Halife, ayrıca Sultan Tuğrul'u "Doğu ve Batı (Dünya)'nın hükümdarı (Melikül-Maşrık vel- Mağrıb), Halifenin ortağı (Kasîmu Emîrilmü'minin) ve Dinin Temeli (Rüknüddin)" lakaplarıyla lakaplandırdı (Ocak 1058). Böylece düzenlenen bu törenle Selçuklu sultanı Tuğrul Bey, resmen halifeden İslâm âleminin hâkimiyetini, maddî kudret ve kuvvetini eline aldığı gibi, temsil yetkisini de kazanmıştır. Böylece Abbasî halifesi, sadece İslâm âleminin dinî lideri olarak kalmış oluyordu.
Sayfa 55
1000Kitap
Bütün tarihimiz boyunca bir hanedan kanunumuzun bulunmayışı, ölen kağandan sonra başa kimin geçeceğinin bir türlü tesbit edilemeyişi gibi millî bir kusur yüzünden doğan prenslerin taht kavgaları nihayet, devletin, hane-danın ortak malı olduğu prensibini doğurur. Böylelikle bazen büyük devlette birkaç imparator birden hüküm sürmekte, fakat bir tanesi, ismen bile olsa ötekilerinin büyüğü, metbuu tanınmaktadır. Bunu, merkeziyetsizliğin hâkim olduğu Gök Türk, Karahanlı, Selçuklu ve Çengizli çağlarında görürüz. Aslında devlet tektir. Hatta birbiriyle çarpışan iki Türk devletinden bile biri, ötekinin daha büyük ve aslî devlet olduğunu tanımaktadır. Osmanlılar'dan İkinci Murad çağında yazılan "takvim" şeklindeki bir tarihte Müslüman olmayan Cengiz, Ögedey, Güyük, Mengü ve Hülegü'nün rahmetle anılması Türklerdeki tek devlet prensibinin ifa-desidir. Çarpışanlar "devletler" değil, "hanedanlar"dır. Bu sebeple Selçuk Hanedanı'nın Anadolu'da hüküm süren kısmına Türkiye Selçukluları deyip onu ayrı ve bağımsız bir devlet saymak büyük yanlıştır. Anadolu Sel-çukluları, Başkent Merv, Rey veya Isfahan'dan idare olu-nan büyük imparatorluğun büyük bir eyaletidir. Devlet, hanedanın ortak malı olduğu için bu devletin bir bölü-münün başındadırlar ve ana devletteki imparatoru metbu tanımışlardır. İlhanlılar'ın Anadolu'ya hâkim olmaları da büyük devletteki bir hanedan değişikliği olayıdır. Karaman beğlerinin İlhanlılarla çarpışması yabancı bir müstevliye karşı millî bir ayaklanma değil, Almanya tarihinde de örneklerini gördüğümüz bir küçük hükümdarın ihtiras ve nüfuz hareketidir. Aynı Karamanlılar, aynı şekildeki hareketleri Osmanlılar'a karşı da yapmışlar, Osmanlı-Ka-raman vuruşması pek kanlı ve çirkin safhalar göstermiştir. Osmanlılar Kırım'a, bir aralık Kazan'a da hâkim olmuşlar, fakat
Sayfa 364 - 365 Ötüken, 1972·Kitabı okuyor
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
5. Büyük Türk Muhacereti ve Selçuk Hakimiyeti (182. sayfa vd)
Orta Asya’dan aşan nüfus akımları devam ediyordu. Selçuk Devleti’nin kuruluşundan birkaç yıl sonra m.1048 (h.438), senesinde “Tibet tarafından sayısız bir Türk Halkı” Karahanlılar hududuna gelmiştir ki bu hareketle Şark Türkleri’nin ve Kıtayların baskısı ile vuku buluyordu. Nitekim XII asır ortalarında, Kara-hitaylılar, Yedi-su bölgesini işgal edecek Karluk ve Yağma Türkleri ile birlikte Maveraünnehre doğru ilerliyordu. Şamani Türk ve Moğol istilalarına karşı, Karahanlılar Türk-İslam Dünyası’nın büyük muhacerete katılarak İslam Ülkesi’ne geliyorlardı. Selçukluların etrafında toplanan Müslüman Oğuzlar önce kendi Şamani Yabguları ile sonra da Karahanlı ve Gazneliler arasında yurt aramakla ve onlarla mücadele etmekle uğraşıyor; muhaceret ceryanı da onları gittikçe İslam ülkelerine doğru itiyordu. Müslüman Oğuz göçlerinin iltihakı ile de bu muhaceret artık bir sel halini alıyor ve onları durmak mümkün olamıyordu. 1040 yılında kurulan Selçuklu İmparatorluğu’nda Büyük Oğuz Kavmi’nin tamamiyle göçmesi sayesinde İslam Dünyası’nda kudret ve hakimiyet kazanmıştı. Esasen bu devletin kuruluşunda Türkmenleri teşvik ediyor ve insan dalgaları ardı kesilmeyen bir akın halini alıyordu.
Sayfa 182 - Ötüken Yayınları, 2008, İstanbul·Kitabı okuyor
Tarih
Emevî ve Abbasî devrinde, Anadolu'nun ve özellikle İstanbul'un fethi amacıyla yapılan girişimler, Bizans'ın şiddetle direnişi sebebiyle başarılı olamamış ve dolayısıyla Anadolu'nun fethi de gerçekleşememişti. Fakat bir yüzyıl sonra, kuruluşundan itibaren, eski ruh ve kudretini kaybeden İslâm âleminin, taze ve diri kuvveti olarak, bütün yükünü üzerinde taşıyan Selçuklu devleti, daha önceleri başarılamayan Anadolu'nun fethi görevini üzerine alıp başarıyla sonuçlandıracaktır.
Sayfa 43
1000Kitap
Tarsus, Anadolu fatihlerinden meşhur "Kutlamış"in") oğlu olup Anadolu Selçukluları'nın ilki sayılan "Süley-manşah" tarafından 1082'de fetholunmuştur. Kasım Gülek bunu öğrensin ve cidden bu vatanın evlâdı ise şu Yahudi Paulus'u bırakarak 11 yıl sonra 900. yıl dönümü gelecek olan Tarsus fethi için şimdiden bir dernek kur-sun. Turizm Bakanlığı, Tarih Kurumu, Selçuklu Tarihi Enstitüsü gibi kuruluşların da yardımını sağlayarak Tarsus'a büyük bir anıt kazandırsın. Tarsus imar olunsun. Maksat turistlere bir şey göstermekse onlara Paulus Yahudisinin kim bilir hangi basillerle dolu kuyusu değil, Türk kahramanı Süleymanşah'ın anıtı gösterilsin.
Sayfa 359 - Ötüken, 1971·Kitabı okuyor
Türk tarihi bir bütündür. "Devlet" denilen nesneler ayrı hükümdarlar, hanedanlardır. Böyle olunca 16 Türk devleti masalı kendiliğinden yıkılır ve birbirinin devamı olan hanedanlarla Türk tarihindeki birlik karşımızda parıldar. Türk tarihinin devletler adı altında parçalara bölün-mesinin millî psikoloji üzerindeki yıkıcı tesirini kimse düşünmüyor. Mazideki millî devamlılığa inanmayan kimsenin bugünkü millî devamlılıktan da ümitsiz olacağı hesaba katılmıyor. Halbuki biraz mantık ve anlayış sahibi olanlar Türk tarihinin aralıksız bir bütün olduğunu kendiliğinden kavrayabilir. Türkiye Cumhuriyeti gökten zembille inmemiştir. Osmanlı İmparatorluğu'nun devamıdır. Osmanlı İmpara-torluğu, İlhanlı Devleti'nin uç beyliğinden doğmuştur; demek ki onun devamıdır. İlhanlı Devleti Anadolu'daki Selçuklu devletinin devamıdır. Anadolu'daki Selçuklu devleti ile Batı Türkistan ve İran'daki Harzemşahlar Devleti Büyük Selçuklu Devleti'nin devamıdır. Büyük Selçuklu Devleti Karahanlılar'ın, Karahanlılar Uygur-lar'ın, Uygurlar Gök Türklerin, Gök Türkler Aparlar'ın, Aparlar Siyenpiler'in, Siyenpiler Kunlar'ın devamıdır.
Sayfa 341 - 342 Ötüken 1969·Kitabı okuyor