Elveda Ya Şehr-i Ramazan
Söyle. Kalbinin üzerinden geçiyorken her şey. Sen kalbinin altında kal ve hecele. Çünkü dua ve aşk "bir daha" değildir. Hep yenidendir.
Sayfa 213·Kitabı okudu
Hayata Dair
Ah Kudüs! İstanbul benim mekânım, payitahtım; Medine sevgilim; Mekke Kâbem; Şam ilk gözağrım. Sen ise, feleğin çemberinden geçmiş, nice peygamberler görmüş, nice sultanlarla yatmış kalkmış; yıpranmış, yaşlanmış, ama mihrabı yerinde kalmış bir şehr-i kadîmsin. İşte sana “Şam” kapısından giriyorum. Beni de koynuna almaya tenezzül eder misin?
Sayfa 274·Kitabı okudu
Reklam
Meclisün görse melek-çihrelerin vâ'iz-i şehr Cenneti anmaz idi hûrî vü gılmânlar ile
İstanbul'un yeniden inşasında esas rolü, bütün Osmanlı şehirlerinin kuruluşunda ve gelişmesinde olduğu gibi, vakıf müessesesi oynamıştır. Bugün devlete ait birçok kamu hizmetlerini, yani halka açık binalar, ibadet, ticâret yerleri, seyyahları barındıracak imâretler, çeşme ve hamamlar, köprüler, mektep ve hastaneler inşası ve idamesi işini, vakıf müessesesi yerine getirmekte idi. Osmanlı Devleti'nin kamu hizmetleri fikrinden uzak olduğu, yalnız tebaayı istismar fikrine bağlandığı iddiası tamamıyla yanlıştır. Reâyanın refahı bir din vazifesi olarak benimsenmiştir. Fâtih'in kendi vakfiyesinde şunlar yazılıdır: Hüner bir şehr bünyâd etmektir; Reâyâ kalbin âbâd etmektir. Osmanlı Devleti, vakıf müessesesini bu doğrultuda en ziyade geliştirmiş bir İslâm devleti sayılabilir. Devlet bütçesinden 1528'de vakıf ve mülklere ayrılan para genel gelirin yüzde 16'sını alıyordu.
Sayfa 125 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Ebubekir İbnü'l-Arabî de Şehr b. Huşeb’den bir hadis aktarmaktadır: "En kolay ölüm, pamuk içindeki çengele benzer. Çengeli çektiğinizde muhakkak çengelle birlikte biraz pamuk gelir."
Nice rahm eylesün ol nâzenîn-i şehr-i 'izz ü nâz Kulağına irişmez nâle vü efgânumuz vardur
Reklam
Reklam