Şair kimdir ? Kendisine yaradılıştan şiir söyleme gücü verilmiş üstün yetenekli biri mi ? Yoksa aldığı eğitim sonucu başarılı şiirler kurma gücüne ermiş bir usta mı ? Yahut bazı mahrumiyetleri bünyesinde yücelterek şair olmak zorunda bırakılmış bir
çaresiz mi ? Belki her şair için bu üç soruya uygun
düşen durumlar geçerli olabilir
Beş-altı yaşımdayken iflah olmaz bir “yaramaz” olduğumu biliyordum; okulda ise “palavraci” ve “haylaz” türünden, daha çok kınayıcı sıfatlarla anılıyordum. Büsbütün yanlışsız olmasa da akıcı bir İngilizce konuştuğumun bilincine vardığımda ise, kendimden sürekli olarak “ben” yerine “sen” olarak söz etme illetine tutuldum
Abdest almaya bile vaktim kaldı. O buz gibi su bu kez eskisi kadar üşütmedi beni.
İnsan beyni ne komik. Sen hakikati nasıl algılarsan sana o gerçekliği yaşatıyor.
"Üşümüyorum, aksine şifa buluyorum," diye düşününce üşümüyorsun. Ne ilginç!