Agota Kristof Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan adlı kitabı, kısaca tek kelimeyle şöyle özetleyebilirim: “Sert”
Evet bir bıçak gibi yüreği deşen, can acıtan, ve bu işlemi kitap boyunca mütemadiyen devam ettiren bir üçleme.
Bu kitabı okuduktan sonra kitabı göklere çıkarıp en çok okunanlar listesine kitabın adını yazdıran biz okurlar üzerine de çok düşündüm. Bu kitap dünyada kırk dile çevrilmiş, ödüller almış, dünyanın her yerinde çok okunmuş. Ben dahil bu kocaman güruh hepimiz birer mazoşist miyiz? Kitabın tek bir satırı için çok keyif alarak okudum ya da eşsiz bir edebi deneyim yaşadım diyemeyiz ama anladığım kadarıyla kimse kitabı yarım da bırakmamış.
Kitapta savaş, açlık, tecavüz, esest ilişki, acımasızca planlanan cinayetler, pedofili, zorunlu göç yüzünden yersiz yurtsuz aidiyet duygusunun yitirildiği hayatlar gibi okuyanın kanını donduran olayları bütün çıplaklığı ile anlatılıyor. Hatta okuyucunun hayretten gözlerinin fal taşı gibi açılmasına neden olacak, boğazına bir yumruk gibi oturan, yutkunmasına engel olacak, nefes almasını güçleştirecek bu olaylar duygusal bir yön veren sıfatlarla, acıtasyonu tetikleyecekleyecek kelime oyunları ile de süslenmemiş. Tıpkı Ferit Edgü’nün bizim edebiyatımızda yapmaya çalıştığı gibi az ve öz kelimeyle tüm gerçeklik naturalist bir dille okuyucu üzerine boca edilmiş.
Büyük Defter bölümü benim okuma deneyimim açısından çok enteresandı çünkü ilk defa “biz” dili ile yazılmış bir metin okudum. İnsan zihnini acımasızlığı ile zorlayan olaylar ikiz kardeşlerin ağzından anlatılmış. Buna mukabil bir sözlüğü kutsal kitap gibi gittikleri her yere taşıyan, üstün zekalarının da etkisiyle kelime hazneleri oldukça geniş olan çoçukların yaşıtlarına göre oldukça üstün olmalarına rağmen kitap ikizlerin ağzından çok çok basit bir dille ve