“Hiç kimse intihara karar vermez. İntihar bazılarına mahsustur. Onların yaradılışında vardır. Herkesin yazgısı alnına yazılmıştır. İntihar da bazı kimselerle birlikte doğmuştur. Ben, yaşamı sürekli alaya aldım. Dünya, tüm insanlar; gözümde bir oyuncak, bir daha uyanmamak istiyorum. Rüya da görmek istemiyorum.” diyen Sadık Hidayet, Kör Baykuş kitabında da bu içerikte bir öykü konu alıyor. Roman kahramanının; zaman ve mekandan bağımsız, düş ve sayıklamalarından oluşuyor. Baba, amca, arabacı, mezarcı, ihtiyar hurdacı ile genç kız, bayader, roman kahramanının eşinden bahsediliyor. Kitabın sonundaki Bozorg Alevi (Sadık Hidayet’in yakın arkadaşı) değerlendirmesinde bunların aslında iki kişi olduğundan bahsetmiş; roman kahramanı ve eşi. Bu kadının ideali temsil ettiğini, erişilemez bir şey olduğunu, ancak cinayette ve çarpıtılmış görüntüsünde yaklaşabileceğimizi vurgulamış.
Okurken daha çok kahramanın anlam arayışı, değer yargılarına, güzellemelere eleştirel bakış açısı, varoluşunu sorgulaması ve ölüme dair güzellemelerden oluştuğunu düşündüm. Kahramanın acısını iliklerime kadar hissettim. Ölümle ilgili yazdıkları, insana tokat gibi çarpar nitelikte idi.
Diğer taraftan kısa olmasına rağmen bu umutsuz tema içinde çok zorlandığım, devam etmekte kararsız kaldığım da oldu.
Farklı zamanlarda, farklı olaylardan sonra, farklı kişilerde bambaşka anlamlar oluşturabilecek bir roman.
Keyifli okumalar