Şuan yanımda olmanı çok isterdim. Ama değilsin. Sen oradasın Ve orası ne kadar şanslı olduğunu bilmiyor. — Nâzım Hikmet.
Sen onu sevmeye başladın. O akşam üzeri çok yağmur yağdı. Ben sarıldığınız yer sizsiniz kalana kadar o duvarın arkasında çocuk gibi oturup ağlayarak bekledim. Sonra o sokakta üstüm başım sırılsıklam yürürken hep aynı şiiri mırıldanıp seni unutmaya yemin ettim. 𝗚ö𝘇𝗹𝗲𝗿𝗶𝗻 𝗴ö𝘇𝗹𝗲𝗿𝗶𝗺𝗲 𝗱𝗲ğ𝗶𝗻𝗰𝗲 𝗳𝗲𝗹𝗮𝗸𝗲𝘁𝗶𝗺 𝗼𝗹𝘂𝗿𝗱𝘂, 𝗮ğ𝗹𝗮𝗿𝗱ı𝗺. ...
Sayfa 296 - Dokuz Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Peki çocuk 2-3 yaşına geldikten sonra niye haıa adam ba­kıyor size? - Ee ben anneyim, çocuğa bakıyom. Yok şeker, o dönem geçti, kusura bakma. Artık SEN, ada­mın eline bakan bir kölesin.
Alıntı
Aksinya eve dönüp kovaları boşaltır boşaltmaz doğru aynaya gitti ve yaşlanmakta olan, ama güzelliğini hâlâ koruyan yüzünü kaygıyla seyretti. Yüzü o şen, o baştan çıkarıcı çekiciliğini hâlâ koruyordu, ama yaşamın sonbaharı soluk renklerini yanaklarına vurmaya başlamıştı
Başta ilk zaaflar ölür. Korkmana gerek yok çünkü sen artık zaafım değilsin.
Kör testere meselesi: Mirzabeyoğlu'na "sokaktaki adam"ın kafasındaki soruyu, "şayet bir gün iktidara gelirlerse, solcuları, kâfirleri kör testerevle kesip kesmeyeceklerini" soruyoruz. Cevabı, "bunu söyleyen kendi kendini korkutuyor. Düzenin karakterize ettiği bir tip var. Özellikle sol, Müslümanlar karşısında fikir geliştiremediği için, motive ettiği tiplere yöneliyor. Çember sakallılar da korkunç olarak empoze ediliyor. Neticede ne oluyor, senin İslâma zararın dokunuyor, ama düzene hizmet ediyorsun, yani yıkacağını da yine sen yaşatıyorsun" Mirzabeyoğlu buradan yola çıkarak şöyle bir tahminde de bulunuyor: "Eskiden nasıl birtakım hadiselerde solun karşısına sağı diktiler, bugün de İslâmî gelişimin karşısına solu dikmek isteyebilirler. Yani herkesi birbirine kırdırma politikası"... Peki seçim yoluyla, demokratik kanallardan geçerek iktidara yönelmek mümkün değil mi?.. Mirzabeyoğlu'nun bu mevzuya cevabı biraz yuvarlak: "Bu, strateji meselesidir. Her şeyin bir yolu vardır. Her zaman dürüst davranamazsın. Kendini bazen gizlemek zorunda kalabilirsin ve sonra ortaya çıkarsın. İktidara gelmek için demokratik yolların olması fark etmez. Önemli olan, gerektiği yerde gerekeni yapmak". Demokrasiye getirdiği yorum ise hayli ilginç: "Demokrasi bir teamül rejimidir. 3. dünya ülkelerinde demokrasi olmuyor, olmaz da... Çünkü demokrasiyi doğuran şartlar vardır. Meselâ dünyanın hiçbir yerinde Batı'daki kadar fert hürriyeti karşısında bu kadar tedirginlik yoktur, çünkü dünyanın hiçbir yerinde de insanlar, Batı'daki kadar çile çekmemiştir". Kumandan, bu açıdan bakıldığında İslâm'ın sanıldığı kadar demokrasiye ve hürriyete uzak olmadığını da ileri sürüyor: __"İslamî düzen çerçevesinde diğer ekalliyetlerin yaşaması, teamülî olarak görülmüş bir hadisedir. Yahudiler
Sayfa 542 - Ağustos 1994, “NOKTAYI GÖRDÜNÜZ MÜ?”, Vâridât: Noktalamalar, İbda Yay.
Ölçüler ve Anlayış