Çağrı Bey, burada pek fazla kalmayarak Azerbaycan üzerinden Doğu-Anadolu sınırlarını aşıp Van Gölü havzasına girdi. İlk olarak Anadolu'ya, giren, özellikle Ermeni kaynaklarında vasıflandığı üzere, "Mızrak, ok ve yaydan oluşan silâhları çekili, beli kemerli, uzun ve örülü saçlı, rüzgâr gibi uçan Türk atlıları" karşısında Bizans komutanı Senekerim'in gönderdiği kuvvetler, "Yağmur gibi atılan oklar" karşısında kesin bir yenilgiye uğradılar.
Tuğrul ve Çağrı Beyler'e bağlı olan Oğuzlara Selçuklular, Arslan'a bağlı olanlara Yabgulular ve Yusuf Yınal'a bağlı olanlara da Yınallılar adı verilmiştir.
Selçuk Bey ile güçlenen Oğuzlar, Selçuklu İmparatorluğu'nu kurdular. Dalgalar halinde Ön Asya'ya gelerek, çok sayıda devlet, beylik ve nihayet Osmanlı İmparatorluğu'nu meydana getirdiler.
Selçuk, bir süre sonra Kınık boyu ilerigelenleriyle bir toplantı yaparak içinde bulundukları şartları müzakere edip değerlendirdi ve onlara "Biz, göç edip yerleştiğimiz bu ülkede hâkim din haline gelen İslâmiyeti kabul etmek zorundayız, aksi takdirde bir devlet halinde büyüyüp gelişemeyiz, önemsiz küçük bir kitle olarak yaşamaya mahrum oluruz" dedi. Böylece Selçuk, içinde bulundukları siyasal ve sosyal ortamı ne kadar iyi anlamış ve ileri görüşlü bir lider olduğunu göstermiştir. Uzun müzakerelerden sonra Selçuk, kaynaklarda adı belirtilmeyen bir şehrin valisine bir heyet göndererek "kendilerine İslâm dinini öğretecek bir din bilgini (fakih) göndermesini" bildirdi. Böylece Selçuk ve beraberindeki Oğuzlar, Gök Tanrı dininden (Kam, Şaman) ayrılıp İslâmiyeti kabul ettiler.