Arapça’da “hesap etmek, saymak; yeterli olmak” anlamlarındaki hasb, sevabını umarak bir işi yapmak, akıllı ve basiretli bir şekilde yönetmek; çirkin bir iş yapanı kınamak, hesaba çekmek anlamlarına gelir. Terim olarak emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker prensibi uyarınca (Âl-i İmrân 3/104, 110, 114; et-Tevbe 9/71, 112; el-Hac 22/41) gerçekleştirilen genel ahlâkı ve kamu düzenini koruma faaliyetlerini ve özellikle bununla görevli müesseseyi ifade eder. Aynı zamanda Hisbe Hz Ömer zamanın da kurulan teşkilatın adı. Bu teşkilatta insanları iyiliği emretmek kötülükten sakındırmak amaçlanmıştır.
İbn Teymiyye’nin yazdığı bu eserde kitap iki ana başlık altında toplanıyor. Biri İslami ekonomi ve toplumun yönetimi diğeri Adaletli topluma doğru. Bu başlıklardan anlamamız gereken önemli çıkarımlardan biri ekonominin temeli adaletli ve ahlaklı bir toplumdan geçiyor.
Adil bir toplum için en önemli kriterlerden biri yönetim de bulunan devlet başkanıdır. Nitekim, Ahmed Müsnedi’nde Peygamber efendimiz s.a.v “Yaratıkların, Allah’a en sevimlisi, adaletli devlet başkanıdır, en sevimsizi ise zalim devlet başkanıdır.’ Buyurmuştur.
Yönetimin ve halkın doğrudan ilişkisinin sağlamlığı ekonomiye olan yansımasından anlaşılıyor.
Ticari ve ekonomik hayatı islami perspektiften inceleyen İbn Teymiyye bu konuları ayet ve hadislerle bize aktarmıştır.
Ölçü ve tartı da hile yapmak;
Yüce Allah (c.c) şöyle buyuruyor: “İnsanlardan kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları vakit tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin vay haline!” (Muttaffifin,1-3)
Hileli satış, karaborsacılık, fiyatların sınırlandırılması gibi daha birçok konuyu iyiliği emretme kötülükten men etme kuralı gereğince okuyoruz.
İslam ekonomisi yeni bir tabir olmadığı, İslam’ın varlığından itibaren