Visal için kemal ehli zatların dudaklarından dökülen ledünni hakikat badelerine muhtacız ; ancak o feyiz dolu çeşmelerin bardaklarındaki âbıhayattır ki bize eşyanın hakikatini,kendi hakikatimizi gösterecek.Onu gördüğümüzde sevgilinin visali kaygısından geçecek O'nu içimizde bulacağız.
.
.
.
Çeşmelerden bardağın doldurmadan kor isen
Bin yıl anda durursa kendi dolası değil.
(Bizim Yûnus)
Zannetme hevesleri fark etme iştiyaklarından önde giden insanlar,sahip olageldikleri zanlar sayesinde mutluysalar,hakikati araştırma ihtiyacı hissetmiyorlardı.Boşvermişlik ve idraksizlik eliyle üretilen böylesi mutluluk sanrılarının talibi de çoktu.Tam da bu yüzden çoğu insan,kendisini en mutlu hissettiği demlerde aldatılmıyor muydu?
"Şu dağların bile bir gayesi var,şu suların dahi bir gayesi var,şu ağaçların,kuşların hepsinin bir sırrı,bir manası,bir gayesi var.Ben bunlardan da mı acizim ki bulamam kendi gayemi? Aklım yetmiyor sırrı çözmeye,bilmek manasız geliyor ve ben hissetmeyi istiyorum Allah'ım."
"Tevekkül bâd-bânın kıl küşâde fülk-i ihlâsa
Eser bahr-i emelde bir muvâfık rûzigâr elbet"
[İhlâs gemisine bin,tevekkül yelkenini aç ve açıl emel denizine.Yelkenlerini şişirecek bir uygun rüzgâr bugün esmezse yarın eser.Yeter ki gemide delik ve yelkende yırtık olmasın;sen ona dikkat et!]