Atlar doğuyor, sütçü beygiri oluyor. Eşek, adam taşıyor, kum, harç, küfe taşıyor da sahibini adam ediyor. Sinek doğuyor, bakkala yanaşıyor. Hamamböcekleri hamamları, arılar şehir bahçelerini, serçeler at pisliklerini, kumrular merhametli evleri, merhametli insanları buluyor. Ama o insanoğlu, ona ne iş var ne güç. Onun böcek bile olmayışına keyifle bakıyorlar. Sen okuyup yazamazsın da. İşte arada bir bir şeyler yaparsın, yaparsın ama bunlar iş değil, bunlar müsbet iş değil?...
Sayfa 32
Sen susmayı seçtiğin gün, kelimeler birer yağmur tanesi gibi toprağın içinde kayboldu.
Reklam
Önce şunu söyleyeyim ki, iman dağını tırmanıp da kendi çelişkisinin kurbanı olan insanların sen ne ilkisin ne de sonuncusu olacaksın.
Sayfa 103·Kitabı okuyor
Çocuğun kalbi bir uçurtma gibi şahlandı. "Sarısın sen" dedi kız mağrur bir edayla. "Saçların başak tarlası gibi... Gözlerinde babamın bizi götürdüğü denize benziyor."
İki bıçak seç kendine Biri yaralamak için Biri öldürmek Pusu kur gözleri Karanlık gölgesine Biri sevmek için Biri ihanet İki yürek seç kendine Biri yaşamak için Biri gizlenmek Bir korkak, bir kaçak, bir firar Kaç kişisin sen sevdiğim, çocuk İçimdeki bıçak bir kere daha dönüyor Olduğu yerde Kalırsan sel basar yataklarımı Gidersen uçurum çiçekleri açar kalbimde Kimi zamanlar olur sevgilim İki bıçak bile yetmez bir tek ölüme
Reklam
Reklam