İlk kitap, ilk cesaret ve ilklerin ölümsüz tazeliği...
Evvela, eşime ve bana ayrı ayrı kaleme aldığın o zarif notlar için tekrar teşekkür ediyoruz. Çok mutlu ettin bizi... :)
Sanırım sana ilk mektubu ben yazıyorum ve şu an bir sürprizi bozmuş bile olabilirim, gönlü kalem tutan o güzel dostlara selam olsun :)
Henâ'larımız...
Gözümüzü hayata açtığımız ilk an öğrenmeye başladığımız; seslenmenin acılarının, çoğu kez asıl konuyu bastırdığıydı... Öyle de oldu... Annemize seslendik temizlik yapıyordu, babamıza seslendik maç izliyordu, ablamıza seslendik yabancı dizi izliyordu, öğretmenimize seslendik bizi azarlıyordu, arkadaşımıza seslendik kendisini duymaktan sağır olmuştu, kitaplara seslendik... Hayret o bizi duyuyordu... Hattâ o da nesi, duymakla kalmıyor halimize hüngür hüngür ağlıyordu... :)
Sonra sadede gelmeyi öğrendik, maksadın içinde kaybolan cümleler kurmayı, daha sade bir uslupla susmayı öğrendik...
Çoğu zaman haberci kuşun kanadına tutuşturduğumuz kağıtta hiçbir şey yazmıyordu. Çünkü seslenmenin kanatları, daha uçmadan yorulmuştu...
Ama Henâ, ilk anın coşkusuyla konuşmayı sürdürüyor...
Ki biz Henâ 'yı konuşmuştuk seninle, şöyle söyleyeyim o zamandan bu yana eserin dokusu öylesine serpilmiş ki, inanamadım bu yükselişe... Demek ki zamanın izafi oluşu, heybesindeki sonsuzluk nakışından...
"Suskunluk ilmi..."
"Heyecanıma sıtma tutar."
"Aşkın bendeki zamanı geçer."
Çok başarılı, kendi duruşunu kazanmış, cümleler, temiz iş çıkarmışsın derler ya hani :)
Yüzleşerek Vasatlıktan Kurtulmak
✮ ✮ ✮
Doğru istikamet; tanımak ve diyalog kurmak karşılıklı bir süreçtir. Toplumların kurumsallaşması ekonomi, hukuk, siyasi aygıtların etki tepki ilişkisini tanımak ve diyalog kurmak zaruridir. Hayatın idamesini güven üzerinden şekillenmesi birey devlet ilişkisi için istenilen bir durumdur. Bunun için yıkmak ve yapmak her zaman varlığını sürdürdü. Doğru istikamet hangi yolun güzergahında! Doğru istikameti bulan, bulmayanı tanıyacak mı, diyalog kuracak mı!?
İstanbul Üniversitesi Kimya Mühendisliği Fakültesi mezunu olan Adnan Dalgakıran, babasının torna tezgâhlarından Kompresör firmasını büyüterek ihracat yapan bir dünya markası haline getirdi. İş adamı ve yönetici olan Adnan Dalkıran, bu kitabında iş dünyası, sivil toplum, devlet – kurum – yargı ve yüzleşmeye hazır mısınız? konuları ile dört bölüm, on bir başlıkla devlet kurumunun yapı ve işlevini anlatarak başarılı olmanın ölçüsünü bulmaya çalışmaktadır.
Kitabın “İş Dünyası” başlığı şeytan üçgeni tabiriyle iş dünyası, sivil toplum ve devlet – kurumlar üçgeninde bir güzergah bulma çabası ele alınıyor. İş dünyasında dünyada tarih boyunca farklılıklar, değişimler yaşandı. Tarımcılık, hayvancılık, kara ve deniz ticareti insanlığın hayatta kalma ihtiyacını omuzladılar. İş dünyasında hayatta kalmayı başardıktan sonra sahip olma ve genişleme güdülerimiz güçlendi. Endüstri devrimiyle o zamana kadar iş dünyasında elde ettiğimiz tüm birikimler sanayi devrimine dönüştü, seri makinelerle tanıştık. Adnan Dalgakıran, endüstri devriminin ortaya çıkmasının dayanağını “Yaratıcı Sınıf” diye tabir ettiği bir kesimin farklı bakmasıyla başladığını savunur. “Eski köye yeni âdet getiren”, “durduk yere icat çıkaranların” yaratıcılıklarıyla dünya endüstri ve sanayi devrimiyle tanıştı. Bu