6/10
·432 syf.··
2026 14. kitabı
Emanet Aşk serisinin son kitabını da bitirdim. İlk kitaptan farklı bir şey söyleyemeyeceğim. Devam kitabında Baran'ın yurt dışına çıkma nedenini anlıyoruz. Aynı zamanda Açelya'nın babasının nasıl öldüğünü ve buna kimlerin nasıl sebep olduğunu da öğreniyoruz. Kitap benim için az çok tahmin edilebilir ilerledi. Açelya'nın babasının ölümünde Baran'ın da payı olduğunu ama tamamiyle onun suçu olmadığını görüyoruz. İki kitap da beni çok tatmin etmedi açıkçası. Bunca yıl ayrı kalmış iki karakterin ayrı kalma sebeplerinin daha güçlü olmasını beklerdim. Ayrıca kitabın başından beri iki karakter de birbirlerini sevdiklerini için nasıl aşık olduklarını okuyamıyoruz ben o kısmı da görmek isterdim. Birçok açıdan eksik bir seriydi bana göre.
Silme Sendeki İzlerimiSümeyye Koç · İndigo Kitap Yayınları · 2024236 okunma
4/10
·464 syf.··
2026 1. kitabı
Yaza yakışır milkshake tadında harikulade bir kurgunun yorumuyla karşınızdayım. Kitabı ilk wattpad'de okudum ve bilin bakalım ilk nereden başladım. Tabi ki sondan. Ve kitabını alıp okumam yaklaşık üç yılımı aldı. Bundan dolayı olsa gerek, kitabı okurken her sayfayı şüpheyle karıştırdım. Peri'yi ilk başlarda eski halime çok benzettim tabi sonra bu fikrimden vazgeçtim. O kadar saf ki aşkından kafasındaki şüphelere yer vermek yerine, bile bile bir peri masalında yaşamayı yeğliyor. Okulda gördüğü zorbalığı engellemek amacıyla Ekin, ona bir teklifte bulunuyor ve bu sayede sahte bir ilişki ile anlaşıyorlar. Benim favori karakterim kesinlikle Ekin ya gerisi yalan. Neyse sonra bu okulun en sessiz ve ruhsuz çocuğu Yekta birden bire Peri'ye ilgi gösteriyor falan, yani ne alaka. Daha düne kadar kıza sümüğünü atmıyordun hayırdır sen dedirten birtakım garip olaylar da yaşandı. Mesela Peri'nin evini nereden biliyorsun? Başrol kızımız bunu defalarca sormasına rağmen bütün sorulara soruyla ya da lafı çevirerek geçiştiriyor. Valla ben Peri'nin yerinde olsam ne entrikalar çevirmiştim şimdiye kadar... Sevdiğim birine güvenmek için geçmişinden girer geleceğinden çıkardım. Hiçbir şey öğrenemediysem evine girer, yine bir şeyler öğrenmek için elimden geleni yapardım. Lakin o benim. Pes doğrusu, yani aklında onca soruyla nasıl uyudun Peri kızı. Sendeki rahatlıktan istiyorum desem de inanma. Çünkü son sayfalarda acayip şeyler oluyor öf öf. Okulun en kasıntılı kızının o gece Yekta'ya çarpması ve Peri'nin bunu söyledikten sonra Bade'nin ortadan kaybolması, bunları şimdi düşünüyorum da kesinlikle o yani başkası olamaz. Kızın arabadayken o ruhsuz hallerini kesinlikle buna yoruyorum. Yekta ile bade kardeş. Ve son beş bölümde neler oluyor dedirten o intihar ve zehirlenmeden sonra ikinci
Edebiyat & Roman
Yalancılar ve YabancılarEmre Gül · Ren Kitap · 20213,996 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
10/10
·668 syf.·
2025 142. kitabı
İkinci Yeni dediğimiz günümüz şiirini belirleyen ve hala etkileyen şiir anlayışının en önemli temsilcilerinden Edip Cansever'i, diğerlerinden hep ayırmışımdır. Kendime -Son zamanlarda Turgut Uyar'a meyletsem de- en yakın şair olarak buldum Edip'i. En çok yakındığım hususlardan biridir şiire, ikinci yeniyle başlamamak. Bugün şiire başlayacaklara en başta Edip Cansever, Turgut Uyar, Cemal Süreya, Sezai Karakoç (bu dönem şairi olamasa da İsmet Özel, Hilmi Yavuz, Haydar Ergülen, Gülten Akın vs) öneriyorum. Geç keşfettiğim ve eserlerini 3,4 kez okuduğum bir şair tıpkı Turgut Uyar gibi. Edip Cansever (1928-1986), sadece şiir (ya da şiir üzerine deneme) yazmış şairlerden, işi gücü şiir. T.Uyar'ın söyleyişiyle "çok şiirden öldü" Edip. Onu, çok şiir yazmış olması tanımlamaz. Esas gücü imgeye dayalı ve benzersiz bir şiire erişmiş olmasındadır. Şiiri derin, imgesel, soyut, bazen kurduğu karakterlerle ve hikayelerle dramatik ve öyküsel. En bilinen ve ustalıklı şiirinin yüz akı şiir kitapları sırasıyla Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup ve Ben Ruhi Bey Nasılım... Okuduğum bu kitap, şairin tüm şiirlerinin derlenip toplandığı eserinin 1. cildi. İçinde İkindi Üstü, Dirlik Düzenlik, Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Petrol, Nerde Antigone, Tragedyalar, Çağrılmayan Yakup, Kirli Ağustos ve Sonrası Kalır. Bu kitapların içerisinde en beğendiğim şiirler ise şunlar oldu: Masa da Masaymış Ha..., Yerçekimli Karanfil, Umutsuzlar Parkı, Şey Şey Şey ve Şeylerden, Phoenix, Acı Bahriyeli, infilak, Salıncak, Ne Gelir Elimizden İnsan Olmaktan Başka, Tragedyalar V, Çağrılmayan Yakup, Flaş, Mendilimde Kan Sesleri, Gül Kokuyorsun, Sonrası Kalır ... Bu kitabında en beğendiğim ve altını kalın çizgilerle çizdiğim dizeleri ise
Sonrası Kalır 1Edip Cansever · Yapı Kredi Yayınları · 20253,352 okunma
Elvedayla Süslenmiş Bir Yarının Dünündeyim
Puan vermedi·72 syf.··
2026 43. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2026 23:42
Öngörülemeyen bir dünya mı bilmiyorum ama asla öngöremeyeceğim şeyler yaşıyorum. Kitap o kadar normal ki. Olanları yazmış. Sıradan. Ama doğru, biz yaşıyoruz yaşadık bunları. Hayatımın şimdiye kadar en kötü bayramıydı. Evet az evvelinde dedemin öldüğü bayram dahil. Ben var ya kendini bir şey zanneden, ama aslında hiçbir şey olmayan biriymişim. Bunu ikili ilişkide insan yaşayabilir aldanabilir. Saf seren der geçerim. Mecbur. Arkadaşlıkla, dostlukta yaşayabilir ona da amenna. Ona da ölüm gibi diyorlar ama ölümü arkadaşlığın içinde yaşadığında yas süreci kısa sürüyor. Onu da biliyorum. Ama kan bağı öyle değil. Allah bilir ya. Diğer ikisi düzelebilir ama eğer bende bir şey biliyorsam, düzelmeyecek olan şey kan bağı bağına vurulan darbedir. Düzelir diyen yalan söyler. Kendini kandırır. Ya da kesinlikle bir çıkarı vardır. Çünkü kan bağı sadece çıkar uyuşmazlığıyla bozulur. O bozukluk düzelmiş gibi gözükürse de yine bir çıkar uyuşmasıdır. Bazen saf olabilirim ama genelde bu tip şeylerde analitik düşünürüm. İçinde yas tutamayacağım anilikte bir darbe aldım. Çok düşündüm çok paralandım. Sonuçta her gece rüyamda bir şeyler çözmeye çalıştım. Hep aynı senaryoyu kurdum kafamda. Ama gerçekte olan başımdan aşağıya kaynar su. Bir daha demem demiştim ama deniyormuş. Ben gerçekten de kendini bir şey zanneden geri zekalının tekiyim. Diyorum ya. Bunu bir kere ikili ilişkiler için söyledim, bir kere arkadaşlık için söyledim, işte şimdi son defa kan bağı için söylüyorum. Ben hiçmişim. Ve bunu bana yapmaz, bensiz yapamaz dediğim herkes gayet de her şeyi yapabiliyormuş. Hani bir insanı böyle canın gibi seversin ama bir anda yabancısı gibi hissedersin ya. Ben şimdi bunu yazarken bile zorlanıyorum. Ama insanlar yaşatmaya hiç zorlanmıyormuş. Yazmak iyi mi kötü mü bilemiyorum yazarken çok
Edebiyat
Öngörülemeyen Bir Dünyada YaşamakFrederic Lenoir · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2023529 okunma
Saka ve Sanrı
8/10
·656 syf.··
2026 3. kitabı
Herkes niye bu kadar acıların çocuğuu sevgili Maral atmaca? He, niçin yani? Uzun zamandan beri seriyi güncel takip eden biri olarak kitap elime geçince yayınlanmamış kısım olan son 200 sayfayı okudum ve burdayım. Öncelikle muhtemelen uzun bir inceleme olacak. Spoilerli ve spoilersiz olarak da ikiye ayıracağım. Yazarın diğer kitabı olan Sarkaç'tan da azımsanmayacak derecede spoiler var son 200 sayfada. Ve evet bu spoilerları okurken çıldırayazdığım doğrudur. Fakat Sarkaç'tan çok spoiler vermemeye çalışacağım. Öncelikle klasik Maral sorunu. Her kitabında birkaç karakter mutlaka bir dengesiz, bir öyle bir böyle oluyor. Bige; yer yer bana la havle çektirişleriyle, zaman zaman kitaba devam etmem için 1-2 dakika nefes egzersizleri yapma ihtiyacı hissetmeme sebep oluşlarıyla bir tık(şüpheli) sorunlu bir karakterdi. Az çektirmedi Karun'a. Karun da kitabın başlarında hödüktü, salaktı biraz ama seri genelinde daha sağlıklı olan ve alttan alan tarafın Karun olduğunu düşünüyorum. İşin başka boyutu ise kitap boyunca Bige'nin kendisinin toksik bir insan olduğunun bilincinde olması. Zaman zaman gidip psikolojik destek alması. Evet o da bilincinde sağlıklı olmadığının. Yine de kitabı Bige taşıdı bana kalırsa. Karun daha pasif bir başroldü zannımca. Nemruttu bir de. Karun gibi adama sakin bir kadın gider miydi? Gitmezdi tabii. İki nemrut bir araya gelmez. Gelmemeli. Evet, Bige ultra yüksek derecedeki kaos sevgisiyle Karun'un hayatına ekstra kaoslar katmış olabilir lakin Kalender Beyciğim de nemrut kişiliğiyle nemrutca bir hayat sürmektense bence bu kaosla yaşamayı yeğliyor zaten. Olması gerektiği gibi(: Neyse bu genel düşüncelerimdi karakterler için. Lakin son 300 sayfadaki Bige ve Karun kesinlikle daha çekilir ve sağlıklı bir çift. Kitabın son kısımları ise sonunda dedirtti.
Duygu ve Düşünce
Saka ve Sanrı 4Maral Atmaca · Ephesus Yayınları · 2026673 okunma
10/10
·211 syf.··
Beğendi
·
2025 628. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 00:00
"BEN TAM KENDİME GÖRE" “Niçin bu kadar karamsarım? Çünkü manasını bildiğimi sandığım birçok kavramın bendeki anlamları taşımadığına uyandım. Nedir onlar? Samimiyet, sevgi, aşk, sadakat, dürüstlük, vefa, özlem, dostluk... Sorguya çekiyorum tek muhatabımı: Bunları çıkarınca, ne kalır geriye insandan? Yanıtlayamıyor. Sendeki tanımlara bu kadar yabancı ruhlarla nasıl tanışabildin? Bilmiyormuş. Son birkaç yıla kadar fanusta mı yaşıyordun? Hayır, diyor, karşılaşmadım belki veya farkındalığım düşüktü, yalnızca baktım, göremedim.” Bazen ilham, beklenmedik kapılarda belirir. En sıradan anlarda, en sıradışı hikâyeler filizlenir. Peki ya o kapı, aslında başkasının kapısıysa? Gazeteci ve yazar Jülide Atagün’ün başına gelen de tam olarak bu. Komşusunun eşiğinde gördüğü küçük, sıradan bir kargo paketi, onun sadece merakını değil, belki de kaderini tetikledi. Paketi açtığında içinden çıkan sebze tohumları, özellikle de o kavun tohumu, Jülide’nin zihninde bir ışık yaktı. Bu küçük tohum, “Yılın İlk Kavunu” isimli bir öyküye dönüştü ve Mercek Dergi’nin sayfalarında hayat buldu. Öykü, edebiyat eleştirmenlerinden sıradan okuyuculara kadar herkesi etkilemeyi başardı. Belki de hepimizin içinde, böyle beklenmedik bir ilham anının gizlendiğinin kanıtıydı bu başarı. Jülide, paketi açma anıyla yakaladığı bu edebi başarı arasında derin bir bağ hissetti. Ve o andan itibaren hayatını kökten değiştirecek bir karar aldı. Peki ya biz? Günlük koşturmacada, eşikte duran küçük “paketleri”, yani fırsatları fark edebiliyor muyuz? Yoksa merakımızı bastırıp, geçip gidiyor muyuz? Ancak Jülide’nin yolculuğu, karar vermekle bitmiyordu. Yeni planları, ailevi sorunları, çocukluk arkadaşı Orkun’la yıllar sonraki beklenmedik karşılaşması ve özel hayatını düzene koyma çabaları, onu hiç ummadığı maceraların içine
Edebiyat
Ben Tam Kendime GöreFatma Katırcıoğlu · Ayrıkotu Yayınları · 202510 okunma