Bunları yazmak beni sinirlendiriyor mu, yoksa sakinleştiriyor mu diye soruyorum kendi kendime. Belki de yazı, daha iyi söndürmek için alevlendiriyor tutkuları; tıpkı oklara daha iyi hedef olsun diye avı sığınağından çıkaran kışkışçılar gibi.
Sana onca uzak kaldığım için bağışla beni
Şimdi sensin uzakta olan
Burada mısın hala, duyabiliyor musun duamı?
Şimdi sensin uzakta olan
Şimdi uzaktan aşk sensin
Efendim, Efendim, yüce Efendim, aşk sensin
Uzaktan aşk sensin...
Aşka lanet etmeyin dostlar,
Odur bize sevinçlerimizi veren
Neden geri almak da onun hakkı olmasın?
Hiçbir zaman aşk değildir bize layık olmayan, oysa biz layık olmayız ona kimi zaman.
Hiçbir zaman bize ihanet etmez aşk ve biz oluruz hep, ona ihanet eden.
İşte erkekler! derdi, asla memnun değildirler, artık sevmemek isterlerse bütün düşüşün, bıkkınlığın suçlarını kadınlara yüklemek için çare bulduktan sonra sevmemek suçunu da onlara bırakmak için zavallıları aşağılayacak şeyler ararlar.