahi yalnız. Herkes kendi odasında, kendi eğlence âletiyle meşgul; kimi televizyon seyrediyor, kimi bilgisayarıyla oynuyor. O yalnızlıkta insana kutup yıldızı gibi yol gösterecek, yalnızlık duygusunu giderecek tek şey, varlığın temel nedenini fark etmek ve Cenab-ı Hakk'ın varlığını tüm hücrelerine kadar hissetmektir
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Tarih, her şeyden önce, o mirasın yaratılması ve kayıtla­ra geçirilmesidir; gelişme, o mirasın artan bolluğu, muhafaza edilmesi, iletilmesi ve kullanılmasıdır. Tarihi, insanoğlunun sadece ahmaklıklarının ve suçlarının hatırlatılmasını ikaz eden biri olarak değil, çoğaltıcı ve doğurucu ruhların hatırlatılmasınm cesaret verici olduğunu söylemek için inceleyenler indinde, mazi, ümitsizliğe düşürücü, dehşet uyandırıcı hâdiselerin teşhir edildiği bir salon olmaktan çıkar, semavî bir şehir, bin evliyanın, devlet adamlarının, mucitlerin, ilim adamlarının, sanatkârların, müzisyenlerin, âşıkların, ve filo­zofların hâlâ içinde yaşadıkları, konuştukları, öğrettikleri, yonttukları ve şarkı söyledikleri büyük bir ülke olur. Tarihçi, beşerî varoluşta, insanoğlunun ona verdiğinden başka bir mânâ göremediği için yas tutmaz; bizim gururumuz şu olsun ki, biz kendimiz hayatımıza bir mâna, ve bazen ölümün de ötesine geçebilecek bir önem verebiliriz. Eğer insanoğlu ta­lihli ise, ölmeden önce, kendi medenî mirasını mümkün oldu­ğu kadar toplayacak ve çocuklarına transfer edecektir. Ve son nefesinde, bu tükenmez mirasın, bizi besleyen annemiz ve devamlı hayatımız olduğunu bildiğinden, minnettarlık du­yacaktır.
Bir şehir kalp ve akıl ile yaşamaya devam edebilirdi ancak. Şehirlerin de aklı, kalbi ve ruhu olurdu, görmek isteyenler için elbette. Taş ü topraktır zahiri yoksa.
Sayfa 34
Alıntı
Bilmem böyle bir kırgınlığım var . Her yer bana boş, hüzünlü geliyor . Yeryüzü bana eskimiş görünüyor , her yeri toz kaplamış .
Sayfa 207·Kitabı okudu