Tahmini Okuma Süresi:
8 sa. 47 dk.
Sayfa Sayısı:
310
Basım Tarihi:
1997
İlk Yayın Tarihi:
1908
Yayınevi:
MEB Yayınları
Orijinal Adı:
Benoni
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·309 syf.··
2022 3. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2022 09:16
Takdir görme çabası, zengin olma isteği, aşık olma arzusu, ticaretin cilveleri, arkadaş kazığı, bunların hepsinin bir arada olması ilk bakışta akla klasik bir Türk filmini getirebilir. Ama bu sefer bu yazılanların hepsini kaleme alan Norveçli bir yazar. Kitap kendi halinde sessizce esen bir meltem gibi; yazar, olayları yüzünüze bir tokat gibi çarpmıyor, hafif bir esinti şeklinde akıp gitmesini izin veriyor. Çevirisinin Behçet Necatigil tarafından yapılmış olduğu da göz önüne alınınca okuması keyifli bir kitap ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Dip not: Benoni'nin bu kitaptan sonra neler yaptığınızı merak ediyorsanız, yazarın bir diğer kitabı olan Rosa'yı da okuma listenize dahil edebilirsiniz.
1000Kitap
BenoniKnut Hamsun · MEB Yayınları · 1997462 okunma
Puan vermedi·309 syf.··
2022 7. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2022 20:40
Genel anlamda Benoni’ nin başrolde olduğu, kasabadaki insanların hikayesi bu roman. Norveç’ in sahil kasabasının doğası, denizi, sahili, ormanları arka fonda çok güzel bir şekilde betimleniyor. Ön planda ise Benoni’ nin maddi durumuna göre hem kendi hem kasabadakilerin davranışlarının nasıl değiştiğini, aşk ve iş hayatındaki iniş çıkışlarını, insanlarla ilişkilerini okuyoruz. İlk sayfalardan itibaren roman karakterinin “eller ne der ne düşünür” diye bir hayat yaşadığını, yoklukta da kuyruğu dik tutmaya çalıştığını, insanlar ona güvensin diye her şeyi yapabileceğini görüyoruz. Bu arada yazar bize kasabadakiler üzerinden kırsal kültürü, kent yaşantısına bakışı, paranın etkisini, toplum baskısının etkilerini sade bir dille gösteriyor. Durağan, yavaş gidişli olduğu için okumakta zorlandığım bir roman oldu. Benim gibi çabuk sıkılan insanlar için bitirmek zor olabilir. İncelememi Maksim Gorki’ nin Hamsun için söyledikleri ile bitirmek istiyorum. "Çağımızın yazarları arasında, orijinal yaratıcılık yönünden Hamsun ’u kenara itebilecek tek bir kişi bile göremiyorum. Üslubu dış görünüşüyle ihtişam ve süsten uzaktır. Güzellik Onun sadeliğinde gizlidir… Anlatırken felsefe yapar. Ama Onun önceden ne diyeceğini kestirmeye çalışmak boşunadır… Ahlaki bir dogma, sosyal bir hipotez ortaya atmaz. Onun düşünceleri bir ideal kadar hürdür." Maxim GORKİ Herkese bu kar günlerinde bol keyifli okumalar dilerim 
Edebiyat
BenoniKnut Hamsun · MEB Yayınları · 1997462 okunma
Benoni
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Şubat 2020 23:06
Knut'ın ,Açlık'ını saymazsam bence diğer betimleyici özelliği ile birer şaheser olan kitaplarının yanında çok sönük kalıyor. Ve nedense bitişi başka kitaba bırakılmış.
Edebiyat
BenoniKnut Hamsun · MEB Yayınları · 1997462 okunma
Puan vermedi·309 syf.··
2020 34. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2020 09:03
Yıllardır okuduğumuz aşk romanlarından birazcık farklı tarzda yazılmış kendi dönemini anlamamız için bize fazlasıyla ışık tutan güzel bir romandı. Bir insanın ilişki çıkmazları içinde neler hissettiğini güzel aktaran bir roman oldu tavsiye ederim.
BenoniKnut Hamsun · MEB Yayınları · 1997462 okunma
7/10
·309 syf.··
2022 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2022 15:58
Knut Hamsun'un okuduğum ilk kitabı olan Benoni, kitabın ismini de taşıdığı Benoni karakterinin hayatını ve şansını ele alıyor. Kararları toplum tarafından benimsenme ve görünme üzerine şekillenen Benoni'nin şansı yaver gidip zenginliğe ulaşmasına rağmen aşk hayatında mutluluğu bulamadığını görüyoruz. Kitabı açıkçası pek beğenmedim. Karakterlerde bir derinlik göremediğim gibi sade anlatımı ve Benoni karakterinin şansının yaver gitmesine dair vurgunun belirgin olması, okurken sıkılmama neden olduğunu söyleyebilirim.
BenoniKnut Hamsun · MEB Yayınları · 1997462 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2024 13. kitabı
Knut Hamson; 1920 yılında yayımladığı Açlık romanıyla Nobel edebiyat ödülünü alarak şöhrete uzanmış, ününün doruğundayken ülkesinde aşırı sağcı bir partiye üye olmuş ve İkinci Dünya Savaşı’nda ülkesini işgal eden Nazileri desteklemesiyle tartışmaların odağı haline gelmiş İskandinav edebiyatının en önemli şahsiyetlerindendir. Eserde; melankolik bir aşk hikayesinin yanında alt sınıf ve üst sınıf arasındaki çatışmalar, kırsal kesimin kent yaşamına duyduğu ilgi, topluma kendini kanıtlama ve kabul ettirme konuları ele alınmıştır. Yine eserde paranın insan ilişkilerinde en belirleyici unsur olduğunu görüyoruz. Karakterimizin parası varsa Hartvigsen, parası yoksa Benoni olarak toplum hafızasında kendisine yer bulduğunu görüyoruz. Yaşadığı kırsal kesimin sosyal yapısını da işleyen Hamson, bu otantik anlatısında yer verdiği anekdotlarla balıkçı köyündeki insanların yaşamlarını izlenimci bir tavırla eserine aktarıyor. Maksim Gorki de bu kitap için ‘’Güzellik belki de onun sadeliğinde gizlidir.’’ demiştir.
BenoniKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2019462 okunma
Arzuları, hayalleri, önyargılarıyla insan
Puan vermedi·240 syf.·
2025 197. kitabı
Benoni, Knut Hamsun'un çalışmaları arasında özel bir yere sahip. Buram buram Norveç, Nordland'ın kendine has doğası, ormanları, faunası ve florası, denizi, parlak yaz geceleri, ağır kış günleri var bu romanda... Ve tıpkı bu doğanın bir yansıması olarak insanları var: Önyargıları, çekingenlikleri, alçak sesli cümleleri, kısıtlanmışlıkları, arzuları ve hayalleri. Behçet Necatigil'in şiirli çevirisiyle taçlanan bir hikâye...
BenoniKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2019462 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2021 26. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2021 23:57
Knut Hamsun’ın 1920 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görünen romanlarından birisidir. Anlatımı yalın olsa da, konu bakımından çok hareketli bir kitap olduğunu söyleyemeyeceğim. Maksim Gorki’nin bu kitap için yorumunda da belirttiği gibi, belki de “güzellik onun sadeliğinde gizlidir.” Melankolik bir aşk hikayesinin yanında; karakterler üzerinde dönemde yaşanan alt sınıf ve üst sınıf arasındaki çatışmalar, kırsal kesimin kent yaşamına merak duyması, topluma kendini kanıtlama ve kabul ettirme konuları ele alınmıştır. Benoni, aslında Pan kitabının devamı niteliğindedir. Yani sıralama yapacak olursak Pan, Benoni ve Rosa olarak yazılmıştır.
Edebiyat
BenoniKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2019462 okunma
Benoni
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
‘’Mesele ne harflerde, ne de kelimelerde!" "Ya neyde?" "Manasında!"
1000Kitap
BenoniKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2019462 okunma
Puan vermedi·240 syf.··
2019 55. kitabı
Kitabı her elime aldığımda “duyanlaraah duymayanlaraah soranlaraaah sormayanlaraaah BENONİİİ seviyorum çok seviyorum” diye yükselmekten kendimi alamadım maalesef :( Hamsun, Açlık’ın yazarıdır oradan
BenoniKnut Hamsun · Timaş Yayınları · 2019462 okunma

Yazar Hakkında

Knut HamsunYazar · 21 kitap
Norveçli yazar ve 1920 yılı Nobel Edebiyat Ödülü sahibi. Knud Pedersen (sonradan Knut Hamsun adını almıştır), Norveç'in kuzeyinde Gudbrandsdal sınırları içinde Lom kasabasında doğmuştur. Bir terzi olan babası, kalabalık ailesini alarak, daha kuzeye, Hamsund, Hamaröy kasabasına göç etti. Yazarlıkta kullandığı Hamsun adını, babasının 1863’te yerleştiği Hamsund köyünden aldı. Çocukluğu ve genç­liği kır­­sal bölgede geçti. Hemen hemen hiç resmî eğitim gör­medi. Sekiz yaşında iken dayısının isteği üzerine annesiyle babası onu bir rahibin eğitimine verdiler. On dört yaşında, doğduğu kasabaya gidip orada bir tüccar yanında tezgahtarlık yaptı. Bir yıl sonra da Tranöy`de daha büyük bir tüccar yanında kalfalığa başladı. Tüccarın kızına aşık oldu fakat tüccar iflas edince ayrılmak zorunda kaldı. Bu sıralarda "Esrarengiz Adam" adında küçük bir aşk romanı yazdı. Bu roman, gezginlik yıllarında tanıştığı bir kitapçı tarafından bastırıldı. Buradan ayrılınca bir iki arkadaşıyla birlikte ucuz eşyalar satmaya başladılar. Kibrit, mum gibi şeyler satıyorlardı. Daha sonra ayrıldılar. Arkadaşı güneye, Knut kuzeye gitti. İş bulamayınca zanaat öğrenmek amacıyla bir ayakkabıcının yanına gitti. Bir yıl sonra daha büyük, epik bir eser kaleme aldı. Henrik Ibsen'i okumuştu, onun etkisi altında bulunuyordu. "Bir Karşılaşma" adındaki bu kitabını da, Bodö'de bir kitapçı yayımladı. Daha sonra bir aşk hikâyesi daha yazdı. Kitaplarını okuyan ailesi artık bir iş bulmanın zamanı geldi diyerek onu bir bucak müdürünün yanına yardımcı olarak verdi. Bu bucak müdürünün pek çok kitabı vardı. Björnson'un toplu eserlerini okumasına izin verilmişti. Knut bu heyecanla kitaplara sarıldı ve gözlerini bozana kadar okudu. Bu kitapların etkisiyle Knut bir kitap daha yazdı fakat yayıncılar basmaya yanaşmadılar. Knut'un bu kitapları bir yayınevinin desteği olmadan basabilmesi için bir zenginin desteği gerekiyordu. Aradığı kişiyi buldu. Erasmus Zahl adında bir tüccardı bu. Çok gence yardım etmişti. Knut ona yazar olmak istediğini söyledi. Son yazdığım hikâye diye başka bir yazarı verdi. Tüccar kâğıtlara değil yüzüne baktı Knut'un. Genç Hamsun tüccardan çıkarken cebine bin kron indirmişti bile. "Frida" adında bir köy hikâyesi ve şiirler yazmaya başladı. Hikayesini tamamlayınca bir vapur bileti alarak Kopenhaga gitti. Bir kitapçıya, sonra da Norveçli bir şaire eserlerini kabul ettirme çabaları boşa çıkınca Oslo'ya döndü. Sonra göçebe olarak uzun bir yolculuğa çıktı. Parası tükenen Hamsun tekrar aynı tüccarın yolunu tuttu. Tüccar yardımını esirgemedi. Makaleler, hikâyeler yazıyor bunları satmaya çalışıyordu. Parası tekrar tükenince aç kaldı ve bunu romanlaştırdı. Açlık romanı şöhretinin ilk basamağı oldu. Bu sıkıntılar içerisindeyken, yol yapımında iş buldu. Kum ocağında kâtiplik edecek, çekilen kumların hesabını tutacaktı. Zor değildi bu iş. Çalışma ve dinlenme saatlerinde bol bol kitap okuyordu. Müsveddelere şiirler, makaleler karalıyordu. Zamanla bir hatip gibi konuşabildiğini keşfetti işçilerle sohbet ederken. Tanıştığı bir rahip ona konferans vermesini tavsiye etti. Bunun üzerine Gjövik şehrinde bir salon kiralandı. Konferans edebiyat alanında olacaktı. Konferansı dinlemeye sadece altı kişi geldi. Altı kişiden biri olan bir yazı işleri müdürü konferansı beğendi. Çevreye konferansı övdü. Bir sonraki konferansına da sayıları artmıştı. Bu sefer yedi kişiydiler. Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu. Knut evine geri döndü. Yirmi bir yaşındaydı ama çalışmaktan ziyade yazmak istiyordu. Noelde bir arkadaşı onu çiftliğine davet etti. Arkadaşının annesi Knut'u çok sevdi ve ona bir rahip olmasını öğütledi. Ama Knut'un Amerika'ya gitmek istediğini öğrenince bu aile, Knut'a yol parası dört yüz kron ödünç verdi. O da, hemen İngilizce öğrenmeye koyuldu. Ünlü yazar Björnson'a gidip ondan bir tavsiye mektubu aldı. 1882'de Knut Amerika'ya gitmişti. Amerika'da Björson'un mektubu bir işe yaramamıştı. Burada kimse onu tanımıyordu. Henry Johnson adında bir öğretmenle ahbap olup ondan İngilizce dersleri aldı. Onun kütüphanesini taradı. Özellikle Mark Twain onu etkilemişti. Önce Norveççe daha sonra da, İngilizce konferanslar hazırladı. Geceli gündüzlü çalışmalardan sonra Minesota'ya geçti ve orada muhasebe işine başladı. Arkadaşı Johnson karısıyla bir Avrupa gezisine çıkınca işler Knut'a kaldı. 1884 yazı ile güzü bu şekilde geçti. Bir açık arttırmada yüksek sesle konuşurken göğsünde bir sancı duydu. Öksürük nöbetiyle yere yığıldı. Doktor hızlı ilerleyen verem teşhisi koydu ve ona birkaç aylık ömrü kaldığını söyledi. Knut birkaç ay hasta yattı. Ölürsem Norveç'te gömüleyim diyerek Norveç'e doğru yolculuğa çıktı. Ne kendisinin ne de dostlarının anlayamadıkları bir şekilde yol süresince kendiliğinden iyileşti. Deniz havası iyi gelmişti. Norveç'e döndüğünde bir gazete ile anlaştı. Oraya makaleler yollayacak hiç değilse böylece dinlenecekti. Çalışıyor ve yazıyordu. 1885'de Mark Twain ile ilgili bir yazısında imzası Knut Hamsund, bir matbaa hatası yüzünden Knut Hamsun şeklinde basıldı. O da düzeltmeye yanaşmadı. O tarihten itibaren ismi böyle kaldı. Norveç'te işinden ayrılınca tekrar aç kaldı. Bu açlığa bir yıl katlandı. Daha sonra bir zenginin yardımıyla tekrar Amerika'ya döndü. Amerika'da tramvaylarda biletçilik yaptı. Biletçilik işini becerememişti. Çünkü durakları aklında tutamıyordu. Kitap okumaya daldığı için yolculara haber vermiyordu. Bu yüzden işinden ayrılıp Kuzey Dakota'ya gidip tarlalarda çalıştı. 1887 sonbaharını kapsayan bu çalışmalarda cebinde biraz parayla Amerika'ya ilk geldiğinde kaldığı yerlere döndü. Artık yazmaya başlayabilirdi. Bu sürede Danimarka'ya gitti. Yazmaya azimle başladı. "Yumruğunu yemedikçe kimsenin bırakıp gitmediği o garip şehir, Kristiania'da aç gezdiğim günlerdeydi. Tavan arasında uyanık yatıyordum. Alt katta bir saatin altıya vurduğunu duydum. Hafif aydınlanmıştı ortalık; insanlar merdivenleri inip çıkmaya başlamışlardı..." diyordu büyülenmişliğiyle. Kağıtları üst üste yığıyor sürekli yazıyordu. Ne yazdığını iyi biliyordu. Açlık romanıydı bunlar. Yazdığı kısımları Politiken gazetesi yazı işleri müdürlerinden Edvard Brandes'e götürdü. Brandes bu karşılamayı daha sonra şöyle anlatıyordu: "Ondan daha düşkün bir başka insan pek az görmüşümdür. Düşkünlüğü elbisesinin yırtık pırtık olduğundan değildi. Ya o yüzü!. Çok uzundu müsveddeler. Kendisine geri veriyordum ki, birdenbire kelebek gözlüğü gerisinde gözlerindeki ifadeyi gördüm." Behçet Necatigil tarafından dilimize çevrilen "Göçebe" adlı kitabını ise elli yaşlarında tamamlamıştır. Üç bölümlük büyük romana yazarın verdiği genel isimdir. İlk kitap "Sonbahar Yıldızları" altında 1906'da, "Hüzünlü Havalar" 1909'da, "Son Mutluluk" 1912'de Göçebe'de toplanmıştır ve yazarın ağzından anlatılmıştır. Bu defa kitabında evliliğin zor temasını işlemeye yönelir. Hamsun, Göçebe adlı romanıyla 1920’de No­bel Edebiyat Ödülü'nü aldı. 1930’larda ülkesindeki faşist partiye katıldı. İkinci Dünya Sava­­şı’nda Norveç’in işgali sırasında Almanları destek­ledi. Ülkesi Norveç'in işgalinden önce başladığı Nazi taraftarlığını ülkesinin işgali sırasında da devam ettirmesiyle ünü ciddi şekilde lekelenmiştir. 1943 yılında aldığı Nobel ödülünü Goebbels'e göndermiştir. Sa­­­­­­vaştan sonra Nazi taraftarlığı nedeniyle tutuklandı, ancak ileri yaşı do­­layısıyla yalnızca para cezasına çarptırıldı. Hamsun’un yalın ve çocuksu üslubu incelikle örülmüş bir düzyazı şiirini andırır. Ya­pıtlarında Rus yazarlarının, özel­lik­le de Dostoyevski’nin ruh­­sal yaklaşımı ile Amerikan ede­­biyatının etkilerini taşıyan kara mizahı birleştirmiştir. Ro­­­manlarındaki neşeli hava, in­­­­­sanın çevresini saran boşlu­ğu gizlemekten uzaktır. 20. yüz­­­­yıl ba­şında gelişen yeni-romantizmin edebiyattaki öncüsü olmuş ve romanı aşırı bir doğalcılığa kaymaktan kurtarmıştır. Ya­­­­­­­pıtları ancak ölümünden sonra ilgi görmüştür. Göçebe, Vik­­­­­tor­ya, Pan, Hüzünlü Ha­valar, İstanbul’da İki İskandinav Sey­­yah, Son Mutluluk başlıca yapıtlarıdır. 19 Şubat 1952 yılında doksan iki yaşında banyoda ölü bulundu. Cenazesi yakılmıştır.