..çünkü yolculuk ne kadar derin ya da yüzeysel olursa olsun, dönüşen şey onu nasıl anlattığımızdır. Bu dönüşürse o zaman her şey dönüşür. Talihsizlik, acı, trajedi başka bir şeye dönüşmeli. Belki de bu yüzden arkaya bakmak, burada olabilmek için geriye gitmek gerek. Burada olmak, onu dönüştürmek için trajediye bakmak. Sadece burada olmak değil, burada iyi olmak için. Burada, bu ülkede. Burada,bu evde.
Gök lacivertti ama yıldızların ışıltısı sanki alemi turuncu yapmıştı. Biz de sanki bu alemde koskocaman bir portakalın üzerinde oturmuş, karanlıkta uyumaya çalışıyorduk. Göğe çıkıp yıldızların ışıltısına ulaşmak yerine, şimdi üzerinde uyuduğumuz toprağın içine girmeyi hayal etmemiz doğru muydu?
Her şey bir saniye içinde silinip gidecek. Beşikten ölüm döşeğine dek derlenen sözlük tarihe karışacak. Suskunluğa bürünecek her şey ve onu anlatacak bir sözcük olmayacak. Aralık dudakların arasından hiçbir şey,bu men, çıkmayacak. Dil ise dünyayı kelimelere dökmeye devam edecek. Bayram sofrası sohbetlerinde, yüzü gittikçe silinen bir isimden ibaret olacağız ve giderek eski devirlere ait, adsız sansız yığının içinde kayıplara karışacağız