Şenül Korkusuz

KENDİNDEN KAÇIŞ MÜMKÜN MÜ?
Puan vermedi·424 syf.··
2024 15. kitabı
Ne kadarınız gerçek sizin? Ne kadarınız kendi sahtekarlığına esir? Bıktığınız olmuyor mu kendi yalanlarınızdan, Hiç kendinizden sıkıldığınız olmuyor mu, Kendinizi bir yerlerde terkedip de gitmek istemiyor musunuz, bütün yalanlarınızdan uzak bir yere? Şöyle rahatça bütün duygularınızı, bütün düşüncelerinizi söyleyebileceginiz bir diyara, kendinizi bile yanınıza almadan. Max Frisch’in Stiller kitabını okurken kulaklarımda hep bu şiir uğuldadı. Çünkü bu kitap kendinden kaçan, kimliğini reddeden hatta bazı bölümlerde anlattığı gerçekçi hikayelerle bizi de buna inandıran hayalinde yarattığı bir kişi olduğuna inanan bir adamın hikayesi. Hayat aslında seçimlerimizin bilançosudur. Bizi derinden etkileyen bir olay yaşadığımızda ya da seçimlerimizin sonuçlarından memnun kalmadığımızda bu bilançoyu yırtıp atmak, hayatı yeniden kurgulamak isteriz ama maalesef yaşam yeniden kurgulanamaz. İşte bu acı gerçeği fark ettiğimizde ya ağır bir depresyonla yaşadıklarımızı inkâr ederiz ya da olgunlukla geldiğimiz noktayı kabul ederiz. Romanın ana karakteri Stıller de bu evreleri yaşıyor önce kendi kimliğini inkâr etde de sancılı bir süreçten sonra çaresizce ontolojik varlığını kabulleniyor. "Ben Stiller değilim!" (s. 9) Metnin ilk cümlesi. Bir haftadır hapishanede tutuluyor, pasaportunu kontrol eden görevliye attığı tokat yüzünden. Amerikan pasaportu var, dünyayı o pasaportla dolaşmış ama binmek istediği trene bindirilmeyince şamarı yapıştırmış. Karakola götürmüşler, komiserin ikram ettiği puroyu almamış anlatıcı çünkü Stiller diye birine ikram edilmiş o puro, kendisine değil. Neden adının White olduğunu iddia ettiğini soruyorlar, durmadan anlattığını söylüyor anlatıcı, başka bir şey demiyor. Böyle kilit noktaları geçiştiriveriyor. Bundan sonra psikolojik bir savaş başlıyor. Devletin
Edebiyat
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020269 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Şenül Korkusuz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·424 syf.··
2024 15. kitabı
Max Frisch
8.3/10 · 269 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2024 14. kitabı
Otto Hahn daha sonra hatıratında o gün hakkında şunları yazacaktı. “Lise Meitner’le aramızda tatsız konuşma geçti. Bu tartışmanın sebebi büyük ihtimalle hayal kırıklığına uğramış olmasıydı. Çünkü ödülü tek başıma alıyordum.” Lise ise bir arkadaşına mektupta, “Hahn'ın röportajlarında benim hakkımda tek kelime etmemesi, birlikte çalıştığımız otuz yıldan bahsetmemesi çok acı veriyor.” Bu cümleleri söylendikleri bağlamdan bağımsız olarak bile düşünsek okuduğumuzda bu cümlelerde şahane nir roman olur diye bize düşündürüyor zira bir insanın emeğinin karşılığını alamaması üstelik otuz yıl bir amaç uğruna yan yana gönül vererek, büyük gayretlerle yaptığınız çalışmalarda çalışma arkadaşınızın sonuca ulaşmadan hemen önce sizi ekarte ederek başarıya tek başına imza atması ve bu başarıyı uluslararası arenada en prestijli ödül olan Nobel kimya ödülü ile taçlandırması insanda ihanete uğramış olmasın öfkesini, kırgınlığını yaratmaz mı? Bu ihanetin müsebbibi Almanya'dan İsviçre'ye Nükleer Fisyon çalışmalarıyla atom bombasının alt yapısını oluşturan buluşuyla dünya savaş tarihinin kaderini belirleyen bilim adamlarından biri olan Otto Hanh’dır. Savaş sonrası yıkılan yakılan, itibarı yerle yeksan olan Almanya’nın yeniden ayağa kalkması için savaş sonrası bilimsel çalışmalar için Almanya’nın umudu olan Otto Hanh Nobel ödülünü almak için 10 Aralık 1946’da Stockholm’e karısı ile birlikte gelir. Ödül törenlerinden saatler önce beklenmeyen bir misafir hesaplaşmak için Grand Hotel’e adeta baskın yapar. Lise Meitner, 1933 yılında gencecik bir fizikçi olarak Almanya’ya geldiğinde Otto Hanh onu kanatları altına alır ve tam otuz yıl gayretle çalışırlar. Ancak Lise’nin hayatının her dönemi taşıdığı kimliklerden dolayı sınanır. Önce kadın kimliğinden dolayı üniversitede ve enstitüde kabul görmez
ÖdülCyril Gely · Timaş Yayınları · 2020487 okunma
ÜÇ MAYMUNU OYNAYANLARA AGOTA KRİSTOF'TAN MASALLAR
Puan vermedi·372 syf.··
2024 13. kitabı
Agota Kristof Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü Yalan adlı kitabı, kısaca tek kelimeyle şöyle özetleyebilirim: “Sert” Evet bir bıçak gibi yüreği deşen, can acıtan, ve bu işlemi kitap boyunca mütemadiyen devam ettiren bir üçleme. Bu kitabı okuduktan sonra kitabı göklere çıkarıp en çok okunanlar listesine kitabın adını yazdıran biz okurlar üzerine de çok düşündüm. Bu kitap dünyada kırk dile çevrilmiş, ödüller almış, dünyanın her yerinde çok okunmuş. Ben dahil bu kocaman güruh hepimiz birer mazoşist miyiz? Kitabın tek bir satırı için çok keyif alarak okudum ya da eşsiz bir edebi deneyim yaşadım diyemeyiz ama anladığım kadarıyla kimse kitabı yarım da bırakmamış. Kitapta savaş, açlık, tecavüz, esest ilişki, acımasızca planlanan cinayetler, pedofili, zorunlu göç yüzünden yersiz yurtsuz aidiyet duygusunun yitirildiği hayatlar gibi okuyanın kanını donduran olayları bütün çıplaklığı ile anlatılıyor. Hatta okuyucunun hayretten gözlerinin fal taşı gibi açılmasına neden olacak, boğazına bir yumruk gibi oturan, yutkunmasına engel olacak, nefes almasını güçleştirecek bu olaylar duygusal bir yön veren sıfatlarla, acıtasyonu tetikleyecekleyecek kelime oyunları ile de süslenmemiş. Tıpkı Ferit Edgü’nün bizim edebiyatımızda yapmaya çalıştığı gibi az ve öz kelimeyle tüm gerçeklik naturalist bir dille okuyucu üzerine boca edilmiş. Büyük Defter bölümü benim okuma deneyimim açısından çok enteresandı çünkü ilk defa “biz” dili ile yazılmış bir metin okudum. İnsan zihnini acımasızlığı ile zorlayan olaylar ikiz kardeşlerin ağzından anlatılmış. Buna mukabil bir sözlüğü kutsal kitap gibi gittikleri her yere taşıyan, üstün zekalarının da etkisiyle kelime hazneleri oldukça geniş olan çoçukların yaşıtlarına göre oldukça üstün olmalarına rağmen kitap ikizlerin ağzından çok çok basit bir dille ve
Edebiyat
Büyük Defter - Kanıt - Üçüncü YalanAgota Kristof · Yapı Kredi Yayınları · 20258,5bin okunma