Puan vermedi·191 syf.··
2026 22. kitabı
Bazı kitaplar olaylarıyla değil, yaşattığı deneyimle akılda kalır. Yol da tam olarak böyle bir eser. Jack London bu kitapta bize bir kurgu kahramanının hikâyesini değil, gençlik yıllarında yaşadığı zorlu hayatı anlatıyor. Trenlere kaçak binerek şehir şehir dolaşan, açlıkla mücadele eden, zaman zaman hapse düşen bir gencin gözünden Amerika’nın görünmeyen yüzünü okuyoruz. Kitabın en güçlü yanı, yoksulluğu ve hayatta kalma mücadelesini romantikleştirmeden anlatması. Özgürlük fikri ilk başta çekici görünse de London, bu özgürlüğün bedelini de açıkça gösteriyor. Açlık, yalnızlık, dışlanmışlık ve belirsizlik satır aralarında sürekli hissediliyor. Ancak kitabın klasik bir roman gibi ilerlememesi herkese hitap etmeyebilir. Bir olay örgüsünden çok anılar ve gözlemler üzerine kurulu olduğu için zaman zaman temposu düşebiliyor. Buna rağmen Jack London’ın samimi anlatımı ve gözlem gücü kitabı değerli kılıyor. Yol, macera kitabından çok bir yaşam tanıklığı. Yazarın dünya görüşünü ve eserlerinin arkasındaki hayatı anlamak isteyenler için önemli bir okuma.
YolJack London · Karbon Kitaplar · 20204,483 okunma
9/10
·752 syf.··
Beğendi
·
2026 69. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 10:30
Ay başında okumaya başladığım serinin son kitaydı. Nobel Ödüllü Doris Lessing’in yarı otobiyografik beş kitaplık "Şiddetin Çocukları" serisinin son eseri olan Dört Kapılı Şehir, ana karakter Martha Quest'in gözünden İkinci Dünya Savaşı sonrası Londra'sındaki toplumsal değişimleri, psikolojik arayışları ve distopik bir geleceği işler. Hikaye, Martha'nın yeni bir hayat umuduyla Afrika'dan ayrılarak İngiltere'ye yerleşmesiyle başlar. Savaştan çıkmış Londra'da sosyalist ve entelektüel çevrelerle etkileşime giren Martha, bir ailenin evinde çalışmaya başlayarak hayatını Londra'nın kaosu içinde yeniden şekillendirir. Roman; Soğuk Savaş endişelerini, kadının toplumdaki yerini, akıl hastalıklarını ve zihinsel uyanış süreçlerini derinlemesine inceler. İlerleyen kısımlarda ise nükleer bir felaket sonrası Britanya'nın çöküşünü ve gelecekteki distopik bir dönemi resmeder. Muhteşem bir okumaydı gönülden tavsiyemdir. Doris Lessing
Dört Kapılı ŞehirDoris Lessing · Everest Yayınları · 20251 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 07:14
𝗦𝗮𝗱𝗲𝗰𝗲 𝘀𝗲𝗻 𝘃𝗲 𝗯𝗲𝗻, 𝗮𝘆𝗻ı 𝘁𝗮𝗿𝗮𝗳𝘁𝗮... 𝗕ü𝘁ü𝗻 𝗞ö𝘁ü𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 Ş𝗲𝗵𝗿𝗶 𝗸𝗮𝗿şı𝗺ı𝘇𝗱𝗮 𝗼𝗹𝘀𝗮 𝗯𝗶𝗹𝗲. ━━━━━━━ Spoiler içerir!! Kitap, başkarakter Yekta’nın bir ceset başında, elleri kan içinde ve hiçbir şey hatırlamadan uyanmasıyla başlıyor. Suçunu tam olarak bilememesi nedeniyle “Kötülerin Şehri” olarak bilinen ada hapishanesine, gri mahkum formasıyla gönderiliyor. Hikâye buradan itibaren hız kazanıyor. Kötülerin Şehri nedir? 2021 yılında Türkiye’de kurulan Ada hapishaneleri sisteminin bir parçası olan bu yer, 18–30 yaş arası mahkumların gönderildiği izole adalardan oluşuyor. Ama buraya “hapishane” demek biraz hafif kalıyor; resmen suçlular için kurulmuş ayrı bir toplum gibi. Şehir dışındaki suç oranını düşürmek amacıyla tasarlanmış bu sistem, ironik bir şekilde mahkumların bile oradan çıkmak istemediği bir düzene dönüşmüş. Ada, suç türlerine göre beş bölgeye ayrılmış: ayrılmış: #Kırmızı Bölge (Dolandırıcılar ve hırsızlar) – Öncü: Amber #Mavi Bölge (Şiddet suçluları) – Öncü: Mirza #Siyah Bölge (Katiller) – Öncü: Kunter #Yeşil Bölge (Kaçakçılar) – Öncü: Giray #Sarı Bölge (Cinsel istismarcılar) – Hiçbir sarı uzun yaşamıyor; adaya düştüğünde meydanda idam ediliyorlar. #Gri ise suçu kanıtlanmamış veya muallak olanlar için. Gri’ler istediği bölgeye geçiş yapabiliyor Yekta, hafızasını kaybetmiş bir gri olarak adaya düştüğü için herkesin ilgisini çekiyor. Özellikle Kunter’in onu elde etmek için her şeyi yapması, hikâyeye ciddi bir gerilim katıyor. Diğer karakterler hakkında şunu söyleyebilirim , En sevdiğim karakter kesinlikle Kunter oldu. En ısınamadığım ve yapmacık gelen Asıl ve gıcık kaptığım Öncüsü Amber. Giray,Mirza, Sinan, Devin ve arkadaşlarını da sevdim diyebilirim. Sarah'ın ölümüne üzüldüm. Kitabın sonunda Yekta’nın hafızası geri gelir ve aslında suçsuz olduğu ortaya çıkar. Ancak bu
1000Kitap
Veyl - Kötülerin ŞehriFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025498 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 14. kitabı
Machiavelli’nin yaşadığı dönemde İtalya küçük şehir devletlerine bölünmüş, savaşlar ve entrikalar eksik olmuyordu. Bu nedenle kitap, ideal bir devlet tasarlamaktan çok gerçek dünyadaki iktidar mücadelelerini anlamaya çalışır. Kitap ahlakı değil, gücü ve siyasetin gerçeklerini inceler. Bu yüzden bazıları Machiavelli’yi acımasız bulurken, bazıları onu siyaseti olduğu gibi anlatan dürüst bir düşünür olarak görür.
PrensNiccolo Machiavelli · Remzi Kitabevi · 201920,4bin okunma
10/10
·508 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
️ Seçkinler- Can GÖZEK Tek kelimeyle efsane bir kitapla geldim. İçinde; örgütlerin, masumların, kurbanların, kölelerin, şeytanlaşmış insanların, çeşit çeşit ayinlerin bulunduğu bir kitapla. Her köşesinden beklenmedik gerçekler çıkıyor, adeta sizi dünyasına hapsediyordu. Kitabı nefessiz şekilde okudum. Hayal dünyamın sınırlarında gezindim. Kitabın mükemmelliği yetmezmiş gibi finali muazzam bir gerçeklikle bitirilmişti. İkinci kitabını dört gözle bekleyeceğim. An itibariyle dakika sayıyorum. Gelelim, yazarın kalemine, sade ve akıcıydı. Yeri geldiğinde yapılan betimlemeler sıkmadan olaylara bağlı kalacak şekilde ayarlanmıştı. Bu yüzden okurken sıkılmadım, çok eğlendim. Güneş karakteri en sevdiğim karakter oldu. Onun haricinde her karakterde kendimden bir şeyler bulduğum oldu. Hepsi titizlikle düşünülmüştü. En masum karakter kesinlikle Alp'ti. En nefret ettiğimde sanırım Levent. Adamın adını duyunca bile kendimi kaybediyorum. Akay ailesinde, herkes birbirinin kuyusunu kazıyor, hatta öyle ki aile demeye bin şahit isterdi. Deneyler, denek çocuklar, korkunç zehirli sıvılar; büyük, görkemli bir ailenin gücü altında paravan ediliyordu. Akaylar namı değer Gümüşkuyu'nun en güçlü ve en asil ailesi, şeytana tapan bir tarikatta gözlerini ölümler bürümüş kusursuz görünen örgüt üyeleri... İnsanlığın acımasızlığını, korkunçluğunu, vicdansızlığını apaçık ortaya koyan bir kitaptı. Kitapta tek eksik şey, gerçek olaylardan esinlenmiştir yazısı, kitap o kadar gerçekçiydi ki, Allah sizi bildiği gibi yapsın dedim çoğu yerde. Nefreti iliklerime kadar hissettim. Her şey bir yana, isimler de çok özenle seçilmişti. Şehir isimleri, karakter isimleri çok özeldi. Çiftler de özenle oluşturulmuştu. Sadece romantikliğin bir tutam daha fazla olması taraftarı olarak, Çağın ve Güneş aşkının biraz daha
SeçkinlerCan Gözek · Kaktüs Sanat Yayınevi · 20266 okunma
Bavulda Biriken Kelimeler ve 'Ferhanca' Bir Göçebelik
Puan vermedi·330 syf.··
2026 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 18:34
Eğer benim gibi iflah olmaz bir Ferhan Şensoy hayranıysanız, onun dünyasında hiçbir nesnenin sadece bir nesne olmadığını zaten bilirsiniz. Bir daktilo sadece yazı yazmaz onun dünyasında; tıkırdadıkça ömürden harfler döker. Bir bavul sadece kıyafet taşımaz; içine sığdırılmış koca bir yaşamı, hayal kırıklıklarını ve bitmeyen göçebeliği sürükler peşinden. Oteller Kitabı da tam olarak böyle bir yolculuk. Usta bizi şehir şehir, otel otel, oda oda gezdirirken, aslında o loş ışıklı koridorlarda insanın kendi içsel sürgününü yüzüne vuruyor. Arka planda hep o bildiğimiz zarif, incelikli hüzün geziniyor ama öyle ağlak bir yerden değil; tam Şensoyvari, hayata bıyık altından gülümseyen bir yerden. Dilimize kazandırdığı o benzersiz kelime oyunları, cümlelerin o kendine has ritmi bu kitapta da tam gaz, eksilmeden devam ediyor. Kendini hiçbir yere ait hissetmeyenlerin, yolda olmayı evde oturmaya tercih edenlerin ve kelimelerin o büyülü gücüne fena halde inananların dönüp dönüp okuması gereken bir başucu serüveni bu. Ama bu kitapta beni asıl vuran şey başka: Ustanın o zekice, keskin gözlemleri... Özellikle kadınlarla ilgili o şahane betimlemeleri, duygularını ifade edişindeki o fütursuz çıplaklık ve sarsıcı samimiyet... İnsanın içine işliyor. Hiçbir maskeye sığınmadan, olduğu gibi, çırılçıplak anlatıyor sevmeyi de, yalnızlığı da. Velhasıl kelam; bavulu toplama vaktidir, yolumuz yine Şensoy’un odalarına düşüyor.
Oteller KitabıFerhan Şensoy · Ortaoyuncular Yayınları · 2018493 okunma